baktım ve cafcaf gibi dergilere kimlerin güldüğünü anladım. gerçekten daha yaratıcı bir şey beklemiştim, 70 iq'suyla kafasında yaşattığı masallar yüzünden hem kendisi rezil gibi yaşayan, hem de bizlerin hayatını zorlaştıran, gültepe'deki halıfleks kaplı güneş görmeyen evinde, yerde bağdaş kurup 28 taksitle aldığı plazmasından survivor'u izlerken bir yandan ağzına mandalina tıkan, boştaki eliyle de ayağının altını kaşıyan abdülkerim'in, reklam arasında bilgisayarının kaldırdığı tek çizim programı olan paintle sıçıverdiği bir eser.
"laikçileri kudurttu!!11", "ahaha kemalistler çıldırdı!!".
ne kuduruyor, ne de çıldırıyoruz. sadece acıyoruz, önce genleriyle beslenmesinin birleşiminden anca bu kadar mizah çıkabilene, sonra özgürlüğünden mimarisine bu zeka düzeyinin şekillendirdiği bir yerde doğmak talihsizliğinde olan kendimize.
bu paint lorduna da bir önerim var: haftasonları kadıköy'e gelmeyin. elele yürüyen çift görünce içinden "tövbe tövbeeağh, herifi dövelim, karıyı da zikelim" diye geçiren mügmin abileriniz ablalarınızla dolu ilçelerinizde takılın. ne güzel yerler oralar, sokaktaki kokular filan şahane.
01.10.2016 · 48. sıra
isolde
11:08 ~ 18:50