Sık geçen başlıklar

yaraları saracak insan aramak 1

ekşi'de gör
yaşlı, yalnız, yorgun ve bedenen ve ruhen hasta biriyim.
asla iyileşmeyecek çok derin yaralarım var. tanrının her günü sızlıyor. ben mezara girene kadar da sızlamaya devam edecek, tedavisi yok.
yaralarımı saracak insan arıyorum, 2 senedir. tıpkı elinde fener ile sokakta adam arayan diyojen gibi...
iyileşmeyecek ruhsal yaralarımı azıcık pansuman etsin yeter. tek istediğim bu... maddi bir beklentim yok. insan zorda kalınca su ve ekmekle hayata tutunabilir.
aslında insanların yaralarını sarmak sanıldığı kadar zor değil. bunun sırrını size söyleyeyim. yaralı insana kendisini iyi hissetmesini sağlayacak söz ve küçük maddi şeyler... yani işin sırrı yaralı insana kendisini iyi hissetmesini sağlamak.
bunun için yaralı insana az da olsa zaman ayırın. bu bir telefon etmek olabilir. evine küçük bir şeyler götürüp gönlünü almak olabilir. ve inanın bu insan kendini iyi hissedecektir. batıp gitmişken birden ruhunda geçici de olsa bir ferahlama olur.
aranmayan ebeveynler çocuklarından gelen bir telefonla nasıl mutlu olacaklarını ben bilirim. dibe batmışken birden suyun yüzüne çıkıp sevinçle kulaç atmaya başladıklarını...
insanların gönlünü almak sanıldığı kadar zor değildir. yeter ki zaman ayırın. ve yardımınıza muhtaç insanlara kendilerini iyi hissettirin.
bir saat önce youtube'da bir video izledim. yeşilçam'ın yardımcı oyuncuları... milli piyango bileti satan mürüvvet sim'i, gece bekçiliği yapan arap celal'i, at seyisliği yapan nizam ergüden'i, vb... çoğu yalnızlıktan, kimsesizlikten, yardım eli uzatılmamasından, vs. şikayetçi... çoğu perişan ölmüş bu sinema emekçileri...
dünya böyle bir yer işte... ünleri, şöhretlerinin kendilerine bir faydası olmamış. hele sami hazinses'in hayatı tam bir trajedi... küskün ve ruhen yaralı ölmüş ezici çoğunluğu... böyle olmamalıydı.
diyeceksiniz ki "yaralarını saran insan bulabildin mi?" cevabım hayır. 40 yıllık arkadaşlarım bile bana yabancı... düşmüş ve yalnız birinden insanlar vebadan kaçar gibi kaçıyor, bunu bilesiniz. kendimi iyi hissettiren tek bir insan kaldı hayatımda... onun da pansumanı şartlı şurtlu... ve ilaveten iki kedi... hepsi bu...
eğer insana bel bağlarsanız şunu bilin ki insanlar hep değişir. yardımından emin olduğunuz kimselerin nasıl değiştiğini görür şaşırırsınız.
ruhsal yaralarımı saracak insan aramaktan vaz geçeli çok oldu. en büyük korkum yatağa düşüp kendi pisliğimde kalakalmak. işte bu çok ağırıma gider. ve tanrıya kimseye muhtaç olmamak için dua eder dururum hep...
hülasa; insanlara kendisini iyi hissettirin. yapacağınız en güzel şey bu...