Sık geçen başlıklar

fb'nin 2014'ten beri şampiyon olamamasının sebebi 7

ekşi'de gör
derwall’in yaklaşık 40 sene önce galatasaray’da yaptığı futboldaki mantalite devrimini asla yapamamış olmasıdır.

bu devrim sadece galatasaray’ı değil türk futbolunu da komple değiştirmiş bi devrimdir ancak bunun kıyısından köşesinden dahi nemalanmak, fenerbahçe’nin işine bir türlü gelmedi. sanırım bunun da sebebi, işin kökeninin galatasaray olması olabilir.

galatasaray camiasında patron, teknik direktördür. bugüne kadar hiç duymamışsınızdır bir galatasaray başkanının devre arasında soyunma odasına inip de şu oyuncuyu çıkar, şunu al falan tarzında bi yaklaşımını. galatasaray’ın yönetimleri kulübü yönetmekle görevlidir. futbolun patronları ise her zaman teknik direktörlerdir.

fenerbahçe camiasında patron, kulüp başkanıdır. hocanın isminin büyüklüğü dahi önem arz etmeden herhangi bir fenerbahçe başkanı, gidip hocaya teknik, taktik, futbolcu tavsiyesi falan verebilir. çünkü kendisinde o yetki var sanrısındadır. futbolun patronu da fenerbahçe’de her zaman başkanlardır. (zaten 30 yılda hepi topu 3 başkan gördüler, 3’ü de birbirinin çok benzeri profiller). kulübün efsane futbolcusu alex olayında da işin merkezinde başkan vardır, ersun yanal gönderilirken de.

derwall’in galatasaray’da yaptığı devrimlerin en başında da işte bu olay gelir. devrim dediğiniz şeyin sancılı olmaması mümkün değil. derwall’e karşı çıkan bir sürü isim vardı galatasaray’ın içinde. onun taleplerini gördükleri anda ses yükseltmişlerdi çokça. derwall, tesislerde çim saha olmazsa gelmem dediğinde “gelmezse gelmesin” diyen o kadar çok kişi vardı ki. işte asıl devrim o insanlara derwall’i ve derwall’in isteklerini kabul ettirerek yaptı galatasaray ve futbol antrenman tesislerinin tamamı çim yapıldı, daha bazı futbol takımlarının statları bile toprak zeminken.

sürekli olarak aziz yıldırım’a atfedilen “tesis yaptı” algısından 20 yıl önce yapılan bir tesis devrimidir bu. pek kabul görmez nedense ama gerçekler de bükülemez.

derwall sayesinde futbolda patron teknik direktördür diyebiliyoruz işte galatasaray’da. torrent falan varken de bu böyleydi, derwall’den eğitim alan fatih terim, mustafa denizli gibi isimler varken de.

fenerbahçe’de ise bunu asla söyleyemeyeceğiz gibi duruyor, en azından yakın gelecek için. en yakın örneklerinden biri de ismail kartal’ın süper kupa mücadelesi öncesinde aldığı 3 günlük rapordur mesela.

uzun süreli başkanlık yapmak aslına bakarsanız o kadar da kötü bir şey değil. yani başlı başına “uzun süre başkanlık” kötü bir şey değil demek istiyorum.

bunun en iyi örnekleri de futbolun beşiği ingiltere’dedir. büyük kulüplerin yakın zamanlı arap, amerikan, rus satın alma işlerine bulaşmadan önceki geçmişlerini kısa bi araştırın. kulüp başkanlarının 20-30 yıl görevde olduklarını göreceksiniz. ancak hiçbir zaman gündemde olmadıklarını, hatta belki tanınmadıklarını dahi göreceksiniz aynı zamanda.

ama mesela city dediğimiz zaman aklımıza tek isim geliyor, pep. zamanında manchester dediğimizde sir alex ferguson deriz, arsenal dediğimizde arsene wenger deriz, bu kulüplerin sahiplerini ya da başkanlarını saymayız.

tıpkı işte galatasaray’da fatih terim dediğimiz gibi, mustafa denizli, feldkamp dediğimiz gibi, şimdilerde ve yakın gelecekte de sıklıkla okan buruk diyeceğimiz gibi.

galatasaray 2000 yılında uefa kupasını kazandı muhabbetinin açıldığı hiçbir ortamda faruk süren’in adı geçmez. terim denir. hagi denir.

ama fenerbahçe 6 yıl önce yeni başkanını seçerken dahi, geçmişinde de sıklıkla yaptığı gibi kongresinde bile “ali koç başkan, fenerbahçe şampiyon” der.

neyse sözün özü, fenerbahçe tek adamlıktan, biatçılıktan ve başkanlarının her şeye ve her konuya dahil olması, baskın karakter olması, tek başlarına karar verici olması durumundan vazgeçmediği sürece futbolda başarı sürekliliğini kazanacağına asla inanmıyorum şahsen.

teknikler, taktikler, maçlar, başkanlar, futbolcular, teknik direktörler geçicidir. önemli olan mantalitenin kalıcı bir biçimde yerleşmiş olmasıdır. bu sebeple isimler sürekli değişse de galatasaray 40 yıla yakın bi zamandır “winner” kulüptür.

ve yine bu sebeple fenerbahçe, jupp derwall’in yaptıklarını örnek almalı, benimsemeli ve özümsemelidir.
saçma argümanlar ile doğru cevaplardan uzaklaşan fenerbahçe taraftarları var. böyle devam edin. edin ki, bir 9 sene daha kupa göremeyin. çok iyi.

1-3 temmuz diyenler var. 2013-2014 sezonunda açık ara şampiyon oldun, beşiktaş'ın stadı yoktu, galatasaray dağılmak üzereydi ama sen hocanı "sebebi belirsiz(!) bir şekilde" yolladın. o tempolu, ısıran, boğan, 90.dakikaya kadar saldıran, rakip 10 kişi kalınca 4 forvet oynayan fenerbahçe gitti. ben ersun yanal gidince şampiyonluk umudu beslemeye başladım o sezon. yazın zerre umudum yoktu. hadi, hocanın oyun anlayışı değişti diyelim. yeni hocaya bir tane transfer yapmadın. bir tane kanat forveti istedi sadece ismail kartal. almadın. ertesi sene galatasaray kutlamalarda "fener ağlama" dedi diye 100 milyon euro para harcadın. o takımı da saçma bir teknik direktöre verdin. müthiş bir kadroyu şampiyon yapamayan hocayı, sezon sonu değil, sezon açılışında bile değil, şampiyonlar liginden elenince, ertesi sezon başlayınca kovdun. aceleyle dick advocaat getirdin. eğri gemi doğru sefer olmadı. müthiş hocaya, berbat kadro verdin bu kez. adama emanetçi muamelesi çektiniz, adam hollanda milli takım teknik direktörü oldu. en sonunda yine aykut kocaman geri geldi. adam vardar'a elendi. üstüne ankara deplasmanından sonra telefonu kapatıp kaçtı. akhisar maçlarının birisini kazansa kupa, ikisini kazansa şampiyon olacaktı. üçünü de kaybetti. sonraki sezon küme düşüyordunuz. diğer sezonlar zaten malum. her sezon en az 2 teknik direktör geldi. kenarda zeki murat göle olmayan sezonunuz yok.

2- şampiyon olan takım, şampiyon yapılıyor ama sonra "ortalaması düşüyor" deniyor. doğrudur, puan düşüyor çünkü şampiyonlar ligi oynuyorlar. kadro derinliğin manchester city ayarında değilse, ki onlar da ligin ikinci yarısında açılırlar, puanının düşmesi çok normal. beşiktaş 2016-2017 sezonunda açık ara şampiyon oldu, uefa kupasını alabilecek ayardaydı ama o sezon şanssız kaybetti. 2017-2018'de ise namağlup gruptan çıkmasına rağmen, ligde ancak 3. olabildi. çünkü, ligin ilk yarısında ancak 30 puan toplayabilmişti. sadece lig oynayan galatasaray ve fenerbahçe, beşiktaş'ı geçti. şampiyonlar ligi ile beraber yerel ligi iyi götüren takım ligimizde 10 senedir yok. bir 10 sene de olmaz. çünkü, şampiyonlar ligi oynayan takımın fikstürü inanılmaz sıkışıyor ve kadrosu kaldıramıyor. galatasaray ligi götürdü ama şampiyonlar ligi götüremedi.

ya sizi son 10 sezonda şampiyon olmaya yaklaştıran adam emre b. idi. adama en son ana avrat küfür ettiniz. sonra niye yüzümüz gülmüyor diyorsunuz. aldığınız ah bitmiyor ki. bak beşiktaş'a. deprem mağduru takımların puanını istedi diye ne hallere düştü. herkesle düşman olmaya, sürekli rakip bulmaya çalışmayın. dost olmaya gayret edin, el sıkışmaya çalışın.
başarısızlığa büyük tahammüllerinin olması. karşı tarafa bakıyorsun geçen sezonu 13. tamamlamış bir galatasaray başkanından tut çaycısına kadar herkesi göndermiş. yetmemiş seçilmeden yetersiz gördüğü bir başkan seçilmesin diye seçimi mahkemeye vermiş başka başkan seçtirmiş.. büyük takım refleksi budur, böyle olmalıdır..

fenerbahçe ise 5 senedir ali koç'un masallarını dinliyor. bugün 10 yaşındaki çocuk şu programı biliyor.

- oo süper transferler
- bu sene şampiyonuz
- lig nisan'da biter
- yorgunluk var düzelir
- ara transfer döneminden sonra tekrar uçacağız
- bu teknik direktörle olmaz
- futbolcular sahtekar
- yönetim istifa

her sene aynı hiç değişmez.
bunun sebebini heykelini diktikleri alex de souza kitabında net bir şekilde açıklamış;

"bana avrupa düzeyinde mücadele edecek bir takım kurulacağını söylediler, ancak geldiğimde böyle olmadığını anladım. sanki galatasaray karşısında kazanmak, bütün hedeflerden daha önemli gibiydi."
mantalitenin değişmesi lazım.

0-3 yenilmişsin, maçtan sonra başkanın " biz galatasaray' a 6 da attık 5 de attık " diyor.

başarısızlığı kabul eden bir cümle kurmak yerine sürekli hedef değiştirince başarı ister istemez gelmiyor. kendi işine bak, kendi başarına odaklan ve çok konuşma bitti gitti.