ezber bozan çıkışları ile dikkat çeken ve köşe yazısılarını kimseden çekinmeden korkusuzca kaleme alan ve amerika'da yaşayan oray eğin'in ilginç iddiasıdır.
fatih terim ve galatasaraylı bazı oyuncuların, 2000 ve 2001 yılındaki italya macerası için şu çarpıcı ifadeleri kullanmış oray eğin :
--- spoiler ---
resultante importante
fatih terim’in toplamı bir sene bile sürmeyen italya’da iki takım çalıştırma macerasını yüzüne gözüne bulaştırdığı, her ikisi de bitişi itibarıyla utanç verici birer tecrübe olduğu görmezden gelinemeyecek bir gerçek.
istanbul swissôtel’de takımdaşlık konferansı sırasında liderlik üzerine konuşma yaparken milan’dan kovulması ironiyi yeteri kadar özetliyor zaten. milan kadrosunda yer alan bir futbolcu da yıllar sonra yazdığı anılarında terim’in soyunma odasında tuhaf taktikler verdiğini, tahtaya bir şeyler çizip ne karaladığını kendisinin de anlamadığını, oyuncuların kafasını karıştığını anlatmıştı.
“terim” bütün objektif kriterlere göre utanç içinde biten italya yıllarından bile başarı öyküsü çıkarmaya çalışıyor, ama ekonomi politiğe girmiyor. işin gerçeği, tıpkı italya’ya transfer edilen hakan şükür gibi fatih terim’in önce fiorentina, sonra da milan’ın başına geçmesi dönemin siyasi koşullarıyla ilintiliydi. iki transfer de italya’yla türkiye’nin yaşadığı en büyük siyasi krizin ardından geldi. birer yara bandıydı bu transferler, tıpkı yara bandı gibi geçici ve tek kullanımlıktı. uzun vadeli olmaları beklenmiyor, o için yarayı durdurdular sadece.
abdullah öcalan’ın yakalanması, italya’nın onu iade etmekte direnmesi türkiye’de daha önce görülmedik bir italyan düşmanlığına yol açmıştı. rating yarışındaki akşam haberlerinde şovenizmin dozu giderek yükseliyor, italyanların çok makarna yedikleri için kafalarının çalışmadığına dair haberler yapılıyordu. italya başbakanı massimo d’alema’nın soyadını argolaştırmak rutin olmuştu.
medyanın da gazıyla sokakta italyan arabalar ve makarnalar yakılıyordu; otomobillerin sadece lisansı italyan’dı oysa ve türkiye’de türk işçiler tarafından üretiliyordu. makarnalar da türk malıydı, türk malı buğdaydan yapılıyordu. ama akıl tutulması italyan lisesinde okuyan öğrencilere saldırılmasına kadar vardı.
“torinolu şaban” ya da “firenze’nin imparatoru” sayesinde bu düşmanlık bıçak gibi kesildi. agnelli ailesi, berlusconi, türk iş adamları, derin siyaset vs. devreye girdi ve iki ülke arasındaki ticari ortaklık yeniden başladı. öcalan da bu arada imralı’ya getirilmişti zaten. terim sayesinde de italya’ya turlarıyla birlikte araba satışları ve makarna tüketimi yeniden başladı.
serie a’da terim’den daha başarılı olmuş başka yabancı teknik direktörler var—lucescu gibi—ama hiçbirine çalıştığı iki takımda da sezonu tamamlamayıp kovulan terim’e verildiği gibi devlet nişanı takılmadı. bu bile tek başına futbolun sadece futbol olmadığını gösteriyor.
galiba italya’ya neden gittiğini terim de biliyor olmalıydı, çünkü aklı ve zaman zaman da bedeni hep türkiye’deydi. 2000 yılına gelindiğinde galatasaray defteri kapanmış, italya başlamış ama bir yandan da aydın doğan kesinin ağzını açıp ona her hafta cnn türk’te programa çıkarmaya başlamıştı. terim bu çekimlerin çoğu için istanbul’a getirtiliyordu. terim parayı hep çok sevdi, bugün bile hala sırtında sigortacı reklamıyla dolaşıyor.
niyeti belli
bugün bütün bunlar hatırlanmıyor tabii.
çarpık italyancasıyla hepimize öğrettiği gibi önemli olan sonuçtur. fatih terim bugün bir efsane olarak anılıyor, kusurları ve başarısızlıkları tarihi ustaca yeniden yazma sürecinde görmezden geliniyor.
bundan sonra da artık tek önemli olan terim’in şimdi ne yapacağı. “bende hikaye bitmez,” diyor ve galatasaray başkanı olacağının sinyalini veriyor. kendisini küçük düşüren kulüpten ancak bu şekilde intikam alacağını, futbolculuktan teknik adamlığa, buradan da başkanlığa uzanan tek kişi olarak tarihe geçmek istediği net. seçim kampanyası da netflix’te başladı. bu kadar inat etti, bunu da kesin alır. alsın zaten, alınca belki biraz rahatlar.
--- spoiler ---
kaynak burada
01.10.2022 · 21. sıra
sanchez morales
30.09.2022 11:44 ~ 13:47