atıp tutan fark kurnazları çoğunlukla ne türk alevi’si ne kürt alevi’si apoleti taşıyor. keskin keskin konuşanların da metaj alımlarının kapalı olduğunu görebiliyoruz. biri demiş türk olanlar kendilerine hanefi der öbürü demiş kürt olanları yanaştırmayın yanınıza. apartmanda daire 8’de oturan alevi aile imajından ya da sadece anasının babasının daire sekiz aleviymiş yahu demecinden yola çıkarak ülke genelindeki tüm aleviler hakkında yorum yapma hakkını saklı tutanlar lütfen bi sakin olsun. ben bilmiyorum hatay alevi’si nedir necidir, nasıl farklıdır benim gibi kendini türk bilenden. adam çıkıyor bak bunları tepesine vurup alacaksın bobilonggg şap şloğ ses gelecek karpuz gibi diyor. gene alttaki fatality çubuğu doldu hemen, özel hareket kullancam yoksa.
Sık geçen başlıklar
kürt aleviliği ile türk aleviliği arasındaki fark 2
ekşi'de görbu konuda bende birşeyler söylemek istiyorum tarihe meraklı ve tarih konusunda araştırmayı seven birisi olarak affınıza sığınarak.
alevi terimi daha çok cumhuriyetten sonra kullanımı yaygınlaşmıştır, osmanlı döneminde daha çok bektaşi, kızılbaş(bazı yörelerde alevi kadınları hala başörtülerinin içine kırmızı bir başlık yada örtü takarlar, hakaret olarak algılanması sonraki dönemlerdir.) ya da yöresel bazda isimleriyle; tahtacı, çepni hatta bazı yörelerde türkmen demek alevi demektir vb. isimlerle bilinmişlerdir.
aleviliğin çıkış noktası ise türkmenlerin horasan bölgesindeki iranlılardan islamiyeti öğrenip, eski inanç sistemleri şamanizm ile göktanrı inancınının harmanlanmasından ortaya çıkmış bir inanç sistemidir. horasan bölgesindeki alperenler ve türkmen dedeleri(en bilindiklerine hoca ahmet yesevi örnek verilebilir.) tasavvufi öğretileri, türkmen aşiretlerine öğretmişlerdir ve türkmen aşiretleri arasında bu inanç sistemi fazlaca benimsenir. yani kısaca aleviliğin temellerinin horasan bölgesinde atıldığını söyleyebiliriz( bazı alevilerin biz horasandan geldik demesi buna dayanır).
daha sonra moğol istilasından (o dönemdeki türkmenlerin deyimiyle çekikgöz) dolayı akın akın anadoluya göç eden, konar göçer türkmen aşiretleri anadolunun farklı yörelerine yerleşirler. işte bu dönemde hacı bektaş veli önderliğinde toplanan, horasandan gelen alperenler, türkmen dedeleri ve bektaşi müritleri, anadolunun farklı yörelerine giderek hatta balkanlara kadar, konar göçer türkmen aşiretlerine tasavvufi öğretileri aşılamıştır. hatta çoğu gittikleri yörelere yerleşerek yerli halkın rehberi olmuşlardır(bugün anadoludaki çoğu köyde sadece alevi köylerinde değil, sünni köylerinde de çok fazla vardır; dede, baba yatırı, mezarı o rehberlere, alperenlere aittir).yani kısaca şunu söyleyebiliriz horasanda; hoca ahmet yesevinin tohumunu ektiği, anadoluda hacı bektaş-ı velinin filizlendirdiği, anadolu ve balkanların dört bir yanına dağılan dedelerin, alperenlerin dallanıp budaklandırdığı; bir inanç sistemidir alevilik.
şimdi gelelim kürt aleviliği ve arap aleviliği kavramına; şimdi böyle bir şey yoktur demem çünkü günümüzde var olan bir kavram ve bu insanlar kendilerini böyle tanımlıyorlar.
kürt aleviliği dediğimiz olgu için bana göre iki seçenek var; birincisi bu toplum kürt asıllı ve komşuları türkmen aşiretlerinden bu inancı benimseyip dillerinide devam ettirdiler. ikincisi bu toplum alevi türkmen iken komşuları sünni kürtlerin dilini benimsediler. iki ihtimalda bana göre olası, çünkü doğu ve güneydoğu anadoluda çok fazla kürtleşen türkmen aşireti(örneğin karakeçi, türkan), türkleşen kürt aşireti(örneğin dirijan) vardır.
arap aleviliği dediğimiz ise asıl kökeni nusayriliktir, ki çoğu arap aleviside kendisini nusayri olarakta tanımlar(bazıları bunu hakaret olarak kabul edebiliyor). nusayriler dediğimiz toplum ise lübnan ve levant bölgesindeki hristiyan arapların islamiyetle tanışmasından sonra ortaya çıkmış bir inanç sistemidir, genel olarak böyle tanımlanabilir. arap aleviliğinin, türkmen aleviliği ile uzaktan yakından alakası yoktur tek ortak noktaları hz. ali ve yatırlara verilen önemdir diyebilirim. mesela arap alevilerinde reenkarnasyon inancı fazlaca yaygındır ama türkmen alevilerinde böyle birşey yoktur. arap alevilerinde cemevi, semah gibi kavramlar yoktur.
sonuç olarak hepsi bu güzel ülkenin, güzel insanlarıdır. insan olsun yeter benim için gerisi önemli değildir.
son söz: yukarıda ki yazımda herhangi bir yanlış ifade kullandıysam affola özelden belirtirseniz sevinirim.
alevi terimi daha çok cumhuriyetten sonra kullanımı yaygınlaşmıştır, osmanlı döneminde daha çok bektaşi, kızılbaş(bazı yörelerde alevi kadınları hala başörtülerinin içine kırmızı bir başlık yada örtü takarlar, hakaret olarak algılanması sonraki dönemlerdir.) ya da yöresel bazda isimleriyle; tahtacı, çepni hatta bazı yörelerde türkmen demek alevi demektir vb. isimlerle bilinmişlerdir.
aleviliğin çıkış noktası ise türkmenlerin horasan bölgesindeki iranlılardan islamiyeti öğrenip, eski inanç sistemleri şamanizm ile göktanrı inancınının harmanlanmasından ortaya çıkmış bir inanç sistemidir. horasan bölgesindeki alperenler ve türkmen dedeleri(en bilindiklerine hoca ahmet yesevi örnek verilebilir.) tasavvufi öğretileri, türkmen aşiretlerine öğretmişlerdir ve türkmen aşiretleri arasında bu inanç sistemi fazlaca benimsenir. yani kısaca aleviliğin temellerinin horasan bölgesinde atıldığını söyleyebiliriz( bazı alevilerin biz horasandan geldik demesi buna dayanır).
daha sonra moğol istilasından (o dönemdeki türkmenlerin deyimiyle çekikgöz) dolayı akın akın anadoluya göç eden, konar göçer türkmen aşiretleri anadolunun farklı yörelerine yerleşirler. işte bu dönemde hacı bektaş veli önderliğinde toplanan, horasandan gelen alperenler, türkmen dedeleri ve bektaşi müritleri, anadolunun farklı yörelerine giderek hatta balkanlara kadar, konar göçer türkmen aşiretlerine tasavvufi öğretileri aşılamıştır. hatta çoğu gittikleri yörelere yerleşerek yerli halkın rehberi olmuşlardır(bugün anadoludaki çoğu köyde sadece alevi köylerinde değil, sünni köylerinde de çok fazla vardır; dede, baba yatırı, mezarı o rehberlere, alperenlere aittir).yani kısaca şunu söyleyebiliriz horasanda; hoca ahmet yesevinin tohumunu ektiği, anadoluda hacı bektaş-ı velinin filizlendirdiği, anadolu ve balkanların dört bir yanına dağılan dedelerin, alperenlerin dallanıp budaklandırdığı; bir inanç sistemidir alevilik.
şimdi gelelim kürt aleviliği ve arap aleviliği kavramına; şimdi böyle bir şey yoktur demem çünkü günümüzde var olan bir kavram ve bu insanlar kendilerini böyle tanımlıyorlar.
kürt aleviliği dediğimiz olgu için bana göre iki seçenek var; birincisi bu toplum kürt asıllı ve komşuları türkmen aşiretlerinden bu inancı benimseyip dillerinide devam ettirdiler. ikincisi bu toplum alevi türkmen iken komşuları sünni kürtlerin dilini benimsediler. iki ihtimalda bana göre olası, çünkü doğu ve güneydoğu anadoluda çok fazla kürtleşen türkmen aşireti(örneğin karakeçi, türkan), türkleşen kürt aşireti(örneğin dirijan) vardır.
arap aleviliği dediğimiz ise asıl kökeni nusayriliktir, ki çoğu arap aleviside kendisini nusayri olarakta tanımlar(bazıları bunu hakaret olarak kabul edebiliyor). nusayriler dediğimiz toplum ise lübnan ve levant bölgesindeki hristiyan arapların islamiyetle tanışmasından sonra ortaya çıkmış bir inanç sistemidir, genel olarak böyle tanımlanabilir. arap aleviliğinin, türkmen aleviliği ile uzaktan yakından alakası yoktur tek ortak noktaları hz. ali ve yatırlara verilen önemdir diyebilirim. mesela arap alevilerinde reenkarnasyon inancı fazlaca yaygındır ama türkmen alevilerinde böyle birşey yoktur. arap alevilerinde cemevi, semah gibi kavramlar yoktur.
sonuç olarak hepsi bu güzel ülkenin, güzel insanlarıdır. insan olsun yeter benim için gerisi önemli değildir.
son söz: yukarıda ki yazımda herhangi bir yanlış ifade kullandıysam affola özelden belirtirseniz sevinirim.