Sık geçen başlıklar

kına gecesinde 11 farklı kıyafet giyen gelin 2

ekşi'de gör
estetik, eğlence ve gündelik hayattaki güzel giyim eksikliği sorununa benziyor.

birkaç yıl önce katıldığım bir düğünde, düğün salonu teyzelerinin bile gelinlerden aşağı kalmayacak şekilde giyindiğini görünce, aslında milletçe eğlenmeye, güzel giyinmeye, süslenip püslenmeye büyük bir açlık içinde olduğumuzu fark ettim. siz 11 farklı kıyafet giyen bu gelini eleştiredurun, ben katıldığım düğünde birkaç kere kıyafet ve ayakkabı değiştiren hanımefendiler gördüm. biri, kuaförünü de yanında getirmişti ve gelinin odasında, giydiği diğer bir kıyafete göre saç ve makyaj yaptırmıştı. saatler ilerledikçe rahatça dans edebilmek için yine şık olmakla birlikte biraz daha sade bir giysi tercih edip altına daha alçak topuklu ayakkabı giymişti. ilk kıyafetine göre topuz olan saçlarını da, diğer elbisesine göre açtırmıştı.

sokağa çıkıyoruz. binalar, binalar, binalar... iğrenç gri binalar. apartman ve beton çöplüğü. ucuz, çirkin ve zevksiz giyimler. gerek gelenekler yüzünden, gerekse de mevcut dinin baskıları nedeniyle kadınlar hanımefendi denilecek şekilde güzel ve şık giyinemiyor. hiçbir zaman, elbiselerimizi tamamlayan güzel ve şık şapkalar takamadık. 1700-1800'lerde avrupa kadınlarının giydiği o kabarık elbiseleri sokakta giyemedik. dans partilerimiz ve balolarımız olmadı. maskeli balolarımız falan hiç olmadı. topuklu ayakkabılara karşı kadınlar hâlâ soğuk. şehirlerimizdeki yapılanma çirkin. erkekler sakallı, bakımsız ve beyefendi gibi giyinmiyor. böyle olunca kadınlar da iyice salıyor. erkekler bu haldeyken kadınlar kimin için güzel, zarif ve bakımlı olacak değil mi? kadınlar kime ve niye gülümseyecek?

evlilik ise bu toplumun ayak bağı. cesur olanlar dışında, kadın olsun-erkek olsun tüm genç insanlar evlenene kadar ailesiyle birlikte yaşıyor. evlenince ise evli olduğu insanla, evlilik için kurulmuş evde yaşıyor. yani bir evden çıkıp başka bir eve giriyor. bu arada, bu evi de kendi zevklerine göre dayayıp döşeyemiyorlar. evliliği boyunca orgazm olamamış bir sürü mutsuz teyze, kaynanalar, bu konuda deneyimli olduklarını, doğruyu yanlışı iyi bildiklerini öne sürerek gelinin her zevkine müdahale ederler. sonuç olarak gelin kendi zevkini ifade etmek adına, beğendiği bir tencere takımını bile alamaz. aldığı tencere takımı ya kendi annesinin zevkidir ya da kaynanasının ya da başka bir yakın kadının; çünkü bu kadınlar da evlenirken beğendiği eşyaları alamamışlardı ve bu nedenle, kendi zevklerini ifade etmek adına bu tip düğünleri fırsat olarak görürler. sonuç olarak evlenecek kadın şanslıysa gelinliğini, kına gecesi kıyafetini seçebilir. nişan, düğün, kına gecesi vb gibi törenlerde giyeceği giysileri seçebilir. gerçi buna bile fikir beyan eden densiz kadınlar olur, neyse. açıkçası evlenecek çoğu kadın gelinlik, nişanlık, kına gecesi kıyafeti başka bir şey seçemez. eşiyle birlikte olacağı gece giyeceği iç çamaşırı ve gecelik takımlarını bile seçemiyorlar. bu gecelik ve iç çamaşırı takımlarını "beyaz", "ekru" veya "pudra pembesi" renklerinde almak zorundadırlar. seksi siyah takımlar mesela "cızzz"dır. işte böyle büyük bir baskı. bu iğrenç toplum böyle yapıyor. evliliğinizi, yeni evinizi, eşinizle sevişeceğiniz ilk geceyi bile daha evlenmeden burnunuzdan getirip sabote ederler.

işte 11 kıyafet değiştirmek bunun patlaması. videodaki kadının zeki bir havası var. yüksek olasılıkla bir çeşit absürt protesto gibi ya da intikam gibi. müstakbel eşi, bu kadını bir kez olsun, bu kadının buna benzer kıyafetler giyerek dans edebileceği ve süslenip püsleneceği bir dans partisine götürmemiştir. hanginiz sevgilinizi dansa götürdünüz ki? hepiniz sorun kız arkadaşınıza, sevgilinize, eşinize, hatta 30 yıllık evli olduğunuz eşinize veya annenize bile sorun:

şöyle bir partiye katılmak için can atar

dürüstlerse bunu söylerler. zaman içinde iyice sindirilmiş ve artık hayalleri veya benliği bile kalmamış kadınlardan iseler, tabi ki "istemezdik." derler. sizde bunun yalan ya da umutsuzluk olduğunu bilin; düğün-nişan salonları tam aksini söylüyor çünkü.

işte ergenlikten itibaren evlenene kadarki zamanda şöyle bir dans partisine katılamadıkları için, bir düğün, nişan, kına gecesi töreni olacağı zaman zıvanadan çıkıp iyice dağıtıyorlar. dolayısıyla yaptıkları çoğu şey epey abartı olabiliyor.

demek ki geleneksel olan her şeyden uzaklaşma zamanımız gelmiş artık. o aptal ve rüküş düğün salonlarında evlenmemeliyiz. o salonu kiralamak için tonla para harcamaya ne gerek var? yaşamınız boyunca belki iki ya da üç kez göreceğiniz insanlar için? öyle abartı gelinlikler ve nişanlıklar giymemeliyiz. toplumun, anne-babaların, akrabaların ve çevrenin etkisinden kurtulmalıyız. dünyaya bir kere geliyoruz. istediğimiz elbiseyi giyip dans edemeyecek miyiz? evlenirken de kendi beğendiğimiz mavi koltuk takımı yerine annemizin, kaynanamızın veya bilmem kim teyzenin beğendiği kahverengi, fitilli kadife ve kolçakları siyah deri koltuk takımını almak zorunda değiliz. bundan kimse memnun değil artık. yaşamı boyunca cesur olamadığı, kaderci olup baskılara hep boyun eğdiği için kendini, kendi zevklerini ifade edememiş, yüksek olasılıkla evde kalma korkusundan sevmediği bir erkekle evlenmiş ve yaşamı boyunca kocasıyla sevişmek istemediği gibi, sevişse de orgazm olamamış teyzeler, otuzbirci amcalar mutlu olsun diye hiç de eğlenmediğimiz düğünleri ve kına gecelerini yapmaya devam mı edeceğiz? herkes nasıl istiyorsa öyle evlensin. mesela ben evlenirsem nikah şahidi bile istemeyeceğim. neden doğanın ve yıldızların şahitliğinde, gecenin ay ışığında bir kumsalda evlenmeyeyim ki? bana ne tüm âdetleri kokuşmuş ve kendisi de çürümüş toplumdan!

size bir sır: yaşam cesurların kıçını kollar ve hayallerini gerçekleştirir.

bence bu gelini eleştiriyorsanız, sizlerde benim geldiğim aşamaya nihayet gelmişsiniz artık. sizler de istiyorsanız:

böyle güzel gelinlikler giymiş

şu şekilde eğlenerek

şöyle mesela

şöyle zarif gelinleriniz olsun

bu gelinlerle ve damatlarla şöyle evlenmek

galiba bir evlilik devrimi gerekiyor artık. bence evliliklerin 3-5 yılda bitmesinin nedeni bile bu. sürdürmeye çalışılan tüm bu âdetler, gelenek ve görenekler bizlere yalnızca bir yük ve gerçekten son kullanma tarihi sona ermiş. evlenme tarzımızda yeniliklere ihtiyacımız var. bırakınız teyzeler de kanepelerde balina gibi yatan kocalarıyla, akşamları, gıygıy da gıygıy müzikli o kötü ve arabesk yerli dizileri izlerken şişmanlamak yerine dansa gitsinler. böylece daha az kalp krizi geçirirler.

gerçi onlar da haklı sayılır. aşksız evlilikleri gizlemek için en şatafatlısından büyük büyük törenler gerekir.
bu arada, neden bilmem, videodaki kadına sempati duydum. mavi elbiseli hali ve dansı çok sempatikti. sanki her şeyi açıklıyordu.

aksi haldeböyle gelinlerle yola devam
kader değiştirilebilir bir şeydir.

bu sene esaslı bir cadılar bayramı partisi yapıp güzelce giyinip bolca dans edelim.

not: umarım linkler açılıyordur.
not 2: hepinizi seviyorum

edit: açılmamış olabileceğini düşündüğüm linki düzelttim.
bu gelin falan değil. bu resmen çocukluktan beri evlilikle ve gelinlikle beyni yıkanan kadın milletinin evlenme isteğinin, en arzulu ve çılgın şekilde ete kemiğe bürünmüş hali. yürüyen görgüsüzlük de diyebilirsiniz.