sözlükte çok gömülünce bir hafta içinde sekiz bölümü de izledim. buradaki minnoşlar "ayyy çok avam, çok kalitesiz" vs yazınca, kesin mükemmel bir şey dedim ve yanılmadım yine.
yani şu sözlükte belli bir grup var yeminle işaret fişeği gibi. iyi olan ne varsa burun kıvırıp sikik sokuk şeylerin, kişilerin meftunu oluyorlar.
neyse, dizinin mantığı basit, bir kaybeden hikayesi. hung esinlenmesi diyorlar ama izlemediğim için ona yorum yapamam.
prodüksiyon çok detaylı değil. olayın absürtlüğü üzerinden ilerleniyor. ömer sinir farkı işte, gibi'yi yönettiği zaman da çok güzel anlatıyordu hikayeyi.
duvardaki saatten, bakınca tatsız tuzsuz olduğu anlaşılan menemene kadar bize geçiyor o yoksulluk. hele ki "ben de ölmüş komşularımın sweatini giymekten hoşlanmıyorum" gibi ufak detaylar şahane. anlı şanlı yönetmenlerimizin dostoyevski romanlarından fırlayan karakterler gibi konuşan fukaralar gibi değil. hakikaten tek maça kalan kuponundan gelen parayla rahat nefes alacak adamların hikayesi.
asla yırtmayacak, ne yapsa olmayacak adamın hikayesi bu. mutlu sona bağlayıp bahar'ın mahsun'a dönmesi üzerine kurulmadan; hatta "sen kimsin lan ben sana bakar mıyım" diye net bir şekilde çizgi çekerek ilerlemeleri güzel olmuş.
keyifle izliyorum valla. uzun soluklu olur umarım.
10.03.2024 · 43. sıra
olsun lan bizi de seven olur
09.03.2024 00:28 ~ 00:30