türk aile yapısının beni rahatsız etmeye başlaması, anne ve babamın beni gittikleri her yere sürüklemeleri ile başlamıştı. elbette onları da anlayabiliyorum, küçücük çocuğu kime-nereye bırakacaksın? asıl sorun, söylediklerimin kimse tarafından dinlenmemesiydi sanıyorum. sonraki yıllarda, gerek arkadaşlarım, gerek sevgililer, gerekse şehir dışında okuyup yurtlarda kalmam akabinde, insanların aileleriyle olan ilişkilerini gözlemlemek durumunda kaldım. zira her türlü garip sevgi şovu yahut kavgalar dibimde; telefonla ya da yüz yüze yaşanıyordu.
biri vardı mesela. maaşı 3 bin lira diyelim. birlikte atm önünde bekliyorduk, "aaa bu ay 3500 lira yatmış maaş, prim yattı herhalde" dedi. sonra, annesine yatan primden bahsetmeyeceğini, o primi kendi istediği şekilde harcayacağını belirtti. ben de "neden annene eksik söylüyorsun ki, bu zaten senin paran" demiştim. ya işte boşver moşver, kavga-gürültü olmasın.
yurttayım bu sefer. arkadaşımla aynı odada kalıyoruz. arkadaş, kalk yemek yemeye gidelim dedi. biz yurttan çıkarken annesi bir aradı; yürüdük, yemek geldi (o ara telefonu kapattı), yemek bitti bu sefer arkadaş tekrar aradı, yurda döndük uyuyacağız hala konuşmaya devam ediyorlar. kız tam, "hadi görüşürüz" diyecek, annesi başka bir konu açıyor. benim yanımda biri varken telefonum çalsa, maksimum iki dakika konuşurum. sonra yanımda arkadaşımın olduğunu ve müsait olmadığımı söylerim. yanımda birinin olup olmamasının da önemi yok aslında. otobüste, yürürken, okula giderken, uyumadan önce, günün her saati konuşuyorlar. arkadaş, yanında biri varken saatlerce telefonda konuşmanın saygısızlık olduğunu, anneyse kızının yanında bir arkadaşı varken kızını telefonda tutmaya devam etmesinin saygısızlık olduğunu öğrenememiş mesela.
evliliğe doğru giden demeyelim de ciddileştiğini öngördüğüm, baba hariç tüm aileyle tanıştığım bir ilişkim vardı. aile dinamikleri, tüm ailenin arapsaçına dönüp eski sevgilime "al sen bizi çöz" demesi üzerine kuruluydu. kardeşler evde kavga edip abilerini arar, anne diğer çocuklarla kavga edip oğlunu arar, baba zaten hiçbir şeyle ilgilenmiyor, tüm tartışmalar erkek çocuğun üzerine yıkılıyor. ben de sekiz saat yol gelmişim, iki otobüs değiştirmişim, bir film izleyeceğiz filmi durduruyoruz, telefondan bana kadar gelen kavgayı dinliyorum. adam, "kendi kavganızı kendiniz çözün, sizinle aynı evde yaşamıyorum, beni ilgilendirmiyor" diye telefonu asla kapatamıyordu mesela. bunlar neredeyse her görüşmemizde başımıza gelen şeylerdi.
yakın geçmişte, bir adamla ilk kez görüşmüştük. bana, bir izin gününün olduğunu ve o izin gününde babasının ona abuk subuk şeyler yaptırdığını söylemişti. izin gününde dinlenmek yerine babası ona, "gel yazlığa buzdolabı götürelim" falan diyor mesela. gel eşya taşıyalım. gel şunu kaldıralım. bir gün bile dinlememekten o kadar bıkmıştı ki. babasına, "benim bir izin günüm var, beni rahat bırak" diyemiyor, ilk kez gördüğü bana diyor bunu.
video'da gördüğüm sınırını, hayır demeyi bilmeyen, yılış aile ilişkilerinin eseri bunlar. türkiye'de ailesinden biri yanlış yapınca yapılan yanlışı söyleyebilen, anne baba ayırt etmeden hayır diyebilen, ailesi karşısında hakkını savunabilen, sınır çizebilen, ailesine ebeveynlik yapmayı reddeden üç-beş kişi vardır. o kişiler de umarım video'daki kişiliksizlerle evlenip hayatlarında görmedikleri sayko ilişkilerin içine cumburlop diye dalmazlar. o kişiler ki umarım kendi gibilerini bulurlar. yoksa çok zor arkadaşlar, bakın kafayı yersiniz.
21.10.2022 · 24. sıra
nice tnetennba
20.10.2022 12:02 ~ 15:46