Sık geçen başlıklar

turizmciler battı mutlu musunuz 2

ekşi'de gör
değiliz. çünkü maalesef batmadılar. paranın değerini bilmeyen bir takım sonradan görme vizyonsuz beyinsizler hala yerli ve çakal esnafa para kazandırmaya devam ediyor. parayı hakkıyla kazananlar ise yunan adaları'nda tatil kovalıyor.

o paralı ünlü tayfanın derdi tatil falan yapmak değil ilgi orospuluğu yapmak o adam siken yerlerde. akıllarınca kendi reklamlarını yapıyorlar. harbiden tatil yapmak isteyenler de gidiyorlar komşuda bol porsiyonlu deniz mahsulleriyle ucuz ve lezzetli alkolün dibine vuruyorlar. ne uzolar, mastikalar, sakız ve mandalina likörleri var orada of of of...

ümit özdağ gibi ergen eğlendiren tipler de "ulan tüm sahilleri kürt mafyası ele geçirdi, dur şu mevzuya da değinelim" diyeceğine gidip "yunana para kazandırma f35'ler kafana bomba atacak, git kendini yerli esnafa, kürt mafyasına siktir" minvalinde propagandalar yapıyor. akraba evliliği midir nedir?

özetle mutlu falan değiliz amına koyim çünkü turizmciler batmadı. keşke batsa. keşke ülkecek batsak. mutlak kaosu yaşasak. komple delirsek. çünkü o vakit ne siyasal islamcılar kalır, ne suriyeliler afganlar kalır ne de başıboş sokak köpekleri kalır.

en fazla kürtlerle birbirimizi yemeye devam ederiz işte. karadenizliler zıt kutup olarak dengeyi sağlar.
turizmciden bahsedilen otel sahipleri ise batmazlar merak etmeyin. ancak "turizimci"nin kapsamına, tur şirketleri ile anlaşıp, mağazalarına binlerce turist çeken, tur şirketine, rehberlerine komisyon ödeyen, üreticiye, nakliyeciye, çalışanlarına para kazandıran mağazacılar dahil ediliyorsa onlar batabilir. bunun da sevinilecek yanı yoktur.

ülkeye uzun zamandır vasıfsız turist geliyor, tabii ülkenin turizm bakanı otelci, cumhurbaşkanı ise her işte "uzman" biri olunca koyun sayar gibi turist sayıyorlar. yeter ki otel odaları dolsun.

bakın bu ülkede, bizim, alman turist başına 700 euro tatil parasını cebimizden ödeyip yılda 40 bin turist getirdiğimiz zamanlar oldu. mağazamıza uğruyordu bu turistler, koşulu oydu. zorla satış yok, tur şirketi programa bizim mağazayı da ekliyordu sadece. bu 40 bin alman turistin ortalama kişi başı harcaması ise 3000 euro tutuyordu. 120.000.000 eurodan bahsediyorum, sadece 2 mağaza için. çekilişle turistlere araba falan veriyorduk... sektörde mağaza sayısı ise çok...

bu paradan yüzlerce çalışanımız ve aileleri, kaldıkları oteller ve çalışanları, yüzlerce rehber ve aileleri, tur şirketlerinin yüzlerce çalışanı, biz hepimiz para kazanıyorduk. aynı zamanda üretici, her gün gelen onlarca otobüsün şoförleri, otobüsü kiralayan acente ve çalışanları, onlara yakıt satanlar ve tüm bu aşamalardan vergi alan devlet.

şimdi bu 40.000 turist yerine belki 250.000 tane geliyor. otel haricinde harcama ortamaları 50 euro çıkıyorsa öpün başınıza koyun. adına da "turizmde rekor" dersiniz.

rus turist mesela, sektörde yılda maks 2-3 tane rus turist konuşulurdu. bunlar gelip en lüks otelde ya da marinada teknesinde kalır. 2-3 mağaza gezer ve adam başı 4-5 milyon dolar bırakır giderdi. şimdi ülke rus dolu, para harcayanı yok.

eskiden gemiler dolusu amerikalı gelirdi, çok güzel paralar kazanılırdı. önce gemilerin büyük kısmını dubrovnik'e kaptırdık, şimdi de gelen gemilerden amerikalı diye, şirketlerinin verdiği promosyonla gemiye binen amerikalı ama çinli, meksikalı vs. geliyor. haliyle para da harcamıyorlar.

kuzey avrupalı çok güzel para bırakırdı, zengin avrupalı öyle, amerikalısı, hatta doğrudan çin'den gelen çinlisi, japonu vs. hep güzel paralar bırakırdı. şimdi akıllandılar. zırt pırt seçime giren, hukukun olmadığı, birilerinin işine gelince sağda solda bombalar patlayan ülkeye, aklı başında olan kimse gelmek istemiyor. bunların hepsi akp'nin başarısıdır...

not: bu sektörde kayıtdışı çoktur çünkü devlet bunu istemiştir. yunanistan'da mesela tur şirketi ve rehberi toplam %5 komisyon alır. bunu gelen turist bilir, işlemin de faturası kesilir. bizde ise mağazacı malı 100 liraya satar, sattığı ürüne göre bunun %15 ila %40'ını tur şirketine verir, tur şirketi bu paranın %3 civarını rehbere, kalanı ise kendi payını aldıktan sonra gemiyi getiren acenteye verir, gemiyi getiren acente kendi payını alır ve kalanı gemiye verir.

para kredi kartı ile çekildi, mağazacı komisyonu faturalandırıp vergiden düşemiyor çünkü devlet izin vermiyor. bu durumda ne yapıyor? mecburen, bu 100 lirayı ne satıyorsa o şekilde faturalandırıyor müşteriye. mağazacının adı kazıkçı oldu, vergi kaçakçısı oldu.

kıçımızı yırttık bu komisyonları %5-%10 civarına çekip her şeyi yasal yolarak yapacak hale gelmek için. ne devletin vergi kanunu ne de bir s.ke derman olmayan turizm politikaları buna izin vermedi. devlet bile farkındaydı aslında, kağıt üzerinde vergi kaçakçısı olsunlar ama daha pahalıya satıp, daha çok döviz getirmek zorunda kalsınlar diyordu...

peki sene 1980 mi? değil. metreyle altın zincir almaya gelenler, pırlantayı karatla değil, gramla almaya gelenler kalmadı. sana %25 komisyon verene kadar, geminin uğradığı yunanistan'da %5 resmi komisyonunu ödeyip alıyor. kuyumculukta 2 numaraydık dünyada (altın alıp sattığınız ve kuyumcu dediğiniz zırtapozlardan bahsetmiyorum) şimdi nerelerdeyiz kim bilir.

turizm bozuldukça, devlet, halkın yararlanacağı araba vs. ile uğraşacağına, yurt dışından gelen, çin, hindistan, pakistan üretimi boktan halılara kota ve ek vergi getirmekle uğraşmadığı için dünyada parmakla gösterilen halıcılık sektörümüz bitti.

hereke mesela, ipeği ayrı, yünü ayrı güzel bir halıdır. ipeğini artık sadece 3-5 bağımsız üretici üretiyor. kalanı sadece diğer devlet başkanlarına hediye verilsin diye saray'a üretim yapıyor. eski anadolu halılarımızı tırlarla topladı amerikalılar. direkt amerika'da, türkiye'den ucuza satabiliyorlar.

gümüş takı işi keza öyle, çin'den gelen boktan malzemeler sardı piyasayı, ülkedeki üretimci batma seviyesine geldi. hediyelik eşya diye sattığımız şeylerin %90'ı çin'den geliyor.

"turizimci" deyince aklınıza sadece otel sahipleri geliyor. turizm bu ülkenin en çok önem verilmesi gereken, her türlü kolaylığı sağlamamız gereken bir alanı. ama bu kolaylık "vizesiz gel" kolaylığı olmamalı. (bu kolaylık maalesef yine de oteller'de türklere daha ucuz konaklama imkanı sağlamaz ama ekonomine katkısı ile halkın daha da zenginleşir, talep olunca da yeni oteller vs açılır ve fiyatlar makul seviyeye iner.)

sen ülkeyi gezip görmeye değecek hale getireceksin, girişte de vize için paranı alacaksın. yok öyle dünyanın en önemli tarihi alanlarından bazılarını gezmeye bedava gelmek. efes elinde, pamukkale elinde, bir sürü antik kent, koskoca osmanlı tarihi sende. ama içerisi it kopuk dolu...

doldurursan ülkeye afganı, pakistanlıyı, yemenliyi, dış politikada oyuncak olup, bir o yana bir bu yana savrulursan bu halde olursun. bundan beteri de olman yakındır.

not 2: olaya sadece otelciler kafasıyla yaklaşanlar için de yazalım. neden senden 10 bin tl istediği odayı turiste 5 bine veriyor... çünkü, 1001 tane kolaylık sağlıyor devlet döviz getirmeleri için. sana 10 bine oda sattığında, ancak turiste 5 bine sattığında kazandığı kadar para kazanabiliyor.

herkese döviz lazım, devlete de. mesela yurtdışına toplu halde satınca odaları, bir miktar dövizi peşin alıyor, vade de yapsa döviz olarak yaptığı için kur farkı derdi olmuyor. ama türklere hizmet veren acenteye tl ile veriyor odaları, vadeyi de tl üzerinden yapabiliyor. bugünün 1 lirası yarın 1 lira kalmadığı için zarar ediyor.

bu işler bir bütün, ülke düzgün yönetilmeyince, ekonomisi bu halde olunca kendi ülkende tatile bile gidemiyorsun. boşa demedik bas bas bağırarak "oy verirken iyi düşünün" diye.

tatil yapman için takside ihtiyaç duyuyorsun, taksit de parayla, vade farkı var, bok var püsür var. bunların hepsi sana binen yük. oysa yabancı acenteye 3 ay vade ile veriyor 100 oda, kafası rahat.

mantıklı düşününce bugün yaşadığımız her şeyi hak ettiğimiz ve bunların normal olduğu anlaşılıyor ancak mantıklı düşünemiyoruz. çünkü biz, ülkeyi bu hale getirenlere oy vermedik. bizim oy vermemiz ise "demokrasi"de bir anlam ifade etmiyor, çoğunluk verdi ve olay bitti, bu kadar... kurunun yanında yanan yaşlarız hepimiz...