benim için yaptığı köy ziyaretleridir.
demirel büyükşehirlerden ziyade kırsal seçmenin üzerinde etkisi olan bir liderdi.
bunu bildiği için diğer politikacıların aksine sıklıkla köyleri ziyaret ederdi.
ben de bizim beldeye yaptığı ziyareti anlatacağım.
bizim sülale silme "kıratçı" ve içlerinde partinin yerel teşkilatında görev alan üyeleri var. belde belediye başkanı da dayım olur. diğer dayıların da parti delegesi, il genel meclisi üyeliği gibi görevleri var.
bunlar baskı, kulis falan demirel'i bizim beldeye getirmeye ikna ediyorlar. belde, araba ile şehir merkezinden 3 saat uzaklıkta ve toprak yollardan ulaşılan bir dağ köyü olduğu için iş çok büyük, hani türkiye cumhuriyeti başbakanının oraya getirilmesi
mucize gibi bir başarı hikayesidir. öyle söyleyelim.
köyde tam anlamıyla bir bayram havası var. herkes işin bir ucundan tutmuş, karşılamanın görkemli olması için çalışıyor. biz de günler öncesinden köye geldik ve çalışmalara yardım ediyoruz. tabi ki çocuk olduğumuz için daha çok ayak altında dolaşıyoruz. yalnız herkes tam kapasite ile çalışıyor.
o büyük gün geldi. sabah erkenden bütün köy meydanda toplandı. günlerden cuma ve demirel'in gelme saati 12 olarak söylenmiş. herkes bir iş yapıyor. afişler asılıyor. temizlik yapılıyor. kazanlarda yemekler yapılıyor. kurban edilecek boğa süsleniyor. çocukların ağzı yüzü siliniyor. kadınlar üç etek denen yerel kıyafetlerini giymişler. köyün ileri gelenleri uyumsuz da olsa kravatlarını takmışlar. bıyıklar düzeltilmiş, ayakkabılar boyanmış herkes demirel ile birebir diyaloga girecekmiş gibi hazır bir şekilde bekliyor.
saat 9 gibi gökte bir helikopter belirdi.
ortamda önce bir sessizlik oldu. herkes işi gücü bıraktı havaya bakıyor. helikopter alçalmaya başladı. muhtemelen askerliğini komando olarak yapmış köylülerden biri durumu anladı.
- bu helikopter inecek!
12'de beklenen demirel'in helikopteri saat 9 civarı inişe geçiyor. bütün köy meydanda ve iniş için belirlenen alan yaklaşık 700 metre ileride. bütün köy bir anda koşmaya başladı. yaklaşık 2000 kişiden bahsediyorum. çocuklar, kadınlar hepimiz koşuyoruz. biz kuzenle kalabalığın dışından koşuyoruz. o anda düşsek bütün köy üzerimizden geçer. cesedimizi demirel gidene kadar kaldırmazlar. hiçbir güç karşılama törenini aksatamaz. tempo inanılmaz. ihtiyarlar ellerindeki bastonu bile unutmuşlar. aksayarak da olsa koşuyorlar. koltuk değnekleri olan biri dikkatimi çekiyor. ampute atlet performansı ile gurubun içinde koşuyor. haremlik selamlık düzeni kendiliğinden oluşmuş, kadınlar arkada, erkekler önde bütün köy mezarlık arkasındaki boş arsaya koşuyor.
öksürük ve seri nefes sesleri eşliğinde helikopterin ineceği alana ulaşıyoruz.
kireçle iniş dairesi çoktan çizilmiş. helikopterin inmesine 50-60 mt. kala yetiştik.
köylünün çoğu ilk defa helikopter görüyor. birkaç kişi otobüsten iner gibi demirel inince omuzlara almak için iniş alanına girdi. hop! demeye kalmadan helkopterin rüzgarı bunları tekrar kalabalığa savurdu. helikopter indi. yalnız, kimse inmiyor. boğayı nasıl getirdiler anlamasam da kurbanlık da hazır ama inen yok!
meğerse helikopter saat 9'da ziyareti planlanan bir köy yerine bizim beldeye inmiş. haydaa! selamsız bandosu final sahnesi gibi demirel helikopterden kolunu çıkardı. el sallaya sallaya tekrar yükseldi.
biz tekrar geri döndük. hemen hemen işler bitmişti. saat 11 gibi herkes demirel'i karşılamak için yola koyuldu ve alanda toplanmaya başladık. sehven yapılmış tatbikatten sonra bu sefer sorunsuz bir karşılama oldu. demirel'i dayımın yeşil renault 12 station aracına bindirdiler. yavaş, yavaş meydana gidiyoruz.
demirel'in konuşacağı platform hazır. yerden 5-6 mt yükseklikte herkesin görebileceği bir pozisyonda başbakan konuşmasını yapacak. civar köylerden gelenlerle birlikte muazzam bir kalabalık var. yalnız, köyün ve heyetin ileri gelenlerinin konuşmayı platformdan dinleme kaprisleri başlıyor. halkın arasında kalmak onlar için müthiş bir prestij kaybı ve bu yüzden platforma bir anda yüzden fazla adam hücum ediyor. demirel'e yer yok. kimsenin de demirel çıkarken yer vermeye niyeti yok zira platformdan inenin bir daha oraya çıkma şansı yok. itiş kakış içinde demirel kürsüye ulaşıyor. tabi bu arada birkaç köylü ve bürokrat taşma etksiyle platformdan düşüyorlar. neyse ki çok ciddi bir sıkıntı olmuyor. kürsü mevsimlik işcileri taşıyan kamyon kasası gibi nefes alacak yer yok. hani platform derme çatma zaten aklınıza öyle profesyonel ekipmanlar gelmesin. kalas, döşeme tahtası gibi malzemelerden yapılmış. kürsü çökse koskoca türkiye cumhuriyeti başbakanı 150 kişinin altında kalarak vefat edecek. rezaleti düşünebiliyor musunuz?
demirel konuşmaya başlıyor. halil ağa burda mı halil?"diye sesleniyor. bu demirel'in ince taktiklerinden birisidir. köyün en sevilen ismini önceden öğrenirmiş. sonra ilk olarak onu selamlarmış. bir kişiye seslenerek yüzlerce kişiyi etkileyecek bir hamlenin inceliğini de takdirlerinize bırakıyorum. halil ağa evet orada ama platformdan düştü düşecek. arkadan iki kişinin desteğiyle de olsa demirel'e el sallamayı başarıyor.
konuşmadan sonra cuma namazı için hep birlikte camiye gidiyoruz. biz caminin asma katındayız. demirel aşağıda ve önde beraber namazımızı eda ediyoruz. nefis bir kafası vardı rahmetlinin. kel ama pürüzsüz kafasına bakarak hutbemizi dinliyoruz. farzı kıldıktan hemen sonra dışarı çıktık. demirel namazın sonuna kadar camiide kaldı. biz de bekliyoruz. çıkışta dayım ensemize vurarak "öpün lan!" dedi. rahmetli hemen kolunu uygun pozisyona aldı ve biz de elini öptük. maşallah kaliteli gıdalarla beslenmiş, su ihtiyacı olmayan bir vücudu temsil eden çok güzel bir eli vardı. herkes öptükten sonra kendi eline acıyarak bakıyordu. gerçekten bambaşka bir ele dokunmuştuk.
köyün muhalifi caminin imamıydı. demirel'i karşılamaya gidenleri kırmak için köyde yemek veriyordu. biz de yedik. ayrıca hutbe sırasında göndermeler de yapmış. biz çocuk kafayla anlamadık da demirel gittikten sonra tatsızlık çıkınca öğrendik.
neyse, demirel camii çıkışı bizim dayının renault 12'siyle kendisini bekleyen helikopterinin olduğu alana gitti. hepimize el sallayarak mutlu bir şekilde köyden ayrıldı. biz de sayesinde asla unutamayacağımız güzel bir gün yaşamış olduk.