Sık geçen başlıklar

mehmet akif ersoy (gazeteci) 7

ekşi'de gör
deprem bolgesinde ilk andan itibaren bulunmus, en zorlu, en acili anlara sahit olmus, insanlarin nasil yalniz birakildigini gormus birinin, bunun asil sebebi olanlarin yalakalagini yapmasi ne kadar onursuzca ve uzucu.

ki hatirlayanlar bilir, o donem deprem bolgesinde olmanin verdigi aciyla oldukca muhalif bir tavir takinmisti ama iste her sey unutulur, gunun sonunda onemli olan cebine giren miktar ve miktari kimin koydugu olur.

yazik.

tanim: yeni nesil ahmet hakan
deprem bölgesine gitmiş, oradaki felaketin boyutlarını görmüş bir insan gelip o felaketin birinci dereceden sorumlularından birine yalakalık ediyorsa hala, o adamda bir takım iyi hasletlerin olmadığından söz edebiliriz rahatlıkla.

bu saatten sonra belli iyi hasletlerden yoksun bu adama "muhafazakar ama adil" ya da "akp'li ama düzgün" falan diyecek gafil bulunmaz heralde.
arkadaşlar övüyor muyuz, gömüyor muyuz bir karar verin. bir gün övüyorsunuz ertesi gün linç ediyorsunuz kafam karıştı.*

insanları siyah ya da beyaz diye ayırmaktan vazgeçmemiz gerekiyor hayatta farklı renkler de vardır. mehmet akif, gazeteciliğini bir tarafa bırakırsak vicdanlı bir insan. kendisini izlerken hiçbir zaman kötü bir insanı izliyormuşum hissine kapılmadım. bu adam afganistan'a da gitti. halk tv'ye bağlanıp atatürk'le ilgili çok güzel şeyler de söyledi zamanında. muhafazakar bir insan olduğunu düşünüyorum ama ben insanları x görüşten y görüşten diye ayırmıyorum. benim için vicdanlı olup olmaması önemli.

gazeteciliğine de gelirsek: bu dönemde ne kadar gazetecilik yapılabiliyorsa o kadar yapıyor. medya, havuz medyası ve chp tarafından fonlanan muhalif medya olarak ikiye ayrılmış durumda. bu adam iki tarafta da değil. o yüzden söyledikleri, yaptıkları bu kadar gündem oldu. ismail saymaz da hatay'daydı fakat onun dedikleri bu kadar gündem olmadı, konuşulmadı. çünkü ismail'i herkes muhalif olarak biliyor. ismail'in söylediği 1000 tane şey yerine, mehmet akif'in yaptığı tek hareket durumu daha net özetledi.

hatay'da duydukları, gördükleri bir insan için gayet ağır şeylerdi. hala da yüzünde o ruh halini barındırıyor. ölene kadar da unutacağını sanmıyorum.
sonradan yaptığı açıklamayı geri dönüş olarak yorumlamadım ben. deprem bölgesine gitmek için ismini yazdırıp hala gidememiş bir sağlık çalışanı, bir umke personeli olarak bir kaç şey söylemek isterim.

ilk günden beri enkazdan çıkarılan vatandaşlarımızın görüntülerini şaşkınlıkla izledim. 40 saat sonra enkazdan çıkarılan bir gencin oturtulup su içirildiğini gördüm mesela. kimseye boyunluk takılmadığını, battaniyeye sarılarak çıkarıldığını gördüm.

normalde olması gereken bizim de eğitimlerinde aldığımız gibi itfaiye, afad, akut enkazı açarlar enkaz altındakine ulaşılıp çıkarılabilecek durumda olduğunda umke ekibini çağırır biz hastayı değerlendirir, boyunluğunu takar gerekirse damar yolunu açar sedyeye sabitler ve güvenli şekilde çıkarırız. çünkü ordan çıkarmanız kadar ilk müdahaleniz de çok önemlidir o insan için.

izlemişsinizdir yunan kurtarma ekibinin çıkardığı depremzedenin videosunu. adamların termal battaniyesi yanında, enkazda sabitlemişler hastayı çiçek gibi çıkardılar. ve bugün canlı yayınlarda izlediğim tüm enkazdan çıkarılan depremzedeler doğru şekilde çıkarıldı.

yani demem o ki depremden ortalama 60 saat sonra organize olabildik, doğruları yapmayı başarabildik. benim için bunun kanıtı olmuştur.
şu an yayında adamı susturmaya çalışıyorlar ısrarla fısıldaya fısıldaya, helal olsun sana dinlemedi rejiyi ve depremzedeyi konuşturuyor.

reji veya kameraman her kimse fısıldayarak röportajı kesmeye çalıştı. mehmet akif "hayır konuşsun" diyerek konuşturdu, o fısıltı bir süre devam etti ama ısrarla aldırmadı.

edit: düşününce böyle bir şeye sevinmek zorunda kalmak da ayrı bir acı verici olay, onu farkettim. içinde bulunduğumuz duruma daha da kahroldum...
şaka mısınız amk ya. tv'lerde bu tablo ile alâkalı en tarafsız en gerçekçi yorumu yapan adamdır. az önce canlı yayında kamera ışıklarını kapattırdı ve tüm gerçekliği, kurtarma alanındaki yetersizliği canlı yayın aracılığı ile tüm türkiye'ye gösterdi. evet bu boyutta bir afetin altından hele de bu şartlarda hiç bir ülke kalkamaz dedi, doğru. önemli olan yıkılmamasıydı, yıkıldı ve altında kaldık diye de ekledi, sorumluları eleştirdi. ne istiyorsunuz lan siz? doğruları, gerçekleri söyleyen iki üç adam var zaten. bırakın da işlerini yapsınlar.
ulan mehmet, ulan akif.

taşıdığın isimden utanır insan.

"korkma" dedi ulan o mehmet akif istiklal marşında.

sen ne yaptın? altına ettin neredeyse.

hele o sondaki "iyi oldu yea hep beraber bütün gazeteciler toplandık böyle" deyişin.

üniversite arkadaşlarınla yıllar sonra düğünde, piknikte karşılaştın da ona mı sevindin memo?

edit : üzüldüm kendisine. iyi bir kariyer sahibi olabilecekken, diğerlerine göre farklı bir imajı varken kendini etkisiz eleman kalıbına soktu. hayatın bazı aşamalarında anlayışlı, saygılı olmayı bırakıp o an doğru hamleleri yapmak gerekir. dün etrafındaki meslektaşlarının ve özellikle muhatabının sözünü kesip sorularını sormalıydın. bir daha eline böyle bir fırsat geçmez. kaddafi ile son röportaj yapan, iç işleri bakanına cesurca sorularını sorabilen görece muhafazakar ‘gazeteci’ olarak anılmak varken ziyan oldun.