son zamanlarda farkına vardım. çoğu festival filmi olsa da hem görüntü hem de senaryo olarak çok iyi filmleri sadece bir reklam vererek yayınlıyorlar. bulutların ardında, ayka, altı buçuk, the net, at eternity's gate vs. vs.
gerçekten harika işler çıkarıyorlar. helal olsun. devletin yaptığı nadir işlerden belki de en güzellerinden biri. radyo 3 ile birlikte takip etmekten keyif alıyorum.
edit: başlığın altına genel itibariyle "sansür" üzerinden tespitler yapılmış. trt sansürü tüm sansürler gibi nefret ettirici bir konu kabul ediyorum bunu. ama tüm içeriklerin size ulaşana kadar sansürden geçmediğini mi düşünüyorsunuz? aslında birinin size dayattığı bir kültürü ya da kültürsüzlüğü, angaje etmek istenen bir düşünceyi toparladıkları platformların özgür olduğunu mu iddia ediyorsunuz?
benim cahil olduğumu iddia edenler mi ararsınız, param olmadığı için netflix'ten bihaber olduğumu iddia edenleri mi? sanki bir düşünce süzgecinden geçmiş gibi konuşanlar, trt1'de yayınlanan bir filmdeki sansürden bahseden vs. vs. sözlük de bu halde ne yapalım? ben oğlumla örneğin (kendisi 8 yaşında) bulutların ardında diye bir filmi nefesimizi tutarak izledik. oradaki yaşamı izlemek için film arasını bekledi sonra da başlayacak diye yine gitmedi. televizyon yayınlarında bu tarz bir merakı oluşturdukları için (üstelik durağan bir filmden bahsediyoruz) bile takdiri hak ediyorlar.
yönetim karşıtı biri olarak doğru yapılan şeyleri dile getirmezsek ne farkımız kalır? belki de bir avuç editör sayesinde izliyoruz bu güzel yapımları. unutmadan hiçbir film öncelikli olarak televizyonda yayınlanacakları için çekilmiyor. sinema gösterimi için yapılan bu filmlerin televizyon mecrasına aktarılması da bazı kayıplara neden oluyor. özetle sansür her yerde var. sizin önünüze gelen yemekten tutun, içtiğinize kadar her yerde. ama başlığın konusu bu değildi. ben artık netflix'te (ve diğer platformlarda) kapitalizm putu öne süren ve birbirinin tekrarı olan filmlerden (diğer türler şimdilik tartışma dışı) gerçekten sıkıldım. dün bir kore filmi vardı (the net). böyle bir filmi netflix'te bulamazsınız. bugün de mesela sorry, we missed you diye bir film yayınladılar. ingiltere gibi bir ülkede yaşayıp 1000 sterlin ceza için yemeden içmeden 6 ay çalışmak zorunda kalan bir babadan bahsediyor.
hayatın gerçeklerini ne yazık ki artık netflix'te bulamıyorum. ilk başlarda daha özgünlerdi. ama demek ki yeterli abone sayısına ulaştıklarını anladıkları anda sığ bir hal alıp gerçek kimliklerini deşifre edip empoze etme safhasına geçtiler. diyeceklerim bu kadar. sözüm meclisten dışarı.
13.12.2020 · 44. sıra
barissia
12.12.2020 12:15 ~ 14:59