Sık geçen başlıklar

yalnızlık kader mi tercih mi 2

ekşi'de gör
psikiyatristlerin/psikologların, görebildiğim kadarıyla ortak bir söylemi/iddiası var ki bağlanma ihtiyacı yemek yemek kadar temel ihtiyaçtır ve yok edilemez.

bugün aklımdan tam olarak şu cümle geçti, bir insanın bir şeyi isteyip, arzulayıp, hepsinden öte onun açlığını çekip de o şeyi kendinden uzaklaştırması, itmesi, ötelemesi yeryüzünün en büyük acılarından, yürünen en zorlu yollardan, geçilen en çetin sınavlardan biri olabilir.

bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik evresinde aldığınız etkiler, yaşadığınız olaylar size kaçıngan ya da kaygılı bağlanma problemi olarak döndüyse, siz yalnızlığı tercih ettiğinizi zannederken aslında o olayların güdümünde hareket etmekte olduğunuzun farkında bile olmayabilirsiniz. beyniniz, bedeniniz geçmişteki o olaya/olaylara takılı kalmış ve yaşadığınız yeni deneyimi görmüyor, tüm davranışlarınızı eskilerin ekseninde döndürüyor olabilir. bulunduğu ana, yaşadığı olaya gelememiş birinin aldığı karar özgür iradeyle alınmaz.

tercihlerinizin ne kadarı gerçekten size ait, ne kadarı değil hiç düşündünüz mü?
- ne görüşeceğim lan onla, tipini sevmedim
- işyerinden insana güvenilmez, herkes çıkar üzerine ilişkiler kuruyor
- tinder, okcupid, bumble, instagram, ekşi sözlük hepsi et pazarı
- ne gideceğim lan dans kursuna, dil kursuna
- komşuyla yüz göz olmaya gerek yok
- yurtdışında türkle yüz göz olmayacan

modern zamanlar, insanın kolaylıkla bulunabilip insanın insanı kolaylıkla hiçe saydığı zamanlar. bence bu cehennemi yaratan yukarıda örnek verdiğim zihniyet. bu aslında bizim toplumsal özgüvensizliğimiz. geleneksel değerleri çöpe atıp bir yandan batılılaşırken birey de olamamanın yarattığı bir savrulma hali. bu haliyle istatistiki olarak toplumsal seçim, ve bu seçimin bireylerdeki projeksiyonu da kısmen kader. yapılacak en iyi şey, insanla derdi olan insanlarla vakit kaybetmemek ve insana olan muhtaciyetini, acizleşmeden farkında olarak yaşayan insanlarla yakınlaşmak.