haluk abimize bir erkek kardeşi olarak elimden geldiğince, anlayabildiğim kadarıyla attığı twitlerdeki sorunları anlatmaya çalışayım. zaten ilk attığı twit baştan aşağı ofsayt. ama sonu ayrı bir seviye. bir kadının kadın cinayetine kurban gittiği gün kadınlara hitap ederek "yoksa ölürsünüz" şeklinde bir twit atmak aymazca. çünkü kadınlar için çok gerçek bir ihtimal olarak her zaman yanlarında taşıdıkları öldürülme kaygısı/korkusunun hunharca bir cinayetle tetiklendiği bir günde sırf söylediği şeyin vurgusunu arttırmak için bu korkuyu daha da körükleyecek bir ifade kullanıp tepki görmemeyi bekliyordu sanırım. biz erkeklerin çok idrak edemediği bir şey var. başka coğrafyaları bilmiyorum ama buralarda kadınlar için öldürülme ihtimali çok gerçek bir tehdit. sürekli bununla yaşıyorlar. toplumun her katmanından, her yakınlık derecesinde erkekten bunu görebildikleri gibi, hiç yakınlığı olmayan erkeklerden de buna maruz kalabiliyorlar. hemen hepimizin aklına her çeşit örnek geliyor. biz erkekler olarak işte tam olarak bunu anlayamıyoruz. bunu tam olarak deneyimleme şansımız yok. kendimden örnek vereyim, gece sokakta bir kadınla mesafe açık da olsa önlü arkalı yürümenin kadınlarda neye tekabül ettiğini bir kaç sene öncesinde idrak edebildim. öncesinde dikkat etmezdim bile. benim orada yaşayacağım tedirginlik en fazla sapık damgası yemek olur ama kadının yaşadığı tedirginlikse var oluşuyla ilgili tamamen. ve bu birçok örnekten bildiğimiz üzere son derece gerçek bir tehdit. biz erkekler işte tam olarak bunu anlayamıyoruz. anlamlandırsak dahi sürekli bu tehditle yaşamanın ne demek olduğunu idrak etmek cok farklı bir seviye. o yüzden bugun kadınlar çok öfkeli çünkü bu gerçek bir kez daha yüzlerine vuruldu.
ikincil olarak kadınların her zaman haklı olarak gösterdikleri bir tepki var. faile değil maktule yönelik bir şeyler söylemek. haluk levent'in twiti de kadınlara "tavsiye" verdiği için tepki çekiyor. kadınlar haklı olarak istiyorlar ki böyle olaylardan sonra ne giydikleri, kimle ne yaptıkları, ne zaman nerede oldukları, "hataları", "günahları", "iffetleri" değil işlenen suç, suçu işleyen fail, suçu yaratan şiddet kültürü, kadın üzerinde hak iddia etmeye sebep olan eril zihniyet konuşulsun. kaldı ki bir de bunu maktulün fotoğrafıyla yapmaya kalkmak en iyimser tavrımızı takınıp baktığımızda dahi aymazlık oluyor. ve hem de burada bir romantik ilişki olduğuna dair fikrimiz de sadece failin ifadesinden kaynaklanıyor yanılmıyorsam. (romantik bir ilişki olabilir de mesele o değil ama haluk levent buradan bir şiddet geçmişi çıkarıp muhtemel maktullerimizin kulağını çekiyor mesele o)
üçüncül olarak da tepede konumlanarak, abileri olarak, bir iktidar alanı içinden sesleniyor. bu tam olarak mansplaining'e giriyor mu emin olamadım kavramı çok iyi bilmediğim için. her halükarda deneyimlemediği bir halle ilgili bir sorunda, o sorunun birinci dereceden muhataplarına kendi sözünü çok önemseyerek, hatta onlardan daha iyi bildiğini düşünerek üretilen söylemler zaten sıkıntılıdır. hiç deneyimlemediğimiz haller üzerine konuşurken konunun birincil muhataplarından daha iyi bildiğimizi düşünmek, onlara doğrusunu öğretmek de aymazlık son kertede. evet, ben de şiddet ortaya çıktığı anda bunun görmezden gelinmemesi gerektiğini düşünüyorum. ama bu böyle bir zamanda bu şekilde mi ifade edilir? ya da bunun konu özelinde bir önemi var mı? bir kadın cinayetinden sonra kadınlara siz de dikkat edin yahu minvalinde bir şey söylemek ikincil olarak bahsettiğim konuyla alakalı zaten.
yani üslup sorunlu, içerik sorunlu. ama en büyük sorun kendi iyi niyetine olan inancı. iyi niyetlidir belki niyetini okuyamam, ama iyi erkek/kötü erkek ayrımı yapıp kendini aklayan erkek kategorisine de sokulabilir bir çok açıdan. yani şu sol tarafı işgal eden kadınların yanlış erkek seçimi başlığındaki fikirlerden, su testisi su yolunda kırılır zihniyetinden en iyimser düşündüğümüzde bile çok ince bir çizgiyle ayrılıyor. fakat daha da vahimi iyi niyetine o kadar inanıyor ki kendisine itiraz eden kadınlara inatla direniyor, bir türlü anlayamıyor sorunu. kadınlarla ilgili bir alanda kadınlara destek olduğunu iddia ederek kadınların itirazlarını yok sayıyor, anlamıyor. kadınlara "destek olurken" kadın sesini bastırıyor. ısrarla haklı olduğunu kanıtlamaya çalışıyor. görüşleri de cinsiyetçilik açısından eleştirdiği erkeklerden en fazla bir adım ileride.
sevgili "haluk abi", elbette sen daha iyi bilirsin de şöyle bir günde şöyle şöyle yapmazsanız ölürsünüz gibi bir ifade kullanmanın savunulacak bir yanı yok. hoş günden bağımsız olarak da yok. hadi bir aymazlık anına geldi yazdın, doğru tavır ilk yaptığın gibi silip/ bir düzeltme yayınlayıp özür dilemek olurdu. ama sen niye incindin anlamadım, sanırım mansplaining tam da burada devreye giriyor. hele hele maktulün fotoğrafını paylaşıp ölürsünüz demek saçmalığın, hadsizliğin dik alası, bunu anlamak zor değil. hiç zor değil.
edit: imla
23.07.2020 · 49. sıra
stavrogin
22.07.2020 04:24 ~ 07:55