sobalı evde yaşayan çocuk oluyor genelde kendisi. milenyum sonrası pek kalmadı haliynen. debe’de gördüm sinirim fırladı da dedim ben de bi yazayım:
yazın kömürü kömürcüden, odunu ardiyeden alan kişilerin evladıdır. ana babaları çatıya ya da bodruma odun kömür taşırken meybuz dilliyordur, o yüzden taşıma denen bu boku bilmez. kışın götünde haftalık odun kömür getirildiğini de bilmez. ne boru kurmuştur ne boru söküp temizlemiştir, pisliğini bilmez. hangi kömür iyi yanar hangisi zerre yanmaz bilmez. soğuk suda bulaşık yıkamamıştır, anasının elleri soğuk sudan kıpkırmızı olmuştur, eklemleri soğuktan şişmiştir ellerini kapatamaz, bizimki işte ay kahvaltı der. kahvaltı sonrası annenin eller gitti. sabah uyanırsın, ortalık buz. arada soba dumanından zehirlenip ölürsün.
köyde kömür de olmaz ardiye de olmaz, peyderpey gidip ardiye yolarsın, tepeler saç biti girmiş gibi kel kel kalır.
çok romantize ediyorsunuz, beni sinirlendiriyorsunuz. iki noktalı üç noktalı filan.