bazı akşamlar yalnızlığı öylesine derinden hissederim ki içimde, o anlarda beynimde kazan kaldıran varoluşsal düşüncelerin sinir bozucu çığlıklarını bastırmakta zorlanırım. bu sinsi seslerin beyin yiyen uğultusunu zaptetmek için çaresizce "aklını oyalayacak başka bir şey bul, düşünme bunları sakın!" derim kendi kendime.
kimi geceler bu tehlikeli sesleri susturup zapturapt altına alabilsem de, kimisinde aklımı eyleyebilecek başka bir düşünce, farklı bir hayâl, yeni bir umut bulamam ve deli etmeden bırakmayacak olan bu huzursuz tiz sesi bir türlü susturamam... "kimsin sen, yaşam nedir, ölümden sonra ne oluyor" diye sıralı sorular sorar bana içimdeki bu paslı ve yankılı ses. hiç susmaz, arsız bir tekerrürle peş peşe sıralar cümlelerini; "hiçliği düşün, sonsuzluğu anla, gerçekliği bul..."
işte o zaman, aklım bu çınıltılar içinde boğulup delirmesin diye kendimi hemen dışarıya atarım.
karanlık şehrin dar ve sessiz sokaklarında saatlerce gezersem, taşımaktan bezdiğim bu bedenin üzerine karanlıklar bulaştırarak hiç durmadan yürürsem, içimde durup durup kazan kaldıran cinlerin, şeytanların seslerini işte o zaman bastırabilirim diye düşünürüm.
amaçsızca ve hedefsizce yaptığım bu uzun yürüyüşler umumiyetle işe yarar da...
gecenin içinde çöp konteynerlerinden kedi atlar, dönüp bana bakar, ben sessizce yürürüm; sokak ışıkları kâh büyütüp kâh küçülterek gölgemle deve cüce oyunu oynar, ben yine yürürüm; öte mahallelerden sokak köpeklerinin etkisiz uzak sesleri duyulur, ben hep yürürüm; ışıksız zifiri karanlıklara girer, gölgemi kaybeder, gölgesiz ve kimsesiz kalırım da, ben hiç durmadan yürürüm...
ben yürüdükçe karanlık sokaklar ve karanlık düşünceler açılır, ben yürüdükçe ruhumdan boncuk boncuk anlamsızlıklar dökülür.
sonra bedenimin yürümeye, zihnimin düşünmeye mecali kalmadığını anladığımda eve dönerim. ılık suyla duş alıp arınır, hasretle beni bekleyen yumuşak yatağa girer; yorgun bedenle ve dingin zihinle, mezarlık sakinleri gibi huzurla uyurum...
hem toksik düşüncelerin aklı işgal ederek ruhu ele geçirmemesi için hem bedeni varlık amacına göre kullanarak dirliği temin etmek için hem de huzurlu derin bir uykuya ulaşmak için, vücudun ışıldayan demir misali işlemesi, bir güzel yorulması elzemdir. işte bu yorgunluk, varoluş sancısıyla başa çıkmanın en etkili yollarından birisidir de.
13.06.2021 · 45. sıra
leyleginomru
12.06.2021 00:15