çok küçükken bana insanların öldükten sonra tekrar diriltileceği ancak hayvanların toprak olacağı öğretildi ve ilk kırgınlığımı yaşadım. çocuk parkındaydım ve yerdeki toprağa baktım uzun uzun. canım muhabbet kuşum toprak olmamalıydı. çok sonraları ise hepimizin toprak olması gerektiğini öğrendim.
ergenlik yıllarımda oruç tutuyordum, doğal olarak çok acıkmıştım ve burnumun dibinde bir paket fındık vardı. açlık çekiyordum, yemeğim vardı ama yiyemiyordum ve durumun saçmalığının farkına vardım. bir avuç fındığı yedim ve bir daha oruç tutmadım.
kapanmadım çünkü saçlarımı seviyordum ve sıcaklarda dayanılmaz olacaktı. ayrıca vücudumu gizlenmesi gereken bir seks objesi olarak görmek zoruma giderdi. gusül abdesti almadım çünkü zaten duş alıp temizleniyordum. namaz kılmadım çünkü hangi hareketi yapıp içimden ne söyleyeceğimi düşünmekten allah huzurunda olduğumu hissedemedim. arapça kuranı anlamadığım için, türkçe kuranı ise kadının dindeki yerini kabullenemediğim için okuyamadım. canım istedi alkol aldım, öpüştüm, seviştim. domuz eti yemek ise henüz nasip olmadı.*
iyi bir insan olmaya çalıştım ama yaşam tarzım cennete gitmeme izin vermeyecekti, bu konuda yalnız da değildim. tanrının kötü biri olduğuna karar verip öfke duydum. sonra her şeyin bir masaldan ibaret olduğunu fark ettim.
sonuç olarak iyi bir insan olacağım ve bir kere geldiğim bu hayatı en güzel şekilde değerlendireceğim. hepsi bu.
04.09.2020 · 50. sıra
gozuyle gulmekte butun elalem
03.09.2020 00:13