aşırı öfkelenince kendimi kontrol edemiyorum
Sık geçen başlıklar
kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak 8
ekşi'de göriyi olmadığım zaman -ki istisnai anlar dışında iyi olmuyorum- beni iyi hissettirecek bir şeyler yapmak yerine aksine daha da kötüleşmeme yardımcı olacak şeyler yapıyorum.
ertesi gün yolculuk yapacaksam nerede ve ne koşulda olursa olsun uyuyamıyorum. heyecanla ilgili değil, yolculuğun nereye olduğunun da hiçbir önemi yok. bu yüzden bütün yolculuk öncesi, yolculuk zamanı ve sonrası yarrak gibi geçer.
plaka ve tabela ezberliyorum
aynı plakayı tekrar görürsem ilk görüşümde nerede olduğunu hatırlamaya çalışıyorum, hatırlayamazsam uyuyamıyorum.
aynı plakayı tekrar görürsem ilk görüşümde nerede olduğunu hatırlamaya çalışıyorum, hatırlayamazsam uyuyamıyorum.
sol elimin işaret ve ortaparmağı kırmızı... ilk defa görenler parmaklarımı kanıyor yada boya sanıyor.
8-9 yaşlarında bunun "bir işaret olduğunu, büyüyünce önemli biri olacağımı" düşünürdüm. bi bok olamadım, bayrampaşa'da kuru gıda halinde çalışıyorum amk..
(bkz: doğum lekesi)
8-9 yaşlarında bunun "bir işaret olduğunu, büyüyünce önemli biri olacağımı" düşünürdüm. bi bok olamadım, bayrampaşa'da kuru gıda halinde çalışıyorum amk..
(bkz: doğum lekesi)
sevdiğim her şeyin bokunu çıkarmayı severim.
doğru işleri severim ve fakat fark ettim ki yanlışlarımın hastasıyım. hatta yanlışlarımın kanseriyim şu vakit -gerçek anlamda- bunu şimdi yazmamın kişisel tarihim aşısından sebebi var, unutacağım. iyileşeceğim için çok da üstüne gitmiyorum. çünkü başlayan şey neden bitmesin? mesele o değil. mesele yanlış yapıp bunu fark edip, kendimde oluşan gediği kapatmak için güller açtırmam. yanlışıma bayılırım. hayat yanlışlarımla güzel. canım yanlışlarım.
iyisiyle kötüsüyle bu hayatı nasıl sevmesin insan? why not? bunu kemoterapiden dönmüş 14. dozunu almış, belindeki saçlarını, kaşlarını, kirpiklerini kaybetmiş bir insan olarak yazdım. konuşmaktan hiç hoşlanmadığım bir konu, yazmaya karşı nötrüm. inşallah da bu kelimeyi doğru yazmışımdır. anyway. tek derdim bu olsun.
araya ingilizce kelimeler karıştırıyorum umarım ne kadar kültürlü olduğumu ve hayatın neşe içinde geçen anlardan ibaret olduğunu fark etmişsinizdir.
iyisiyle kötüsüyle bu hayatı nasıl sevmesin insan? why not? bunu kemoterapiden dönmüş 14. dozunu almış, belindeki saçlarını, kaşlarını, kirpiklerini kaybetmiş bir insan olarak yazdım. konuşmaktan hiç hoşlanmadığım bir konu, yazmaya karşı nötrüm. inşallah da bu kelimeyi doğru yazmışımdır. anyway. tek derdim bu olsun.
araya ingilizce kelimeler karıştırıyorum umarım ne kadar kültürlü olduğumu ve hayatın neşe içinde geçen anlardan ibaret olduğunu fark etmişsinizdir.
ben telefonculara girerken tedirgin oluyorum yaşım kaç olursa olsun.
çünkü küçükken uzun süreli bir travmaya maruz kaldım bu konuda.
biraz değinebilirim(biraz olmayabilir);
bir ablam; annem hasta ve abim de engelli olunca okulu bırakmak zorunda kaldı.
sonra buralarda okumayan kızlara her şey yasak. telefon alamazdı. sevgili asla yapamaz( hiçbirimiz yapamazdık), dışarı bile çıkamaz, ev işi yapar sürekli köle gibi.
tabi o mehmet adında bir çocuğu sevmiş. iletişim için ise bir şekilde parasını biriktirip, çocuk da yardım edip tuşlu bir telefon almışlardı.
e tabi kontörlü telefon ve yenilemek için evden çıkması gerekiyordu.
ama evden çıkamazdı. bende küçük olduğum için bana git derdi. annemlere de söylemeyeceğimi biliyordu küçük olduğum ve onu sevdiğim için.
gizlice telefonculara girerdim. çarşıya giderken biri görse " kırtasiye" diyordum. ama telefoncunun içinde görse....yandım. üstelik sahibinin de beni tanımaması gerekir. telefoncular çarşıda ve herkes oralarda...
bu korku ile 3,4 yıl gidip geldim.
annemler bir keresinde onu. telefonunu yakaladı.....
çok sonra bir gün her şey düzelmeye başladı...
ama ben 7,8 yaşlarımda korkarak girdiğim, gizli işlerin yapıldığı, kötü şeylerin yapıldığı bir yer olarak kazımışım aklıma.
yıllar geçti büyüdüm, bir sorun için gittiğimde aynı hissi yaşıyorum....
kimsenin anlamadığı o hissi hissediyorum..
ekleme; soran güzel yazarlar için teşekkür ederim. o ablamın hayatı film olur belki de anlatsam.
mesela dayım onu kendi oğlu ile evlendirmek istedi 18 yaşında. o istemeyince " öldürmeyi" teklif ettiler. evet dayım dedi ki; bizde hayır diyemez kadın. hasankeyf'in sularında öldürelim dedi...
kapı arkasında bunları duymak ölüm gibiydi.
ben o gece odun sobasının arkasında uyuyordum. ablam evden kaçmak istemiş, fakat dayım onu yakalayıp öldüresiye dövdü. ben battaniyenin altıma girdikçe girdim. çünkü ablamın rapunzel gibi uzun saçları vardı ve hepsi kan olmuştu..
korkudan ufacık oldum o battaniyenin altında.
sonraki gün annem dayımları evden kovdu.
"benim kızım istemiyor bu evden çık git." dedi.
bir kadın aileisndeki erkeklere baş mı kaldırır?
tüm sülale annemi sildi.
ama o güçlü bir kadındı. çocuklarına sarıldı.
ve başka olaylar da olmadı değil.
ama şuan bir kızı var o ablamın:)
kendisi eşi ile mutlu( maşallah).
sevdiği adam ile evlendi.
çünkü küçükken uzun süreli bir travmaya maruz kaldım bu konuda.
biraz değinebilirim(biraz olmayabilir);
bir ablam; annem hasta ve abim de engelli olunca okulu bırakmak zorunda kaldı.
sonra buralarda okumayan kızlara her şey yasak. telefon alamazdı. sevgili asla yapamaz( hiçbirimiz yapamazdık), dışarı bile çıkamaz, ev işi yapar sürekli köle gibi.
tabi o mehmet adında bir çocuğu sevmiş. iletişim için ise bir şekilde parasını biriktirip, çocuk da yardım edip tuşlu bir telefon almışlardı.
e tabi kontörlü telefon ve yenilemek için evden çıkması gerekiyordu.
ama evden çıkamazdı. bende küçük olduğum için bana git derdi. annemlere de söylemeyeceğimi biliyordu küçük olduğum ve onu sevdiğim için.
gizlice telefonculara girerdim. çarşıya giderken biri görse " kırtasiye" diyordum. ama telefoncunun içinde görse....yandım. üstelik sahibinin de beni tanımaması gerekir. telefoncular çarşıda ve herkes oralarda...
bu korku ile 3,4 yıl gidip geldim.
annemler bir keresinde onu. telefonunu yakaladı.....
çok sonra bir gün her şey düzelmeye başladı...
ama ben 7,8 yaşlarımda korkarak girdiğim, gizli işlerin yapıldığı, kötü şeylerin yapıldığı bir yer olarak kazımışım aklıma.
yıllar geçti büyüdüm, bir sorun için gittiğimde aynı hissi yaşıyorum....
kimsenin anlamadığı o hissi hissediyorum..
ekleme; soran güzel yazarlar için teşekkür ederim. o ablamın hayatı film olur belki de anlatsam.
mesela dayım onu kendi oğlu ile evlendirmek istedi 18 yaşında. o istemeyince " öldürmeyi" teklif ettiler. evet dayım dedi ki; bizde hayır diyemez kadın. hasankeyf'in sularında öldürelim dedi...
kapı arkasında bunları duymak ölüm gibiydi.
ben o gece odun sobasının arkasında uyuyordum. ablam evden kaçmak istemiş, fakat dayım onu yakalayıp öldüresiye dövdü. ben battaniyenin altıma girdikçe girdim. çünkü ablamın rapunzel gibi uzun saçları vardı ve hepsi kan olmuştu..
korkudan ufacık oldum o battaniyenin altında.
sonraki gün annem dayımları evden kovdu.
"benim kızım istemiyor bu evden çık git." dedi.
bir kadın aileisndeki erkeklere baş mı kaldırır?
tüm sülale annemi sildi.
ama o güçlü bir kadındı. çocuklarına sarıldı.
ve başka olaylar da olmadı değil.
ama şuan bir kızı var o ablamın:)
kendisi eşi ile mutlu( maşallah).
sevdiği adam ile evlendi.