Sık geçen başlıklar

sanal kumar bağımlılığı 4

ekşi'de gör
yaşım 34 ve 20 yıldır iddaa, at yarışı, köpek yarışı, sanal rulet, sanal zar atma dahil her türlü oyunu oynadım.20 yıldır legal, illegal para kaybetmediğim mecra kalmadı.
lisede iddaa kuponunun 50 krş olduğu dönemlerde başladım.harçlıklarımı sürekli iddaya yatırır, öğle arası arkadaşlarım tost yerken ben hep ortalıktan kaybolur yemek yemeden geçirirdim günümü.lise yıllarım idda yüzünden hep sefaletle geçti.
lise sonda üniversite masraflarım çıksın diye bir kahvehanede çalışmaya başladım.2008 yılında günlük 15 lira alıyordum.birkaç hafta çalışınca hem para biriktirdim hem eve erzak pazar vs için destek oluyordum.kahvehane ile ganyan bayii yan yanaydı.bilenler bilir her yarım saatte bir koşu olduğundan kahvedeki herkes yarım saatte bir yandaki ganyancıda yarış izlemeye giderdi.ben de bir zaman sonra at yarışı oynamaya başladım.başladıktan sonra günlük kazancımın hepsi yarışlara gitmeye başladı.biriktirdiğim para da bitmişti.işten ayrılmaya yakın ailemden harçlık almaya başlamıştım ve onu da kaybediyordum.
üniversiteye başladım, kyk yurdunda kalmaya başladım.sınıf arkadaşlarım sosyalleşip gezip tozarken zamanımın çoğu ya idda bayi ya da ganyancıda geçiyordu.hiç unutmam ramazan ayında burs ve harçlıkları kaybettiğimden iftar çadırında iftar açmak zorunda kalırdım çoğunlukla.eskiden kyk yurtlarında haftasonu yemek fişi vermediklerinden aç yattığımı bilirim.bütün sebebi bahis ve at yarışıydı.üniversite yıllarım da bu illet yüzünden sefillikler geçti.
mezun olup işe başladım bu defa daha yüksek paralarla oynuyordum.maaş gecesinin sabahında hesabımda 1 kuruş para kalmadan çok uyandım.borçları ödemek için banka kredi verirse kredi çekiyordum, kredi vermezse ya evkurdan ya da hat üzerine telefon alıp bozduruyordum.oralarda limit dolunca sağdan soldan sürekli borç para istiyordum.türlü yalanlarla borç bulup hem kredi borçlarını hem telefon hem de elden aldığım borçları ödemeye çalışıyordum.tabi bu süreçte bahis ve at yarışının yanına sanal rulet sanal zar atma oyunlarını eklemiştim.ara sıra tövbe edip durumum biraz düzelince eski bir araba alıp ayağımı yerden kesiyordum birkaç ay sonra tekrar başlayıp arabayı satıp onu da kaybediyordum.dünya kadar ödediğim borcun yanında hiç abartmıyorum dört adet araba kaybettim bu illet oyunlarda.
50 kuruş ile başladığım bu serüvende kaybettiğim bir milyon tl'den fazla para ve şu an 400 bin tl borç ile hayatıma devam etmeye çalışıyorum.yıllarım borç ödemekle geçti ve şu an bıraktım diye ümit ediyorum.umarım tövbemi tutabilirim bu defa.
borç ödeniyor, mal yeniden alınabiliyor ama kaybedilen itibar ve gençlik geri gelmiyor.
parasını, zamanını, itibarını, dostlarını, ailesini, sağlığını kaybetmek istemeyen bu işlere hiç bulaşmasın.ayrıca inançlı insanlarız, dünyada böyle rezil olmuşken ahirette kim bilir nasıl hesap vereceğiz.allah bu illete bulaşmış ya da bulaşacak herkesi korusun diyorum.düşmanımın başına vermesin deyimi kumar belası için söylenmiş olmalı diye düşünüyorum.
ibretlik iki hayat hikayesi bırakayım düşük ihtimal olsa da belki birileri ibret alır yol yakınken bırakır ya da hiç bulaşmaz.

birinci hikayemizin baş kahramanı memur kuzenim. kendisi evli iki çocuk babası efendi bir çocuktu. birden arabasını sattı babası sorduğunda “ev almayı düşünüyorum ondan dolayı sattım” demiş. daha sonra acı gerçek ortaya çıktı. adamın 4 milyon tl'ye yakın borcu çıktı. tüm sülale toplanıp kendi aralarında borçlarını kapattı. babası maaş kartına el koydu, tüm internet banka hesaplarını kapattı, tuşlu telefon alındı, maaşının ihtiyacı kadarını gelininin hesabına yolluyordu.

sonuç; bir ay oynamadı 2. ayda gecede 87 bin tl gömmüş. babası evlatlıktan reddettim diyor.

2. hikayemizin baş kahramanı liseden arkadaşım. bu arkadaşım da ilk senesinde üniversiteyi kazanan, üniversiteyi 3 yılda bitiren bitirdiği sene atanan 10 yıllık bir memur. uzun zamandır görüşmüyordum yaklaşık bir ay önce haberini aldım herif çalıştığı kurumdaki tüm mesai arkadaşlarına borç takmış, yetmemiş kuruma gelen vatandaşa borç takmış olay ortaya çıkınca başka yere atalamışlar orda da rahat durmamış görevden atılmış.
bu entry'nin amacı, çok yakın bir arkadaşımla tecrübemden yola çıkarak sanal kumar illetine bulaşanlarla ilgili özet bir rehber hazırlamaktır.

hayatımın ilk 24 yılını kardeş gibi geçirdik, hatta kardeş olsak bu kadar vakit geçirmezdik belki de. aynı yıl doğmuşuz, o benden üç ay büyük. hatta ağzımızda dört diş varken güldüğümüz aynı koltukta fotoğrafımız var, 6 yaşında top oynarken, 10 yaşında piknikte, 12 yaşında babalarımızın dükkanında... sonra evlendik, semtler uzaklaştı, ara ara telefonlaşsak da kabul edelim, koptuk. ben adları büyük okullar okuyup beyaz yakalı oldum, o meslek lisesinden sonra ticarete girdi.

bu arka plandan sonra başımdan geçen hikayeyi anlatıp sonunda şu soruyu soracağım: bu kumar illetinin çözümü yok, fakat kişiyi nasıl kontrol altına alabiliriz?

- geçen yıl eylül ayına kadar yılda bir ancak görüştük, o gün görüşelim diye beni çağırdı, çok mutlu, bir yerlerden para gelmiş, yüzler gülüyor. kesinlikle para ödetmedi, "haram para ezicez olum, dokunma sakın hesap bende." dedi.
- ocak ayında beni aradı, "bir şeyleri batırdım, abimin haberi olmadan çözmeye çalışıyorum, ne kadar verebilirsin?" dedi. ben "sana ne kadar lazım?" dedim, "50bin" deyince o kadar olmadığını, bir miktarını verebileceğimi söyledim, verdim de.
- ben yoklama için tekrar aradım, açmadı.
- mesajla "para hâlâ lazımsa göndereyim, prim ödemesi vardı bu ay, senin işini çözer." dedim, istemedi.
- nisan ayında haber geldi, belirsiz bir miktarı kumarda yemiş.

sonradan hikayeyi başka arkadaşlarımdan da dinledim ve kumar oynayan arkadaşımın tüm banka hesaplarını kalem kalem inceledim. kendi tecrübemden çıkarımlarımı paylaşmak isterim, en azından eşinden dostundan bu konuda şüphelenen varsa nelere dikkat etmeleri gerektiğini görsünler:

1. "kumarbazlar, ilk başta para kazanıyorlar." bilgisi yanlış. hesaplara bakınca, eylül ayında arkadaşım para ezerken de zararda olduğu çok açık. fakat fark şu: ilk başta görece büyük rakamları tek seferde kazandırıyorlar, mesela her gün 3-5bin tl kaybettiniz, birkaç ay boyunca birkaç sefer bir anda 150-200bin tl kazanabiliyorsunuz. nette zarardasınız, fakat hissiniz para ezecek kadar kazandığınız yolunda, zaten kumarın büyüsü de burada. zihniniz bir zamanlar kâr ettiğinize inandığı için, işler kötü gittikçe şansınızın dönüp voliyi vuracağınıza bahis koymaya devam ediyor. fakat gidin bakın, bu başlıkta da sık sık gördüğümüz "çok güzel paralar kazandım." diyen herkes, nette o gün bile zarardadır. özetle, bu bir ilüzyon.

2. ocak'ta beni arayınca, bende "haram para" ışığı hemen yandı. mesleğim gereği ben şüpheci biriyim, belki ondandır. fakat biri sizden borç istiyorsa ve bu kişinin ucundan kıyısından bu işlere bulaştığını biliyorsanız, bilin ki kumar için istiyordur. yemin billah etsin, kumar için olmadığını iddia etsin, ağlasın, sızlasın; fakat vermeyin. ben verdim, neden verdim, madde 3'te.

3. bende ışık yandı fakat emin olamadım, siz emin olun. o yüzden gitse canımı yakmayacak miktarı belirledim, ikiye böldüm, sonra adamı yemlemeye karar verdim. telefonla aradım, o sırada sıtmalı gibi titriyormuş adam, kimselere söyleyemiyormuş ama birkaç milyon tl yemiş çoktan. "prim geldi, göndereyim parayı" dedim, evet dese telefonu kapatıp direkt abisini arayacaktım. o almadı, sonradan öğrendim ki 24 yılın hatrına bana kıyamamış. uçana kaçana borç yapan birinin kendisine para teklif eden yakın arkadaşını reddetmesinin psikolojik tahlilini henüz öğrenemedim, o birazdan öneriler bölümünde.

4. nisan ayında haber geldi, borçları hesaplamak bana düştü. tek tek bankalardan dökümleri aldık, alt alta koyduk. bu arada aklınızda olsun, papara gibi bankacılık sisteminin dışındaki yapılar üzerinden gönderim yapılıyor. eğer limit yetmezse, o zaman bahisçilerin fakir fukaraya açtırıp üç beş kuruşa şifrelerini aldıkları hesaplar üzerinden eft/havale ile de para gönderimi oluyor. o yüzden biz arkadaşın e-devletinden girip tüm hesaplarını gördük, ekstrelerini aldık, o ekstrelerden hangi banka-dışı finans kuruluşuna para gitmişse onun da ekstrelerini aldık.

5. ekstrelere bakınca bir örüntü görüyorsunuz zaten, bizdeki örüntü akşam iş çıkışı dükkanı kapatmadan hesaba para atma şeklindeydi. atılan paraların zamanla büyüdüğünü görüyorsunuz, bin tl ile başlayan tutarlar art arda giden 50bin tl'lere dönüşmüş zamanla.

6. bu işin fiziksel bulgusu depresyon, ama ağır depresyon. dediğim gibi titreme krizleri, serumlar, hastalanıp işe gitmeme, çökmüş gözler, uyuyamama v.s. yani telefonda sesi kötü gelen birine borç verirken iki kere düşünün, hatta tavsiyem reddetmek istemiyorsanız "akşam sana uğrayayım, elden vereyim." deyip bir kontrole gidin.

7. bu süreçte karşınızdaki kişi inanılmaz şekilde yalan söylüyor. başka tecrübelerimle de sabit, normalde çok güveneceğiniz biri bile acayip yalanlar atmaya başlıyor. bu vakada bizim arkadaş, kendisine ima yollu kumar oynadığını söyleyen arkadaşına öyle bir trip atıyor ki, çocuk eve gidip utancından ağlıyor "ben bunca yıllık kardeşime bu iftirayı nasıl atarım?" diye. sonuçta maalesef çocuk haklı çıkıyor ama.

8. bu yalanların ve ödenemeyen borçların sonucunda, takdir edersiniz ki bizim arkadaşın yanında bir tek ben kaldım. dostlarının hepsiyle kavga etti, abisiyle kavga etti, yeğenleriyle kavga etti. benim de tek amacım kumara para kaptıramayacağı bir yaşam dizayn etmek. bunun için de bazı fikirlerim var, daha fazlası için ekşi'deki uzmanlardan destek almak istiyorum.

9. bu arada şunu yazmadım: bu adamı durduran ne oldu? çok basit, parası bitti. başka türlü kendiliğinden durma şansı yok zaten, konuştukça onu anlıyorsunuz. gazı takılı kalmış araba gibi, benzin bitene kadar devam ediyor yoluna. hesaplarına bakınca altı farklı bankadan kredi kartları dolmuş, hesaptaki eksi bakiye limitleri dolmuş, ihtiyaç kredileri çekilip ödenmemiş, yakın/uzak tüm arkadaşlardan borçlar alınmış, düğünden kalma takılar satılmış, son olarak kuyumcudan borç alınmış (yani tefeciden borç alınmış). zaten malvarlığı namına kendi adına bir şey yoktu, olsa eminim ki onları da satmadan bitirmezdi. ödeyemeyince kasadan tırtıklamış, abisiyle papaz olunca da bu iş açığa çıkmış.

10. abisiyle papaz olunca, abisi "abilik" yapmış ve sormuş: "kaç lira borcun var?" aldığı cevaba şaşırsa da çıkarıp nakit para vermiş ve borçlarını temizleyip hayatına devam etmesini söylemiş. tabii ki ertesi gün tamamı kumara verilmiş. maalesef.

peki bu kadar olayı anlattım, sonrasında ne yapmalı?

1. kişi ikrar etmeli ve yaptığının da kötü olduğunu kabul etmeli. bunu hızlıca yaptırdık çok şükür, psikoloğa gitti, halen devam da ediyor.
2. kesinlikle yalnız bırakılmamalı, burada da yazılmış zaten, allah korusun... geçiyorum.
3. haftada bir/iki aranıp havadan sudan konuşmalı, hatta kendi dertlerinizi filan da anlatabilirsiniz. burada önemli olan güveni korumak ve bir bağ kurmak. bizde bağ zaten vardı, hızlıca tazeledik ve devam ettik.
4. nakit akışı kontrol altına alınmalı. benim tavsiyem, maaşlı bir işe girmesi ve banka hesabına kendisinin de gönüllü olacağı bir vasi tayin edilmeli. tüm internet şifreleri bu kişide olacak, aynı zamanda e-devlet şifresini arada açtırıp banka hesaplarına bakılmalı. az evvel bahsettiğim banka-dışı hesaplar maalesef hiçbir yerde yazmıyor, buna nasıl bakarız, bilen varsa ve paylaşırsa çok sevinirim.
5. bizdeki durumda maalesef ticaret yapmaya devam ediyor. henüz bu kısma giremedim, fakat bu hesapların da benzer şekilde alınıp kontrol edilmesi gerek. bir yandan da çok boğmuş olmaktan korkuyorum. yine bilen birinden önerilere açığım.
6. eski borçları takip etmek gerekli. sorduğunuzda emin olun "tamam kardeşim, o işi hallettim kimse kalmadı." diyecektir, yalan. benim gibi şanslıysanız borçlu listesini biliyorsunuzdur, aracılarla borçların ödenip ödenmediğini kontrol edebilirsiniz. -ödenmedi- ödenmesi şu anlama geliyor, demek ki nakit akışını düzene oturtmuş ve kumara para gitmiyor, yoksa borçlarını ödeyemezdi.
7. benim bir fikrim daha var: kumara karşı bir amaç oluşturmak. mesela arabaları çok sever, şöyle lüks bir araba aldırıp borca soksam, o "ulvi amaç" uğruna en azından bir süre kumar oynamaz gibi geliyor. ve koskoca araba sonuçta, daha güzel bir kumar alarmı düşünemiyorum: kapıdan kaybolursa, anında kapısını çalarım.

benim tecrübem bu şekilde, umuyorum bu entry'yi olumsuz yönde editlememe gerek olmaz.
son bir ay içinde 3 personelime banka borcu sebebiyle icra geldi, kredi çekip kumar oynamışlar, 2 personel zimmete para geçirdi ve işten çıkartıldı, para da maaşlarının yarısı neredeyse. 1 personel eşinden ayrrıldı, elinde avucunda hiçbir şey kalmadı ve sürekli arkadaşlarından borç isteyip tekrar tekrar kaybediyor, yakında iş akdi feshedilecek. yaş ortalamaları 22 ve ileride başlarına gelecek dertlerden zerre haberleri yok ya da umursamıyorlar. iş başvurusu yapanların çoğunun banka hesapları blokeli, hesapları kiraya vermişler yasadışı bahis için.

bu işin sonu hiç iyi bir yere gitmiyor, bu işten para aklayan tipler servetine servet katıyor, yasal bahis oynatan firma tekel oluşturmuş bahisleri ve oranları kafasına göre belirliyor, bu durum insanları yasadışı bahis sitelerine yönlendiriyor. kısaca, ülkede nereye elini atsan bok fışkırıyor, ileride bu konu gündemi çok fazla meşgul edecek.

kolay paraya ulaşma isteği ve sosyal medyada gördükleri hayata özenmeleri çoğu gencin sonunu getirecek. kasa her zaman kazanır ve kazanıyor, gençlerimizin geleceği kararıyor.