Sık geçen başlıklar

reis'in erdoğan olduğunu bilmemen imkansız 1

ekşi'de gör
şimdik; biz pozitivist ruhu * olan bi' ceza kanununa sahip olduğumuza göre, konuyu temelden işletmeye çalışalım.

nasıl ki fizik yasalarındaki temel hükümler sabit kabul ediliyor ise ve aksi ispatlanana kadar alt kategorilerde birtakım başka yasalar da temel kabul edilen yasalara göre hesap ediliyorsa, hukuk dallarında da çok temel hükümler vardır. örneğin ubi societas ibi ius temel bi' devlet teorisidir, genel kamu hukuku için vazgeçilmezdir.

mevcuttaki ceza yasamız da pozitivizm üzerine temellendirildiği için bu vakaya örnek teşkil edecek iki prensibi üzerinden iddia makamının düştüğü durumu açıklamaya çalışıcam.

1- kişi aksi ispat edilinceye kadar suçsuzdur.
2- şüpheden sanık yararlanır.

bakın bu iki ilke, bizim gibi pozitivist ceza kanunlarına sahip hukuk sistemleri için vazgeçilmez ve değiştirilemez unsurlardır. şimdi haspam diyecek ki, hiçbişi vazgeçilmez ya da değiştirilemez değildir. her konuda her boku biliyoruz ya, o halde sabit kabul edilen bi' durumu da kasaba ağzıyla çekip sündürebilmeliyiz.

evladım, gerizekalı çocuğum; fizik ve fizik yasası örneğini anla diye verdim. sen termodinamiğin tek bi' kanununu değiştirdiğinde yapıya etki eden bütün sabitleri de kurcalamış oluyorsun. o yüzden ceza kanunundaki bu iki temel normu değiştirip kanunun gerisine dokunmadığında da aynı düzende işletmeye devam edemezsin. o iki kanun bütünün her noktasına etki ediyor ve değiştirmekte diretiyorsan da daha iyisini en baştan sona kadar yeniden yazmakla mükellefsin. öyle bi' göt varsa buyur değiştir, biz de alkış tutup önünde saygıyla eğilelim.

gelelim cenk abinin durumunun bu iki temel norma uyarlanmasına;

şimdik; cenk abi diyor ki, ben reyiz diyerek sayın cumhurbaşkanını kastetmedim. ben eskiden arkadaşım olan birini kastettim.

nokta.

bir kere bu beyanın aksini mahkeme ispatlayabilir mi?
delil varsa ispatlar. örneğin cenk abi kamuya açık bir alanda der ki,
-o ifadede ben aslında cumhurbaşkanını kastetmiştim.
bu beyanının da örneğin kaydı olur, iddia makamı da bu kayda ulaşır ve delili irdeleyip hakim sanığın yani cenk abinin beyanına itibar etmeyebilir.

peki böyle ya da buna benzer aleyhte bi' delil var mı?
yok.

aksi ispatlanana kadar (yani suçu sabit olarak görülünceye dek) cenk abi masum mu?
masum.

nokta.

cenk abinin suçu işlediğine dair ortada bi' şüphe var mı?
makul ya da kuvvetli, neticede ortada bir suç şüphesi var. kaldı ki bu noktada devreye lafzi yorum yapamayacağımıza göre sübjektif yorum yöntemine gitsek dahi makul şüphe tanımı yapılabilir.

son kertede; şüpheden sanık yararlanıyorsa suç sabit kabul edilir mi?
edilmez.

nokta.

ceza hukuku açısından durum böyleyken bir de anayasa ile güvence altına alınmış kişisel haklardan kombo çekelim; hiçkimse düşüncesini ifade etmeye zorlanamaz çocuğum. iddia makamı ya da hakim, cenk abinin reisten kastettiği kişiyi sorabilir, lakin söylemediği için hüküm tesisine zorlayamaz. niyet okunmasını filan geçtim; iddia makamı açık bi' şekilde ceza hukukunun temel prensiplerini ya bilmiyor ya da kasıtlı olarak çarpıtıyor ve başkaca bi' açıklaması yok. tabi ben bu tanımlamayı yaparak şayet ilgili cumhuriyet savcısının bu entariyi okuması durumunda hakkımda kamu görevlisine hakaret suçu iddiasıyla soruşturma başlatmayacağından da emin değilim ve gerçekleşirse de gram şaşırmam.

hasılı, 21. yüzyılda türk ceza yargısında gelinen vaziyetin özeti budur, şerh olsun.