atatürk'ün belki biraz daha uzayacak ömrünü sırf dünya basınına -özellikle de fransa'ya- ne denli güçlü olduğunu göstermek adına hasta yatağındayken kalkıp mersinlere-adanalara gidip saatlerce güneş altında, sancılar içinde törenlere katılması, sonrasında da sağlık durumunun iyice kötüye gitmesi geliyor aklıma.
"hatay" adını bile atatürk'ün kendisinin verdiği bu şehir üzerinde oynanan oyunları, yemekleri, tarihi eserleri, dini ritüelleri bir kenara bırakırsak, şu hikaye de kalbimizin plaklarında derin izler bırakır.
tayfur sökmen'in "hatay'ın kurtuluşu için harcanan çabalar" adlı eserindeki anıda;
albay şükrü kanatlı komutasındaki birliğin reyhaniye'ye gelişinde, o bölgenin ileri gelenlerinden birinin, "türk ordusu hatay'a girerse tek evladım olan necla'yı kurban edeceğime and içtim" diyerek çocuğunu albay şükrü kanatlı'nın atının önünde yatırması oldukça ürkütücüdür.
fakat aynı zamanda orada yaşayan insanların ne büyük bir özlemle türkiye'ye katılmak istemelerinin de bir göstergesidir.
20.10.2020 · 40. sıra
gurusworld
19.10.2020 00:08