tüm varlığını alıp, kendini doğaya adamak. adeta bir tarzan gibi yaşamak.
bizden önceki tüm nesiller savaşlar verdi, öldüler, sakal kaldılar. yokluk çektiler, açlıktan, hastalıktan öldüler. dünya düzeni kapitalistleşince artık savaşacak sınır ve bayraklar kalmadı, herkesin savaşı bireysel zenginlik hırsı ve tüketim. bu da bizi en tehlikeli savaşın içine attı. insanın kendiyle verdiği savaş.
doğanın parçası olduğumuzu kabullenmeyip asfalt ve betondan şehirler yarattık. parçamız olan yeşili şehir süslemesine çevirdik. bu yüzden kendi kafeslerini üreten hayvanlarız ve bu kafes yıkılmadan özgür ve tamamlanmış hissetmek zor. kendi ellerimizle ürettiğimiz yok edici bir robotun, milyarlarca parçasından biriyiz, işlevselliğimiz sürene kadar kullanılıyoruz ve tamirci ölüm arızalı parçaları değiştiriyor.
her şeyi yıkmamız lazım ve insan olmanın değerini görmemiz lazım. öfke ve kinle birbirini katleden canlılarız, hangimiz kızdığımızda elimizdeki parayı, evimizi yada arabamızı yakıyoruz. kızdığımızda başkasına zarar veriyoruz demek ki insan bilinci egolarının kuklası. ben merkezli olmaktan kaçıp doğa ananın kollarında anadan üryan sevişmek lazım.