Sık geçen başlıklar

pandemide kişiyi mental olarak ayakta tutan şey 2

ekşi'de gör
en önemli ayakta tutanım yürümek, evimin olduğu yer uygun, olmasa ne olurdum düşünmek bile istemiyorum. günde on altı bin- on sekiz bin adım arası yürüyorum. ve dipdibe apartmanlarda oturan yaşlıları, balkondan hüzünle dışarıyı izlemelerini falan düşündükçe kahroluyorum, o iki yaşlıdan biri annem, biri babam zaten, hele babam iyice mahzunlaştı, çocuk gibi bişiy oldu. inanamıyorum geldiği hale. çocuklar desen ayrı dert, kanları kaynıyor ve tıkılı kaldılar ama onların yaşanacak hayatı var daha, bu biraz teselli ediyor. yaşlılar ve sağlık çalışanları içinse çok üzülüyorum.

bu ülkede ve tabii dünyada tam kapanmak diye bir şeyin olamayacağını, bunun imkansızlığını keşfedebilecek kadar akli melekeleri yerinde olan, hiçbir sike derman olmayacak göstermelik garabet yasakları obsesif biçimde savunmayıp insanların fiziksel ve mental sağlığını koruyacak gerçek tedbirlere kafa yoran insanlarla konuşmak yaptığım ikinci şey.

kısıtlamalardan, insan olmanın özüne aykırı yasaklardan son derece memnun, bahçede tek kişi yokken bile çift maskeyle oturan köle ruhlulardan uzak duruyorum ayrıca. işime de geliyor zaten, kıymetli varlıklarına bişiy bulaşmasın aman, yirmi yıl daha yaşarım ben böyle. delirecekler haberleri yok, sağa sola sataşanlardan, güzelim bahar havasında on metre ötede yürüyenin maskesinin nizami usulde takılmadığını görerek avaz avaza hijyen dersi veren tiplerden bıktım. ha dışarda mı geziyorlar, garip biçimde evet, hem ölesiye korkup hem gezmek nedir allasen? hani seviyorlardı, bayılıyorlardı tıkılı kalmaya bunlar?
yaşamayı en az siz kadar seviyoruz arkadaşlar, çirkefliğinizi, dayatmacılığınızı ve öfkenizi bu şekilde yaşamamızın mimarlarına karşı topluca sesinizi yükseltmeye kanalize edin. covid vakaları everestteyken kapalı ortamda yavşak yavşak partileyen düşük zekalılar kadar gıcık kapıyorum bunlara. git onlara çemkir bakalım yiyorsa, siyasi toplantılar, bu ülkenin cenaze, ev ziyareti, nişan bok püsür kısacası sosyal toplanma pratikleri zaten apayrı bir çıldırma sebebi. ama yok, bacanağının abisinin cenazesine katılır, yetmez taziyesine gider, bunu da kar sayar, gelgelelim parkta senden yirmi metre ötedeki insana konuşursun. sağlık çalışanları falan da umrunda değil bunların, varsa yoksa kendileri. zaten neydi, covidi hep başkası bulaştırır, bizim eylemlerimiz sonucu olamaz...
ha bir de fikrimi belirtince şu gerizekalı lafı duymak istemiyorum: "yani şimdi covid yok mu diyorsun?" be sığır, be mal değneği, ben düzdünyacı, trumpçı, üçgen peynir görse illuminatiden işkillenen komplocu muyum? ben sadece diyorum ki her yasak, kısıtlama anlamlı değil. git biraz bant çekilmiş don reyonu izle markette, belki noluyor lan dersin.

başına gelirse görürcüler için, covid geçirdim. ve inanın ya da inanmayın kısıtlamalar kadar yıpratmadı beni.
ne yasakların bitmesi çimlere çayırlara koşmak...
ne kafelere avmlere hücum edip karşı cins ile kesişmek..
ne kızgın kumlardan soğuk denizlere atlamak...
2023 cumhurbaşkanlığı seçimi akşamı olacaklar için yaşıyorum!