(bkz: türcülük)
sanırım açılan her sansasyonel av/avcılık başlığına yazdım. üşenmeyeyim yine yazayım. arkadaşlar burada yaptığınız boş goygoyun adı türcülüktür. yani tekeye ağlarken kuru fasulye yanında dana kavurmayı götürüyorsanız dombili olmanızın yanı sıra hem iki yüzlü hem de türcüsünüz demektir.
burada soru şu; her hangi bir hayvanın canı bir diğerinden değerli midir? yani bu değerlendirme nasıl yapılıyor? teke sendikalı da koyun harranlı mı?
olay çok basit. empati kurabildiğimiz, estetik görünen, gelişkin kabul ettiğimiz hayvanların ölümünü görmeye dayanamıyoruz. özellikle memelilere karşı böyle bir tavrımız var. tüketmeye alıştırıldıklarımız ve suretini beğenmediklerimizin ise koy götüne rahvan gitsin. örneğin şurada kaç tane elektrikle balık avlamak üzerine başlık gördünüz? kaç kişiyi ıstakoz yediği için eleştirdiniz? bir benzeri kuşlar için de geçerli. şahsen sülün, ördek vs. avlayan kimse için başlık açıldığını görmedim.
en ilgisiz olduğumuz ise balıklar. çünkü balıklar ses çıkarmaz. göz yaşı dökmez. sessiz sessiz saatler süren bir boğulma süreci yaşarlar. kimse de vay orospu çocuğu balıkçı, nasıl da kıydı gariban hamsilere demez. çünkü balık onun empati kurabildiği bir hayvan değildir. memesinden süt vererek yavrusunu beslemez. pofuduk yünlü yumağı yoktur. kucağına alıp sevemezsin. sevsen de karşılık vermez. sesi soluğu da çıkmadığı için unlayıp atarsın kızgın yağa.
masum hayvan konusuna hiç girmiyorum. yukarıda birisi yazmış zaten. teke masum da gariban koyun canavarca hisle adam öldürmekten idama mı mahkum. asıl komik olan silahı bırak yay ve okla avlan diyen tipler. evladım bırak tekeyi mekeyi. ok ile ayı avlayan adamlar var. öyle ufak tefek değil bayağı leonardo di caprio'yu parçalayan cinsten grizzly avlıyor herifler. insan evladı bugünlerine çiçek böcekle gelmedi. homo sapiensi fazla hafife alıyorsunuz. zekasını kullanarak yeri geldi bufalo sürülerini tek ok atmadan uçuruma sürerek avladı. en büyük avantajı da zekası zaten.
bir çok kişinin değindiği üzere akşam sofranıza gelen etler ağaçta yetişmiyor. bu açıdan baktığınızda düştüğünüz ikilem size de garip gelmiyor mu? kaldı ki av eti lezzetli ve lükstür. öyle marketten aldığınız ete benzemez. birbirine dağ kekiğiyle beslenmiş kuzu eti öven adamlar yabani teke eti yeseler ertesi gün kaçak avcılığa başlarlar. vurduğu hayvanı bırakan avcı görmüş değilim. hele türkiye'de bir tomar para verip özel izinle üç gün peşinde gezdikten sonra vurduğun hayvanı niye bıraksın adam. zaten türkiye'de taze av eti satan dükkan yok. en fazla kurutulmuş et bulursunuz ki o da muadili kurutulmuş dana etinin beş katına satılıyor.
avcılık denildiği vakit aklınıza sadece karikatür gibi safaride fil vuran zengin iş adamları mı geliyor bilmiyorum ama bu insanlar doğayı da hayvanı da sizden iyi biliyorlar. siz önce türcülük yapmaktan vazgeçin. endüstriyel gıda sektörüne tepkinizi gösterin. illa derdiniz avcılık ise memlekette trolle avlanan sürüyle balıkçı var. önce onlardan başlayın. senede bir kaç tane avlanmasına izin verilen tekeye geyiğe gelene kadar onlarca deniz kaplumbağası telef oluyor bilinçsiz balıkçılıktan.
01.01.2020 · 35. sıra
shinigami ryuk
31.12.2019 03:25