Sık geçen başlıklar

türkiye'de tarımı kurtaracak proje 3

ekşi'de gör
alkole karşı duruşun kaldırılması, tersine teşviklerin yapılması gerekmektedir. bunun ne faydası olur dersenizde egzotikler hariç genel geçer neredeyse tüm meyvelerin yetiştiği topraklardayız.
buğdaydan bira, meyvelerden şarap vb, anasondan rakı yapmak bu kadar kolay üretilebildiği ancak bu kadar zor satıldığı bir toprak olabilir mi? oluyor..

evet köylünün alkole karşı sert bir duruşu var ancak genç/yeni kuşakta bu kadar sert bir duruş yok dahası avrupa'da nasıl yerel bira varsa yerel şarap vb. üretimleri serbest bırakılsa ve kısa vadede görece en hızlı gelir buradan elde edilir. dahası bir çok alkollü içki doğru şekilde saklandığında yıllarca bozulmadan kalabilmektedir. aynı durum diğer tarım ürünlerinde yazık ki olmamaktadır. yani raf ömrü en uzun olan tür-ürün budur.

edit: @thechef adlı çaylak uyardı, mealen: emziren annelere ve hollanda'da ineklere süt verimini arttırdığı gerekcesiyle malt içeceği içirildiğini anımsatmam gerektiğini/daha iyi olacağını iletti.

edit2: bal şarabıve hatta kımız gibi içeçeklerde tarımı ve köylüyü güçlendirecek seçenekler olarak düşünülebilir. doğru şekilde kurgulanırsa görece pahalı olan bal-at sütü gibi ürünler bile hem tüketimi arttırılabilir hem de görece bu ürünler orta-alt gelirlilerin bile ulaşacağı fiyatlara inebilir.

edit3: @eudokia adlı yazar uyardı ve mealen yozgat bira fabrikası nda ilk başta karşı çıkışlar oldu ancak işin içine istihdam ve para girince tepkiler azalıyor ve hatta kapatılacağı zaman tersine kapanmasın tepkileri geliyor. incelemek isteyenler içinde makale bırakmış. @uncass ise posaların hayvancılığa yönlendirilmesinin dair fikrini beyan etti.
ilk başta yapacağın şey belli, işi(bakanlığı) ehline vereceksin. soyadına bakıp eker, diker bu demeyeceksin.
kooperatifleşmenin ülke geneline yayılması gerekli. bu kooperatiflerin işletilmesine devlet öncülük etmeli. çiftçilerin ellerindeki ürün bu kooperatifler aracılığı ile pazarcılara veya perakendecilere direk ulaştırılabilmeli. böylece tüketici çiftçiden çıkan 50 kuruşluk ürünü pazarda veya markette 5 liraya almak zorunda kalmaz. büyük bir organizasyon işi olsa da devlet önce küçük küçük pilot bölge uygulamaları ile bu işe başlayabilir. zamanla tecrübe kazandıkça da sistemi ülke geneline yayabilir.

bu fikir aslında türkiye için bir ütopya. yapılması imkansız. çünkü arada çiftçinin emeğinin zerresini sarf etmeyip çifçiden daha çok para kazanan "yiyiciler" var. bu kesim zaten aralarında anlaşıp fiyat düzeyini de bir bölgenin hemen hemen her yerinde aynı seviyelerde tutmakta. işin en acı tarafı da devletin her zaman çiftçiye vatandaşa değil bu kesime çalışması. kanunları bu kesimin çıkarlarına göre düzenlemesi. biliyoruz ki türkiye'de devlet daima küreşelleşme maskesi altında sermaye sahiplerine çalışmakta.

bazı öneriler var su, elektrik ve akaryakıt giderlerinin ucuzlatılması veya üzerinden vergi yükünün alınması üzerine. evet bu kalemlerin maliyetlere birinci dereceden direkt etkisi vardır. ama yine de bu konuda geniş bir araştıma yapmamış olmamla birlikte tüketiciye yansıyan fiyatın sanıldığı kadar da fazla düşmeyeceğini tahmin ediyorum. çünkü zaten çiftçinin satış fiyatı parekende fiyatının çok çok altında olduğu için çiftinin maliyetlerinde %50 gibi büyük bir düşüş bile raf fiyatında büyük bir değişikliğe yol açmayacaktır. yani yukarıda bahsettiğim örnekte çiftçi maliyetleri yarı yarıya düşürüp ürün satışını 25 kuruşa çekse bile bu düşüş perakende fiyatına en fazla 4,50 veya 4,25 olarak yansıyacaktır.

edit: bahsettiğin konu sorunun sadece bir parçası. işin bir de yerli tohum ve gübre üreticiliği, teknoloji kullanımı, zirai verimlilik ve lojistik maliyetleri gibi boyutları var.