Sık geçen başlıklar

patronu zengin etmek için her sabah 7'de kalkmak 3

ekşi'de gör
bundan vazgeçmek mümkün.

patronu zengin etmek için yedide kalkamadığım her sabah için mutsuz olurdum. istifa ettim. kendi işimi yapıyorum.

pişman mıyım bilmiyorum çünkü günlerdir hiç uyumuyorum.

patronun işi bundan kolaydı. patron olmak da bir işmiş.
(bkz: modern kölelik)

daha önce şurada yazmıştım #140887481 tıklamaya üşenen için copy/paste

''asgari ücretle çalışan birinin 2o22 yılı net geliri aşağı yukarı 58 bin lira, yaklaşık 8o çuval un eder.

haftada 45, senede 234o saat muhtemelen kötü koşullarda yılda 8o çuval un için çalışıyor ülkenin yarısı.

8o çuval (4oookg) un için 6 ton buğday gerekir. bunun için de 15 dönüm tarla (yaklaşık 2 futbol sahası büyüklüğünde) yeter de artar. bırak modern ekipmanı en ilkel yöntemle tarım yapsan o tarlada geçireceğin süre toplamda 2o gün, o da 16o saat eder. hadi 5 gün de değirmende çalış 25 gün, 2oo saat.
yani doğada 2oo saat çalışarak elde edebileceğin ürün için tam 234o saat başkalarına emeğini kiraya veriyorsun'' aradaki saatlerde harcadığın emekle ürettiğin değer nereye gidiyor acaba.

sonra da geriye kalan vaktini ucuz peynir peşinde market market dolaşıp, akşama da aptal kutusu karşısında aslında hayatının ne şahane olduğunun propagandasına maruz kalarak geçiriyorsun. muhtemelen binlerce yıl önce köle olarak çalışan adam senden daha iyi yaşıyordu.

edit; bu entride verilen örnek dönüm başına 400 kg buğday hasadı referans alınarak oluşturulmuştur. modern tarım ile iyi doğa koşullarında aslında dönüm başına 800 kg civarında ürün elde etmek mümkündür. sadece 15 dönüm arazi sahibi olarak bugünün şartlarında tarım yapılamaz çünkü sabit maliyetler kurtarmaz ama 100 dönüm arazisi olan biri senin bir yılda kazandığını 10 dönümden kazanır. bu entri aslında neoliberal kapitalist sistem içinde emeğin ne kadar değersiz hale getirildiğini göstermek için yazılmıştır.

uyanın ! ve kendinize şunu sorun; neden üretim araçları küçük bir azınlığın elinde ve diğer büyük çoğunluk bunlara emeğini kiralayarak hayatta kalmak zorunda? bu azınlık çok akıllı ve çalışkan olduğu için mi bunca servetin sahibiyken, bizim dedelerimizin hepsi mi hovardaydı da şu dünyada bir tane dikili ağacımız olmadı?

buyrun bu da tüik verisi görsel
en zengin yüzde 20 milli gelirin yüzde 48'ini alırken,
geri kalan yüzde 80 milli gelirin yüzde 52'sini paylaşıyor. işte bunlar modern köleler.
ya patronunu sikiyim kardeşim sana bir şey olmasın amk. yalnız ben sana söyleyeyim bu kafayla yaşanmaz. bu zihniyet yanlış. hayatta hep ideallerin olsun olmalı da ama gerçeklikten kopma.

patronluk bir durum yok. bir iş yerine gitmişim, şartları maaşı konuşmuşum, yapacağım işi konuşmuşum, mesai saatleri belli baştan söylenmiş gidip çalışıyorum. istediğimi yiyebilmek, arabamın masraflarını ödemek, ev masraflarını ödemek, kitap almak, film izleyebilmek, gezebilmek ve içebilmek için çalışıyorum. hepsi bu. bunu da süslü cümlelerle anlatmıyorum. yoksa insanların çok ufak bir bölümü dünyayı değiştiriyor. ben değiştirmiyorum. öyle bir amacım da yok zaten. sikmişim işini de patronu da dünyayı da. ben böyle max 30-40 yıl daha
takılacağım sonra öleceğim. bu kadar. ben bira içmeyi seviyorum kardeşim.
-------
edit: arkadaşlar bir şeylere karşı mücadele edip direnip değiştirmek ile gölgenizle dövüşmek arasında fark vardır. şu anki anayasal düzende ve iş kanununda patrona direnme kavga etme ve bu çalışma düzenini değiştirme şansın yok. bunun için önce ülkede ifade özgürlüğü olması lazım. o yüzden realiteden kopmamak lazım. hayır ben bekar adamım istediğim mücadeleye girerim. ama siz elinizde olmayan şeyler için bence kendinizi yıpratmayın.
-------
edit1: ilerleyen sayfalarda kalifiye olmak= patron olmak gibi çıkarımlar görüyorum. böyle düşünen arkadaşlar ya iş hayatına girmemişler ya da hiç sorumluluk almamışlar. işini iyi yapmak, kendini iyi yetiştirmek senin patron olabileceğin anlamına gelmez. çok yetenekli çok zeki çok başarılı biri patron olmayabilir. patron olmak her şeyden önce bir omurgasızlık gerektirir. bunu bir hakaret olarak söylemiyorum iş hayatı böyle.

iş hayatı patronlar için bir halat üzerinde yürümeye benzer. daima dengeyi korumak zorundasınız. çünkü ancak böyle sağlam temeller üzerine inşa edebilirsiniz. yeri gelecek asgari ücrete çalıştırdığınız adamı gözünü kırpmadan sokağa atabileceksiniz. yeri gelecek çalışanlarınızın maaşını keseceksiniz. türk iş yaşamı çalışanları sömürmek üzerine kurulu. patronluk demek iyi bir sömürü düzeni kurabilmek demek.

o yüzden " biz iyi olsaydık zaten patron olurduk" vs gibi şeylerin geçerliliği yok. zaten çalışmaya başlayınca çoğu patronun cahil olduğunu anlarsınız. bu arada bu bir genellemedir. bana tutup ben öyle değilim diye sövmeyin. ortalama bir şeyden konuşuyoruz.

özet geçecek olursak, günün sonunda burada ağlamanın anlamı yok. en nefret ettiğim insan tipi aksiyon almayıp kafa siken insan tipidir. işten memnun değil misin? hayattan memnun değil misin? ya iş değiştir, ya hayatını değiştir ya kapa çeneni çalış. tek yaptığınız şikayet etmek. mıy mıy mıy. çalışıyosan çalış, çalışmıyorsan siktir git.

şöyle bir mesaj aldım tık

hayatta bu mal gibi olmayın. sakın böyle ucuz hayallere kapılmayın. yoksa ömrünüz boyunca boş gezer sağdan soldan sigara otlanırsınız. adam bana senin bunların çoğuna ihtiyacın yok demiş. peki neye ihtiyacım yokmuş;

dağ başında oturuyorum şehir merkezine gitmek sağa sola gitmek için arabaya ihtiyacım yokmuş. akşam 7 den sonra gelmeyen dolmuşa, saatte bir gelen dolmuşa binerim paşam sen yeter ki kapitalist düzeni yık. peki başka neye ihtiyacım yokmuş? yemeğe ihtiyacım yok sanırım. tarla falan ekip biçmek lazım. istemiyorum başkası eksin ben parasını verir alırım o da emeğinin karşılığını alsın. bu arkadaş ihtiyacım olmadığını söylediğine göre, sanırım bana bir avrupa turu ayarlayacak zira ben avrupa turuna çıkmak istiyorum parasını çalışmadan nasıl kazanacağız bilemedim.

amk leş romantikleri. evde pc başında 31 çekip emperyalizm yıkılacak kapitalizmin amına koyacağız falan diyorlar sanırım. arkadaşlar yukarıda yazdıklarım çok temel sosyal ve insani giderler. size oturup son model iphone alacağım demedim. oturup netfliximin parasını nasıl ödeyeceğim demedim. gezmeye,yemeğe ve içmeye para lazım dedim. bu amk primatı çıkıp bunlara ihtiyacın yok diyor. bi de beni hiç tanımadan kraldan çok kralcılıkla suçluyor.

----------

edit2: arkadaşlar bu arada kapitalizm diye bir şey var evet ve vahşi buna kimse hayır demiyor. ancak kölelik sistemi yok. kapitalizme bu kadar düşmansanız onsuz yaşayabilirsiniz. köye gidip kendi kendinize ekip biçip hayvan yetiştirip karın doyurabilirsiniz. youtube'u açıp bakın bir ton insan var böyle yaşayan kendi kendine yettiğini söylüyor aynı sizin kafadan. buna itiraz eden kimse yok. ama bir gerçeklik var ve o gerçeklik sizin burada yaptığınız mastürbasyonla değişmez. yok neymiş kraldan çok kralcılarmış yok neymiş patron yalakalarıymış. adama sorarlar sen ne yaptın? nedense buradaki tipleri normal hayatımızda görmüyoruz. 180 tane beyaz yakayla çalışıyorum yemin ediyorum gık demiyor kimse. ruh haliniz bozuk. dünyanız dar. buradaki adam neden patron savunsun? sadece anonim yazdığı bir yerde kime yaranmaya çalışıyor olabilir? gerçeklikten kopuk olduğunuz buradan belli.