değerli arkadaşlar bu süreçte gelen destek için gerçekten çok teşekkür ederim. gelen mesajların ancak bir kaçını okuyabildim eminim ki hukuk insanlarından gerekli mesajlar gelmiştir. yarın hepsine tek tek bakmaya çalışacağım.
birkaç saat uyuyabildim, sağ gözüm sürekli nemleniyor ve altındaki yaradan ötürü sızısı hayli arttı, kafamda da bütün o darbelerin etkisi şimdi iyice kendini belli ediyor. yastığın ne tarafına baş koysam kafamın her tarafı sızı içerisinde ve bu şekilde dinlenedildiğim kadar dinlenebiliyorum. kafam aldığım darbelerden burnumu farketmemişim bile onun da şimdi acısı çıkıyor, zaten burnumdan nefes alamıyordum, meğerse içinde kan donmuş. gece kalkınca sıcak suyla yumuşatıp temizleyebildim. bir kaç saat aralıklarla uyuyabildiğim kadar uyuyup, dinlenip kendime gelmeye çalışıyorum. fakat yine de ısrarla belirttiğim gibi kafama aldığım darbeler o kadar çok ki etkisini şimdi sızı olarak gösteriyor.
bu entry ise şu sebeple yazdım, çoğu insan neden eli boş indiğimi soruyor. ben bu iki kişinin içkili olduklarını bilmiyorum, iki kişi olduklarını bile bilmiyorum. çünkü benim dairem ters tarafa bakıyor, yani sadece komşum olan şahsın yaptaığı davranışları duyup aşağı indim ve inerken de aklımda komşumu dövmek yoktu. ben öğretmenlik yapıyorum, bugüne dek kimseye el kaldırmadım. bu yaşadığım olayda da aklımda olan yine karşı tarafa saldırmak değil önce kendimi korumaktı. fakat birini tutsam diğeri saldırıyordu, saldıranlar da başta tekme ve yumrukla başladığı iş tutmayınca bu kez her ikisi de eline geçen şişelerle vurmaya başladılar. yere düşene kadar en azından birini tutuyordum fakat yere düştükten sonra asıl en büyük darbeleri yere diz çökmüşken aldım. kafamda şişe kırıldı ve içi dolu şişelerle de çok kez vuruldu, yine de dayandım. görüyorsunuz zaten fotoğrafta, onların herhangi biri zaten teke tekte bişey yapabilecek durumda değil, en azından elini tutar darbe almazdım fakat iki kişi olunca birini tutunca ötekini engelleyemedim. herhangi birine bir tokat bile vurmuş değilim. ben bilmiyor muyum sanki onlara sopa ya da başka şeylerle zarar vermeyi?
fakat benim yapım bu değil, hiçbir zaman da öyle olmadı. şimdi bu kadar sızının, ağrının, çektiğim acıların içerisinde düşünüyorum. ya elimde bir sopa ya da başka bir silah olsaydı, birinin kafasını dağıtmış ya da birini bıçakla yaralamış olsaydım emin olun şu an büyük bir pişmanlık duyardım. şu an bile düşünüyorum elimde bir sopa ile birine vurabilir miydim? hayır bunu yapamazdım, her ne olursa olsun, ben kavga etmem gerektiğinde bile bir silahın gölgesine sığınacak insan değilim. çünkü hiçbir zaman karşı tarafa o üstünlüğü kurmak istemem, belki aptalın tekiyim ama elde sopayla birinin kafasını dağıtmış biri olarak hayatıma nasıl devam ederim? bunun onursuzluğu şu an kaldırabileceğim bu sızılardan çok daha fazladır ve bu sadece yapı meselesi değil, ayrıca öğretmenlik yapan, insanlara örnek olmaya çalışan basit biriyim fakat doğamda birine zarar vermek yok...
şiddete bu kadar mesafeli miyim, hayır değilim... karadenizde, belki de şiddetin ortası diyebileceğiniz yerde büyüdüm. doğduğum toprakların ne sınır davaları biter, ne ağaç gölge yaptı meseleleri biter. böyle sudan sebeplerden insanlar tabanca çekip birbirlerini öldürürler ve herkesin elinde tüfek, tabanca ne ararsanız vardır. kendim silah kullanmayı da biliyorum, hiçbir şey yapmasam bulundurma ruhsatlı silah alır koyarım kenara, ne de olsa böyle şeylere uzak değilim fakat ben bu muyum?
dün elimde bir silah olsaydı örneğin o kadar yediğim darbenin üzerine, o kan revan halimde bile sanırım tutup birine silah çekemezdim. birini silahla, sopayla ya da başka aletlerle yaralamak o kadar kolay ki ben böyle şeylerin ardına sığınacak bir insan değilim. bu yüzden diyebileceğim, kavga ederken bile hüda insanın karşısına çıplak ellerine güvenen kişileri çıkarsın...
bu entry sık sık kullandığım ve hep kendimde uygulamaya çalıştığım chaplin'in şu sözleriyle bitirmek istiyorum;
"herkes bana gülebilir ama hiç kimse benim yüzümden ağlamasın..."
18.04.2020 · 11. sıra
byhasret
17.04.2020 04:00 ~ 11:09