Sık geçen başlıklar

türkiye'nin beach club mafyaları 2

ekşi'de gör
çeşme'nin 20 yıl önceki halini bilenler her yıl daha da kötü hale geldiğini görüyorlar. çeşme şu an berbat durumda.
gençliğimizde ,2000lerde, çeşme hafif popüler olmaya başlayınca ve izmir dışından gelenleri görünce başta herkesin hoşuna gitmişti yalan yok. orada eskiden bir site yaşantısı vardı. herkes birbirini tanırdı. vespa motorla sağa sola giderdi. akşam oldu mu veli usta'dan dondurmasını alır, şevkiden kumru yer, haftasonu paparazzi ye kaçardı.

o zaman da paralı beachler vardı ama deniz alternatifi çoktu. zaten ılıca plajı herkese yetiyordu ve plajlara giriş cüzi rakamlardi. dokunmuyordu.

alaçatı projesinden sonra geri dönüşü olmayan bir nüfus yoğunluğu başladı. akın akın insan gelmeye basladi. her gelen "aman burası ne kadar ucuz" dedi. milletin götünü kaldırdı afedersiniz.

trafik sıkıştı, park yeri problemi doğdu, mekanlarda acayip acayip hesaplar görmeye başladık. kısa bir süre sonra mekanlar bizi beğenmemeye başladı. beklenen oldu. yavaş yavaş oldu fark ettik ama engel olamadık.

istanbullular akın ettikçe istanbul'un mafyatik işletmeleri onlarca mekan açtılar. bu mekanlara gelen saçma sapan tipler çeşme'de boktan yaşantılarını sürüp burayı daha da bok ettiler.

artık iyi bir deniz bulursam, güzel bir restoran bulursam kimseye söylemiyorum. ınstagram a falan koymuyorum oraya da gidip bok etmesinler diye. utanmasam bahşiş bile vermeyeceğim. o derece.

çözümü yok demeyin. çözümü var. bu konuda kamuoyu yaratilmali. önce bu beachlerin işgal ettiği alanlar tespit edilecek. ihtar cekilecek. sonra gölge müşteriler gidip kurallara uymayanları tek tek tespit edip cezayı kesecek. alın size devlete ek gelir kaynağı . giriş parası mı alıyor? girmene engel mi oluyor? kes cezayı. girişte çantamı mı kontrol ediyor? kes cezayı.

ama bunu ben değil. çeşme belediye başkanı bizim eko yapacak. o cesaretlendirecek milleti.

ama bunu yaparken halk plajinda yere izmarit atana çöpünü atama da cezanı keseceksin. denizler çöplük gibi her yerde bira kapağı izmarit pet şişe dolu.

sosyal sorumluluk projesi yapacaksın. her plaja giden kendi çöpü ile birlikte 10 çöp daha alacak. kirlilik giderek azalacak.

son cümlem neyzen teyfik den gelsin.
ayağa kalk ey ehli vatan’ dediler kalktık, puştlar oturdu biz ayakta kaldık.

son durum budur.
anıl aba'nın birgün'de yayımlanan şahane yazısı.

"ege sahillerindeki şu meşhur beach club’lara giriş fiyatları hafta içi 80-90, hafta sonu 100-125 lira. fiyata şezlong, şemsiye ve bir kola dahil, o da 200 ml’lik küçük kutuda olanlardan.

kimisinde giriş 50 lira ama şemsiye ve şezlong ekstra, 30-40 lira. bazısında giriş ücreti yok ama içeride kişi başı 150-200 liralık harcama yapmanız zorunlu. pofidikleri ayrıca kiralayanlar var, 20-25 lira. otopark zaten 25-30 lira. arabanız dandik, cüzdanınız ince gibiyse “içerisi dolu” deyip geri çevirebiliyorlar. kapıda çantanız fermuarlı ceplerine kadar didik didik aranıyor, mekâna yanlışlıkla su veya gofret bile sokamıyorsunuz.

içerde tost 30 lira. limonata 20 lira. kahve 25 lira. bira 40 lira, 33’lük. “frozen mermaid margarita with a twist of lime and coconut” gibi cafcaflı kokteyller isimlerinin uzunluğuna göre 80-100 lira. ıstakozlu hamburger 250 lira. ıstakozsuz hamburger 60-70 lira. 500 liraya pizza satan mekân da var.

....beach club hiyerarşisinin olmazsa olmazı olan kovalı şezlonglar 500-600 lira. buralara oturmak için buzlu kovada şişe açmanız gerekiyor. arkalardaki kovasız şezlonglarda oturanlara hizmet ve güler yüz yok. mesela “kavanozda ev yapımı naneli alaçatı limonatası” söylüyorsunuz, 45 dakikada üç kere hatırlattıktan sonra belki geliyor. insan gibi muamele görmek için ekstradan 100 lira bahşiş atmanız gerekiyor.
....
ido tatlıses, kerimcan durmaz, samet liçina, emre balık, pascal nouma, batıkan tanrıkulu ve cem belevi gibi isimlerini ilk defa duyduğunuz “dünyaca ünlü” dj’lerin sözde müzik yaptığı bazı mekânların happy hour’larında zorunlu olan stantlar 1000 tl (bir şişe premium içki dahil), localar 3500 tl (üç şişe premium içki dahil). stantlar beş, localar sekiz kişilik olup fiyatlara yüzde 10 servis bedeli eklenmektedir.

...... bu beach club’lar berbat hizmet, yüksek fiyatlar, mafyatik işletmeciler, kaba personel, kötü yemekler ve ido tatlıses’e rağmen nasıl piyasada var olabiliyorlar?

tekel oldukları için. tatilcilerin fazla alternatifi yok. bakın, türkiye’de 463 mavi bayraklı plaj var. bu da, yaklaşık olarak, her 177 bin vatandaşa bir plaj düşüyor demektir. yabancı turistler de cabası… coğrafya ve mevsimler belli, denize girilebilir alanlar sınırlı, ama nüfus büyüyor. haliyle bu sahilleri, koyları ve plajları işletenlerin tartışmasız bir tekel gücü oluyor. tekel demek rant demektir. yani sahibinin hiçbir emek harcamadan elde ettiği garanti gelir. rikardiyen rant teorisine göre, nüfus arttıkça ve ekonomi büyüdükçe de bu rant artar.

mesela ayayorgi koyu’nun tamamını özel işletmeler işgal etmiş durumda. ücretsiz halk plajı alanı kalmamış. altı tane beach club var. onlar da giriş fiyatları konusunda aralarında paslaşıyorlar. yani fiyatları düşürmek ve/veya hizmet kalitesini arttırmak suretiyle bir piyasa rekabeti oluşması mümkün değil çünkü koyda yer kalmamış zaten.
....

kıyı kanunu, madde 5 – kıyılar, devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. kıyılar, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. kıyı ve sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir.
....

devlet, kamu yararı gözetilmesi şartıyla bu alanları işletmelere verebiliyor. mevzuata göre bu işletmeler denize en fazla 50 metre yaklaşabilir ve halkın denize girişini engelleyemez. ama bu beach club’lar resmen denizin üstünde. insanların yoldan denize ulaşımı tamamen kesilmiş. kapıya güvenlik koyup geçmek isteyenlerden haraç keser gibi para istiyorlar. 100 kayme vermeden allah’ın denizine giremiyorsunuz yani. üstelik, vaktiyle, danıştay’ın kıyı kullanımları ile ilgili verdiği bazı iptal kararlarında 1) kıyılardan herkesin eşit bir şekilde yararlanma hakkının kısıtlanması, 2) kıyılara üzerinde özel mülkiyet ilişkisinin kurulması, 3) kamu yararının engellenmesi ya da ortadan kaldırılması hususları vurgulanmakta. ayakbastı parasının 100 lira olduğu, 250 liraya ıstakozlu hamburger, 3500 liraya yataklı loca satılan beach club’larda nasıl bir kamu yararından bahsedilebilir? bir avuç zengin züppenin story paylaşması kamu yararı değildir. zira ne o zengin züppeler kamudur ne de kerimcan durmaz… kamu biziz ve biz bundan bir yarar sağlayamıyoruz.
......."

https://www.birgun.net/…n-beach-club-mafyalari.html