Sık geçen başlıklar

sevgilisini bıçaklayıp başında bekleyen genç kız 1

ekşi'de gör
yurdum insanın aşkı bile ölçüsünde yaşayamadığının kanıtıdır.

celladına aşık olmak varoşluktur. varoşluk ise kalıtsal. bulgur pilavı yemekten, turşu suyu içmekten beyni gelişemeyen alt tabakanın ölçülü bir birliktelik yaşamasını düşünmek ise ütopyadır.

tırın arkasına "dünya dikenli bir hayat, sevende mi kabahat?" yazan da aynı varoş, toplu taşıma kullanırken etrafındakileri itip kakan da, yerlere tüküren de, donla denize giren de, suda uzun eşek oynayan da, birbine pandik atan da, pijamayla piknik yapan da, sevgilisini bıçaklayıp başında bekleyen de...

çünkü varoşların "norm"ları yok. normları olmayan bir güruh nasıl ölçülü davranabilir ki...

aşk, sevgi, cinsellik kelimelerine de çok uzaktırlar. hele "cinsellik" anlayışları ve yaklaşımları da "geneleve gitmiş sivilceli ortaokul öğrencisi" düzeyindedir.

"anadolu köylüsü" değildir bunlar, dikkatinizi çekerim. "anadolu köylüsü"nün mutasyona uğramış halidirler...

gecekondu kültürüne mensup, orada yaşayan, ama orada kalmayıp şehrin diğer taraflarına da bulaşan lumpenproletarya üyeleri. ne şehirli, ne de köylü kalabilmiş olan, iki arada bir derede, arabesk kültürünü üreten ve yaşatan insanlar. onlar, kafanızdaki gibi saz çalıp türkü besteleyen, çorap örüp kilim dokuyan, şu trt belgesellerinde "yurdum insanı" diye pazarlanan nineler-dedeler-köylüler değiller.

bunlar istanbul'a gelip, hazine arazilerini yağmalayıp gecekondu diktikten sonra, bir de üzerine apartman çıkmaya çalışanlar. para kazanmak için "ulan belki bir kat daha çıkarız" diye inşaat demirlerinin filizlerini dışarıda bırakanlar. son derece kaypak, son derece tehlikelidirler, arkanı döndüğün anda hemen seni satarlar.

sonuç olarak iki varoş birbirini bulmuşlar, tencere kapak olmuşlar. asla yadırgamam. allah bir yastıkta kocatsın.

birbirinizin mermilerine kafa atasınız e mi iki güzel insan?

yapmazsanız vallahi darılırım!