Sık geçen başlıklar

koskoca haftasonunu hiçbir şey yapmadan geçirmek 1

ekşi'de gör
"hayat hızla akıyor ve aynı anda sonsuz şeyi yapamıyorum" - 21st century digital boy. çünkü her şeyi yapmalı, her şeyi başarmalı, her konuda zirveye oynamalıyız. mümkün mertebe her şeyi tüketmeli, tatmalı ve sonrakine geçmeliyiz. bir koşu bandında koşar gibi her alanda yenmeliyiz başkalarının kıstas limitlerini, koşarak finish çizgisine ulaşıp "başardım" diye bağıran bir atlet gibi başarmalıyız. başarısızlıkla yaşayamayız, başkasından bir eksiğimiz olmamalı, bize öğretilen yükselen değerlerin peşinden koşmalı, checklist'imizdeki ev, araba, evlilik, elit yaşam bileşenlerini harfiyen yerine getirmeliyiz. bunun dışında yaşayanlara bakıp kendimizi mutlu saymalıyız zira mutluluğumuz, başkalarının mutsuzlukları ve geri kalmışlıklarına referanslı. nirengi noktası, başkalarının geri kalması ve mutsuzluğu, aynen batı avrupada yaşayan birinin "ama afrikadaki gibi yaşamıyorum" mutluluğu gibi.

millet, bu kafa, bu dünyayı, doğuda batıda kuzeyde güneyde mutsuz etti. bir şeyler yapmak zorunda değilsiniz, aslında olduğunuz yerde fotosentez yapan bir bitki gibi kalsanız, çok da bir şey değişmeyecek. önemli olan bu kıstaslara ve yarışa dayalı, karşılaştırmaya dayalı mutluluklara referanssız yaşamak. çünkü ancak o özgürlük haliyle gerçekten istediğiniz şeyi yaşarsınız. cumartesi gecesi, barlarını mafyanın yönettiği bir şehirde tek eğlenceniz "bara gitmek, club'a gitmek, ortamlarda cozutmak" ise yani farklı bir fikir olarak diyorum, bence bu mutluluk değil, bu çamur gibi akan zamanın ruhunda sırf sürüye katılmak.

"rutin mutluluk" is the new black diyorum. bu ingilizce kelimeyi buraya yerleştirmek istemezdim, zamanın ruhuna uyanlara laf atayım diye anlayın. mutlu olmanın kendisi, çoğalan bir mutluluğun parçası olmak istemekteki iyi niyet bizzat tabu devirenlik. sevgilinle güzel bir akşam geçirmek sana yetiyorsa, karşılığında nobel almayacağını bile bile sürekli yaptığın, takdir beklemeden yaptığın uğraşların varsa, kabaca eh işte yaşayabileceğin bir finansal durumun varsa, seni mutlu etmeyen şey nedir? başkasının sahip olduğu ama senin sahip olamadığın şey bir mutsuzluk kriteri değildir. senin ihtiyaç duyduğun ve sahip olamadığın şey seni mutsuz edebilir anlarım. kalem ve kağıda ihtiyaç duyarsın alamazsın, müzik yapacaksın müzik aleti alamazsın anlarım, "onun var benim yok, allah belasını versin bu hayatın" diyerek geçiremediğine üzüldüğün cumartesi akşamındaki hayali eğlence ise, o eğlencenin noksanlığı seni mutsuz ediyor çünkü "birileri yapıyor ben yapamıyorum" diyorsun. durduk yere içinden gelen bir gerçek isteğin noksanlığı değil bu, "onun var benim yok" diyerek yarışta geri kalmanın yarattığı mutsuzluk.

aynısını sosyal basamakları çıkamayan ve hayat boyu mutsuz olacak tatminsiz yarım aydın kadınlar ve hayatı kadınlar konusunda skordan ibaret gören adamlar yaşar. bu ahmakça düşünceye savrulup o tatminsizlik karadeliğine düşmeseniz, size hayatı dar eden sistemin en temel kolonu yıkılır. ama siz basamakları çıkmak istedikçe, basamaklar da sizin üzerinize çıkıyor, sizin gözlerinizdeki açlıktır kapitalizmi ayakta tutan ve sizi gerçekten aç bırakan sistemin motoru.

bir arkadaş, bir sevgili, bir eş, bir uğraş, makul bir refah mutlu olmasını bilene mutluluk getirir ama yatlar, katlar asla ve asla yarış gözünü bürmüş aç gözlü görgüsüzü mutlu etmez, etmemiştir, bunun peşine takılan kadınlar da mutsuz olmamıştır, sırf yanındaki kadının güzelliği ile egosunu tatmin eden adamlar da mutlu olmamıştır. açgözlü görgüsüzlük mutlu edemez, olağan yaşamın içindeki rutin mutluluk peşinde koşmayan insanın mutsuzluğu, her zaman bir şeylerin gerisinde olacağının bilincinden ileri gelir. elinizin tersiyle bunu reddederek değer bilmeyi seçebilir, ya da her haftasonu cumartesi günü başkalarının mutlu olduğuna inanarak etrafınızdaki insanların mutluluğunu da bozacak asık bir surat ifadesiyle drama yaşayabilirsiniz. bu bir seçimdir, ve bu bakış açısına bağlıdır.