mevzuya biraz ütopik yaklaşacağım ama yakın arkadaşlarımda yaşayan 2 örneğini gördüğüm için aslında çok da ütopik değil, sözlük karamsarlığı ortalamasından yaklaşırsak ütopik sayılır diyelim. işin sırrı bence karı koca olarak kişilerin kendi dünya'larını inşa etme yeteneğinde gizli ve bu mekandan bağımsız olması gereken bir yetenek, bu yüzden rollerin belirli olduğu ev ortamından bahsetmediğimi ilk olarak belirteyim. saçma sapan bir toplu taşıma otobüsünde, gündelik bir şey için kuyrukta beklerken, rutin hastane ziyaretinde, mutfak alışverişinde yani hayatımızın genelini oluşturan sıradan anlarda o iki kişinin görünmez bir koza örüp, farklı bir boyuta çekilip hayata oradan devam edebilmeleri bahsettiğim şey. o farklı frekansa çıktıkları anda aralarındaki etkileşim ve aşk sayesinde en sıradan şeyler bile ilişkilerinin çekim kuvvetini besleyebilecekleri birer fırsata dönüşüyor. örnek olarak; geçen gün bitmeyen banka borcumu ödemek için sıramın gelmesini beklerken basit bir kağıt parçasından türlü türlü şekiller yaparak yaklaşık 40 dakika boyunca birbirlerini güldüren ve biz diğer insanlar o boktan atmosferde siyah-beyaz filmlerdeki figüranlara dönüşmüşken bize kıyasla imax sinemadan fırlamış gökkuşağı canlılığına sahip kişiler olarak parlayan ve dostlarım olan 8 yıllık evli çift bu düşüncemi pekiştirmişti. hayatın sıradanlığına bir set çekebiliyorsan, gündelik sıkıntıları malzeme edip yürek dolusu gülümseyebiliyorsan ve bunu iki kişilik olarak yapabiliyorsan muhtemelen doğru kişi ile evlenmişsindir. o kişi ile kurduğun paralel evrene adım attıktan sonra dost olsun, kardeş olsun diğer kişilere olan bağımlılığın kayboluyorsa, başkalarına ihtiyacın yok oluyorsa doğru yoldasındır. eğer bu saydıklarım yoksa aradaki cinsel çekim bittikten sonra ki o da ten uyumuna bağlı ve tek başına çok güvenilir bir temel değil, bir noktada iş evcilik oyununa döner. kimisi evlenmiş olmak için evlenmiştir ve oyun güzel gittiği sürece ses çıkarmaz, kimisi ise iki parçadan bir bütün oluşturmak için evlenmiştir ve o zamanla yaptığı hatanın büyüklüğünü kavrar, sonra gelsin karın ağrısından hallice boşanma davaları, gitsin bir vakitler yuva olan evde bir yabancı misali tekinsiz gezinmeler.