10 yaş civarındayım. annem babam akşam gezmesi için üç beş sokak ötedeki arkadaşlarındalar, ben de evde tek başıma takılıyorum. salonda televizyon izlerken halıda bir kıpırtı görür gibi oldum. halının desenleri arasına aradım aradım derken tekrar hareket etti bu vatandaş. tırsa tırsa izledim birkaç saniye uzaktan ama öyle böyle bir tırsma değil. sonra koşa koşa mutfağa gidip yoğurt kovası buldum bir tane, üzerine kapatmaya. fakat ne mümkün, hayvanatın yerinde yeller esiyor. koltuğun tepesine çıktım, elimde yoğurt kovası gözlerim fıldır fıldır, ne kadar bekledim bilmiyorum. bir saat olsun hadi. bizimkiler teşrif edince durumu anlattım. akrepti diyorum ama yüzde yüz emin de değilim. bunlar beni karalılıktan uzak ve kendiyle çelişen söylemlerime de sırtlarını dayayıp istanbul'un orta yerinde akrebin işi olmadığına bir güzel ikna ettiler. öyle yaşadık güzel güzel. kendi odam yoktu ve salonda uyuyordum. ilk birkaç gece nasıl eğlendim, tahmin edersiniz. sonra bu mevzu unutuldu gitti. aylar sonra bir saksının dibinde arkadaşın cansız bedenini buldu annem.
o günden sonra söylediklerimi ciddiye almaya başladılar demeyi çok isterdim. malum.
01.07.2020 · 35. sıra
spirit on opportunity
30.06.2020 02:31 ~ 02:33