Sık geçen başlıklar

the office 3

ekşi'de gör
muhtemelen defalarca söylenmiştir ama yine de biraz detaylı olarak açıklayayım: the office'in amerikan versiyonunun ilk sezonu size tırt geliyorsa bunu görmezden gelmenizi tavsiye ederim çünkü ilk sezon tamamen ingiliz versiyonundan uyarlamadır.

michael scott'ın ingiliz karşılığı olan david brent'i oynayan ricky gervais; işinde kötü olan, çalışanlarına da kötü davranan, başkasının yerine utanma isteği doğuracak espriler ve hareketler yapan birini çok iyi canlandırmış olsa da nedense bu konseptteki bir insanı ya steve carell iyi oynayamadı ya da bir ingiliz üzerinde doğal duran bu rol bir amerikalı üzerinde eğreti durdu.

neyse dizinin berbat geçen ilk sezonunun ardından steve carell, the 40 year old virgin filmi ile sempatik bir salağı çok iyi oynadığı için ve film de amerikada o dönemde iyi anlamda patladığı için dizinin yazarlarından olan greg daniels, michael scott'ı da ikinci sezonda uyuz olunan bir tipten sempatik bir salağa dönüştürme kararı alıyor. ki bu kararına diğer senaristler karşı çıksa da son söz greg abimizde olduğu için diğerleri de paşa paşa bu karara uymak zorunda kalmışlar.

işte bu karar sayesinde the office'i ilk kez izleyen çoğu kişi "ilk sezonu izledim ama beğenmedim" diyerek diziyi bırakıp bir efsaneden mahrum kalıyor. birinci sezonda diziyi bırakan birilerine denk geldiğinizde onlara şefkat gösterin.

edit: "ilk sezonu izlemeden ikinci sezona başlayayım mı?" gibilerinden neredeyse yirmiden fazla mesaj aldım. 1 bölümü 20 dakika olan 6 bölümlük ilk sezonu izleyemeyecek kadar vaktiniz değerliyse zaten hiç başlamayın. anime fillerı izlemiyorsunuz sonuçta, size "bu bölümleri atlayın" diyecek halimiz yok. bu yüzden artık "ilk sezonu izlemesem olar mığ?" gibilerinden komik sorular sormayın, tşk. kaldı ki ilk sezon da iyidir ama dizinin reyting olarak istenen seviyeye gelmediği ve neredeyse iptal aşamasına gelindiği için "berbat" ve "tırt" terimlerini kullandım.
yıllardır her platformda "that's what she said" cümlesi nasıl çevriliyor diye bakardım. divxplanet'teki çevirilerden tut, dandirik dizi sitelerinin çevirileri de dahil olmak üzere birçok yerde kötü bir şekilde çevriliyordu bu cümle. sırf bunu merak ettiğim için direkt olarak 2. sezon 3. bölümde michael'ın bunu ilk kez söylediği bölümü açtım.

amazon prime video'da bile "o da öyle diyordu" şeklinde çevrilmişti that's what she said. netfilikşte sonunda komik olabilecek bir şekilde çevrilmiş gibi dursa da "meh" diyebileceğimiz bir şekilde düzenlenmiş: "hatun da öyle diyordu".

amaaaaa bir de dublajına bakayım dedim ve her ne kadar dublaj sanatçılarının sesi karakterlere ne kadar uymuş henüz bilmesem de gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim ki açın dublajlı izleyin. sonunda birisi bunu "annen de öyle derdi" diye çevirmiş.

sonunda dwight "force it in as deep as you can" dediğinde michael ona dönüp "annen de öyle derdi" diyebilecek ve türk halkı bu şakayı hakkı verilmiş bir şekilde anlayabilecek.

teşekkürler netfilikş dublajının çevirisini yapan arkadaş. sana puanım 9 ama altyazıyı çeviren arkadaşa da en azından "o da öyle diyordu" diye çevirmediği için yarım artı veriyorum.

edit: "anan da öyle diyordu" daha iyi dururdu diye mesaj atan birkaç kişi oldu. arkadaşlar bir üçüküncü olarak elbette ben de biliyorum "anan"lı şeylerin daha komik duracağını. "annen"e şükretmemiz lazım bence*
burada bazen "daha izlemedim, izleyeceğim" yazanları okuyunca kıskanıyorum.

dwight'ın jim'e arabanın arka koltuğunda oturmanın kendisine sağlayacağı avantajları anlattığı sahnede yaşananlar gibi bir sürü sahnede sanki 6. kez tekrar yapmamışım gibi gülüyor olsam da, şu diziye yeni başlamış olmak daha önce hiç girilmemiş bi ormana girmek, daha önce adım atılmamış bi toprağa basmak gibi hissettirirdi. bunun kıymetini bilin. şanslısınız.