Sık geçen başlıklar

erkeklerin artık sevgili bile olmak istememesi 8

ekşi'de gör
ilk tavsiyem evlenmeyin ve hatta evet sevgili bile olmayın. nedenini açıklayacağım... öncelikle gerçekten bir erkekle el ele verip sevgili olan, aile kuran ve iyi günde kötü günde yanında duran kadınlar çok derin bir saygıyı hak ediyor. bunlardan maalesef günümüzde pek kalmadı. tersi olan erkek de kalmadı. zaten bazı istisnalar hariç 98 sonrası doğan erkekler kendi sorumluğunu dahi alamayan çocuklar olarak yaşamayı seçtiler. üstteki şekilde davranan erkekler de saygıyı hak ediyor.

işin benden önce ona basmışlar, ağzına vermişler boyutunu konuşacaksan sen yapmadın mı göt lalesi? kız 30 yaşına kadar kurusun mu ibne? soruları elbette gelebilir. ama burada erkeklerin kurulduğu nokta şu; bir kadın 7 senelik bir ilişkide elbette bazı şeyler yaşar. ama bir hafta sonunda 5 kişiye sevişen kadınları kimse ciddi ilişkide istemiyor. zaten bunun sebebi de ciddi ilişki veya evlilikte bile devam etme ihtimalleri. ancak ilk göz ağrısı ile evlenen kadınlarda durum farklı mı? hayır! sosyal medya sağ olsun. diziler sağ olsun. çevre etkeni sağ olsun inanılmaz şeyler var.

evlenmeyin demiştik ilk paragrafta. kadınlar maalesef zıvanadan çıktı arkadaşlar. bakın erkeklerin alayı eskiden de aldatıyordu. ama %95 kadarı başkasıyla sevişirim ama evimin erkeği olurum modunda yaşardı. başkasıyla kaçan çocuklarını bırakan erkek %5 vardı. kadınlar ise inanılmaz gözü kara. erkekler evli kadınla takılmak istemezdi. kadınların böyle bir derdi yok. evli erkek de olur. kendileri evliyken de fark etmiyor. risk almayın beyler ciddiyim. her istediği önünde olan evli çocuklu kadınların neler yaptığını anlatamam. spor salonumuz olsun iş yeri olsun inanılmaz şeyler dönüyor ve en ufak korkuları yok. sorunca kocam da yapıyor, ne olmuş eğleniyoruz, kime ne, arada kaçamak evliliği ayakta tutuyor cevapları geliyor. spor hocaları resmen aralarında çeviriyor kadınları. bana da düşüyor ama kendimi vurduramam.

ya kadın kocası için hazırlandığı gecelikle fotoğraf atıp ''bugün anal yapacağız. düşün seninle de haftaya yaparız güzel giderse'' diye sevgilisine fotoğraf atıyor. bakın bir erkek için bu kaldırılmaz bir durumdur. kocasıyla çıktığı yemekte banyoya gidip sevgilisine fotoğraf atıyor. biz mesajları patlak gözlerle takip ediyoruz. ofiste saxo çekip yutuyor. o ağızla gidip bebeğini öpüyor ve emziriyor. adamın da anası skiliyor bez parası yetiştireceğim diye.

bir arkadaşım bana anlatıyor. kocası sevişmiyormuş. sevgilisi en son seferde bunu bir kadın daha varken ffm şeklinde üçlü ile becermiş. şimdi kankam seni istiyor gel mmf yapalım demiş kadına. kadın da beni gerçekten sahiplenmiyor diyor sevgilisi için. ya senin kocan var be amına koduum. dertleşme sonrası yalnız saxomu çok sever istersen sana da çekeyip diyor. sanki kahve içmeye davet ediyor. herkes delirmiş.
başka arkadaşımın kocasının ortağı buna yazmış. kocasına anlatmamış. hem işte hem bende ortaklar artık hahahaha diyor gülerek. bu kadın alkol almıyor. namazında niyazında ve bilinen bir ailenin kızı. evlenmeyin demiş miydim?

kadın 14 senedir evli. eski dönemin kızı. gözünü kocasıyla açmış. 14 sene yapmazdım bu sene başladım inanılmaz diyor. şimdi adamın yerine koyun kendinizi. 2 çocuk var. karınız otellerde bar tuvaletlerinde sevişiyor. sonra eve gelip o ağzıyla çocukları öpüyor filan. erkekler artık korkmakta sonsuz haklı ve olacak her şeye hazırlıklı.

olan kime oluyor? bir grup düzgün kadın ve erkeğe. ama onların da bu moda girmesine az kaldı bence. bunu yapan medya, aileler, ortamlar ve teknoloji. bundan 25 sene önce şamdan gala vs dergilerinde poz veren escort karıların giydikleri ile üniversiteye giden, o kıyafetlerden çok daha açığı ile herkese açık hesap açan kadınların sorumluluğunu kimse almak istemiyor ve haklı.

ayrıca o hesaplardaki çalışan kadın ayağını geçin. önemli bir kısmı avukat, güzellik merkezi sahibi, emlakçı, tasarımcı, diyetisyen vs ayağına katalog escortu. milyon takipçili ne kadınların escortluk yaptığını gördüm. bir diyetisyenin escort gibi poz vermesi normal değil. işbirliği dedikleri de malum. daha üç ay önce ev kirası için yardım isteyen avukatın dubai gezisinin detaylarını biliyoruz. düne kadar şantiyesinde paylaşım yaparken bu paraları kim veriyor diye yazan mimar kızın onlarca farklı kıyafetle onlarca farklı otelin barında sahilinde pozlar atıp ''inandım ve başardım'' temalı skik editlerini yemiyoruz. işten çıktın istifa ettin ve bir anda yüzlerce insan seni buldu ve ayda 400 bin harcayacak kadar para kazandın öyle mi kızım? sence biz aptal mıyız? bunlarla evlenilir mi siz söyleyin? adam tabii ki boynuz parlatmamak için çok dikkatli olacak.
ben kesinlikle dindar birisi değilim. eskisi gibi cumaya bile gitmiyorum bir süredir her ne kadar bunun sebebi siyasi de olsa (atatürk'ü anmayan imamın arkasında namaz kılmam). neyse, böyle birisi olarak diyorum ki ben büyüdükçe anladım ki din hakikaten esas olarak kadınları koruyan bir yapı. toplumda ve medyada aksettirilen tam tersi ama biraz basiretli olan birisi bu tuzağa düşmez.

günümüzde hukukun, insan haklarının ve kadın haklarının gelişmesi sonucu artık herkes daha özgür yaşıyor ve olması gereken de bu, itirazım tabii ki yok. ancak kadın haklarının gelişmesi bir yandan iyi iken diğer yandan kadınların kendi topuklarına sıkmalarına sebep oluyor.

takribi 20-30 yıl öncesine kadar böyle flört, sevgililik müesseseleri öyle yaygın değildi. bırak kadını erkekler bile öyle rahat davranamazlardı. bir gün biriyle bir gün ötekiyle falan daldan dala atlama durumu yoktu. insanlar doğru dürüst birbirlerini tanırlar ve nişan+evlilik süreci gelirdi arkasından. bir kişinin evlenene kadar hayatında en fazla 2-3 kişi olmuş olurdu. bakın esas noktası burası işte.

kadınların üstündeki baskı kalkınca ve sosyal medya sayesinde herkese erişim kolaylaşınca bir kadının radarı artık yaşadığı sokak değil, tüm şehir, tüm ülke oldu. e hâl böyle olunca sürekli en tepedeki erkeklere oynamaya başladılar. dananın kuyruğunun koptuğu yer burası. e kadın, adı esra olsun, şimdi mahallesindeki düzgün çocuk erman'ı hiç görmeyip sağda solda yakışıklı/zengin tiplerle takılmaya başladı. biri bitse öteki geldi. başlangıçta esra kazançlı gibi gözüküyordu ama yaş 26'ya gelince işler değişmeye başladı. esra artık evlenmek istiyor ama takıldığı erkekler onunla evliliğe yanaşmıyor. çünkü bu ferahlık sadece kadınlara değil, %20'lik kısımdaki erkeklere de yarıyor. adamın sınırsız sayıda seçeneği var. neden esra'yı tercih etsin? erman da artık istemiyor çünkü erman mal değil.
ve ermanların sayısı çok fazla.
21. yy insanı doğasından koptu. basitliğini kabul edip öylece yaşamak yerine işleri karıştırdı. sayısız meta, sayısız unvan, sayısız farklı yaklaşım, duygusal tepki konseptleri, savunma mekanizmaları, iletişim olanakları, ilişki çeşitleri yarattı ve bunlar içinde kendisi dahi nefes alamaz hâle geldi. başkasına ilişmek için, bir de başkasının bu denli daralmış alanına uyumlanmak için heves ve istek duyulmaması kadar normal bir şey yok. zira hayatlarımız haddinden fazla zor. bu hayatlara bir de kendi komplekslerini, maddi manevi yüklerini getirip diğerinin sırtına yükleyecek kişiler düpedüz ayakbağı statüsünde kalmış olacaklar haliyle.

sevginin, saygının, çekimin varolabilmesi için son derece elverişsiz koşullar bunlar.

aslında öyle basit, yalın, anlaşılır olabilirdi ki her şey. kadın dediğin canlının memesini avuçlasan, beline sarılsan aklı başından gider. tabii sevginin, saygının varolabildiği, insanların yetişkin olup birbirine yüklenmediği ilişkiler için geçerlidir bu. cıvıtmayalım.

erkek dediğin yine öyle. sarılıp öpsen, yorgun bir günün ardından omuzlarına, sırtına masaj yapsan, göğsüne sokulup sessizce yatsan, güzel yemekler yapıp birlikte yeseniz adama dünyaları vermişsin gibi mutlu olur. tabii burada yine aklı başında bir erkeği kast ediyorum. içindeki boşluğu doldurma amacıyla itlik peşinde koşan zamane insanını değil.

aşka, gerçekte taşımadığı anlamları yükledi kapitalizm. filmlerle, dizilerle, kitaplarla, reklamlarla, şarkılarla, sosyal medya aracılığıyla bir güzel hepinize yedirdi yalan dolanlarını. insanlar aşkı pahalı restoranlarda mum ışığında yemek yemek, pırlanta yüzükle taçlandırılması, onbinlerce liralık gelinliklerle kutlanması gereken bir şey zanneder oldular. (damatlık diyemiyorum çünkü ülkemizde kız tarafları "bizde öyle bir adet yok" diyerek bundan kaçıyorlar. ben öyle yapmayı gururuma yediremediğimden ve mütekabiliyet prensibim bulunduğundan eşime on numara damatlığını, ayakkabısını filan da almıştım da, anam bana küsmüştü ahahahaha) hem de 2, bilemedin 3 nesil önce köyden gelmiş olan atalarının yerini, işini, konumunu hiç hatırlamadan yaptılar bunu. kendilerine metalarla değer biçilmesine izin verdiler. kadın da, erkek de düştü aynı hataya. arabası olmasa ne olur ki bir adamın? toplu taşıma kullanır. basit. ama bu basitliği aşağılık olarak görme yolunu seçti insanlar. başta kendileri böyle hissettiler, tezahürü olarak da karşı cins böyle düşündü. oysa bir adam veya kadın emeğinden, çalışkanlığından, sorumluluk duygusundan eminse kimseye eyvallahı olmamalıdır. dayatmalara da boyun eğmemelidir. hür bir insan olmanın gereğidir bu. farkındaysanız burada kişisel zevklere, ilgi alanlarına girmiyorum. çok istersin, ihtiyacın ve ulaşacak gücün vardır, istediğini alırsın kime ne? anlatmaya çalıştığım şey dayatılanlar ve bunların yarattığı hiç de şaşırtıcı olmayan sonuçlar. gitgide yalnızlaşan insanlar.

bunların aşkla, sevgiyle hiçbir alakası yok. kapitalizm sahip olduğu bütün olanakları kullanmak ve elindekileri satarak varolmak zorundaydı. bunun için de aşkı, kadın-erkek ilişkilerini dekor olarak kullandı. din ve ahlakı bile sattı, aldınız. o kadar kurnazdı ki, hem kendini modern olarak tanımlayana göre, hem de dindar, öteki dünya inancı filan olana göre ambalaj yaptı ürünlerine. kadın erkek ilişkilerini yaşayarak öğrenmek yerine sex and the city ve türevi boktan yapımlar üzerinden, size gösterildiği şekliyle algıladınız. iki cinsin birlikte olabilmek için mutlak surette nikah akdi yapması ve krediler çekerek birilerine kaynak yaratmak üzere çılgınca harcaması gerektiğine ikna oldunuz. bu kadar ağır standart ve beklentilerin sonucu olarak da yalnızlaşmayı seçtiniz. bunu bile seçmediniz aslında. yalnızlık da satıldı ve aldınız.

insanların ekserisi içine bakıp uyanmaya ölümüne korkan canlılar oldukları için; dışlarında kalan dünyaya, ekranlara, kendilerine gösterilenlere bakıp rüya görmeyi seçtiler. sistem kazandı, güçlendi, insanın en mahrem yerlerine dek nüfuz etti. artık çoğunuz rahatlıkla aldatmalardan, çoklu ilişkilerden bahsedebiliyor, karşı cinsi aşağılayarak* seks oyuncaklarınıza sarılabiliyorsunuz.

oysa bunların korkunç şeyler olduğunu fark edebilmeniz gerekirdi.
bi süre önce bi yerlerde okuduğum bi tespit vardı. cinsiyet değişimi yaptıran kadınların girdiği türden bir depresyon ile ilgili...

sonradan erkek olmaya karar veren bir kadın (politik doğrucu adını bilmiyorum bu olayın, kadın bedenine hapsolmuş erkeğin prangalarından tıp vasıtası ile kurtulması bile olabilir), erkek olarak devam ettiği sosyal hayatında bazı şoklarla karşılaşıyor. bahsedilen kişi erkek olduktan sonra bar, club gibi girdiği sosyal ortamlarda kadınlarla iletişime geçmeye çalışıyor ve bu işlerin hiç de kolay olmadığını fark edip bunu yadırgıyor. kadınken ve durduğu yerde üstüne ilgi yağarken iki cins için de normalin bu olduğunu zannediyor ve erkek olduğunda da işlerin aynı şekilde gideceğini düşünüyor. erkek dünyasına adım attığında ve işlerin hiç de düşündüğü gibi gitmediğini gördüğünde bu dışlanmışlığın trans birey olduğundan kaynaklandığını iddia ediyor ve duruma isyan ediyor...

ama asıl bilmediği, erkek dünyasının bu çaresizlik üstüne kurulu olduğu gerçeği ve bu gerçekle yüzleşen bir zamanların kadın bireyinin bu gerçekle şayet içinde doğup şekillenmediyse başa çıkamayacağı oluyor...

doktorlar bu bireylere; içlerinde yaşadıkları durumun erkek dünyasının normali olduğunu, öyle kapılarında hazır bekleyen elli tane kadın arasından istediklerini seçemeyeceklerini telkin etmeye çalışıyor.

erkek olmaya karar vermiş trans arkadaşlar bu tosladıkları duvarı çoğunlukla hayatları boyunca kabul edemiyor.

yani mevzu şu. bizim ayakkabılarımızı giydikten sonra bizim hakkımızda konuşun hanımlar. gerçekten imanımızı gevrettiniz bu yaşımıza kadar. genelliyorum, herkeslemiyorum. geneliniz bu. hayatıma son birkaç senede giren çoğu kadın muazzam karakterli insanlardı ama bu saçma güruhun içinde artık ben tam ne istediğimi bildiğim için ve kadınlar da beni tanıdıkça bana bulaşmanın ne anlama geldiğini anladıkları için bazı şeyler yolunda gitti. yoksa sike sürülecek karakter yok çoğunuzda. kusura bakmayın.

bakın ya da biraz kusura... belki biraz karakter geliştirirsiniz.
kadınların her şeyi erkekten beklemelerinden kaynaklanıyor aslında.

erkek yapar, erkek gelir, erkek halleder. erkek hediye alsın, erkek sürpriz yapsın, erkek bir yerlere götürsün, erkek trip çeksin, erkek erken boşalmasın, erkek erkek erkek...

biz bu dünyaya kadınların kölesi olmak için gelmedik arkadaş. kadınların peşinde pervane olmak için hiç gelmedik. işe gelince eşitlik, işe gelince sen erkeksin.

böyle böyle soğuttu kadınlar ve asla bunun farkına varmıyorlar.

edit: geçen gün alışveriş yapmaya çıktım. kendime istediğim bir çok kıyafeti aldım.. hayatımda biri olsa bir çoğunu belki de hiçbirini alamazdım. çünkü ilişki erkeğe kendine harcama lüksünü de kaybettiriyor.
bunun sebebi malesef kendi ayakları üzerinde duran kadın / güçlü kadınlardır.

hayır, hemen tepki verme, hemen küfür edip kaçma. gel bak bir oku, dinle, ne demek istediğimi anlamaya çalış;

neden mi;

eskiden hatırlar mısın, "kadın dediğin evinin hanımı olacak, çocuk bakacak, bir erkeğe muhtaç olacak" diye düşünen bizler vardık. kadını bir birey olarak tanıyor, ancak bu bireyin, çalışmasına, sosyalleşmesine, emekçi olmasına izin vermiyor, kadını "bakılması gereken" birisi olarak görüyorduk. bu yüzden kadınlar, başlık parasıyla alınıp satılan, görücü usulü evlendirilen birer insandı.

sonra zamanla kadınlar ilk feminizm dalgası ile hak talep etmeye, sosyalleşmeye, işçi olmaya ve emek sarf etmeye başladılar. müthiş güzel günlerdi. kadınları bu hak talebi konusunda tam destekliyorum. söke söke aldılar. çok güzel oldu.

sonra ne olduysa, bu hak taleplerinin cılkı çıktı. özgürlük ve eşitlik konusunda müthiş haklı olmalarının yanında, "erkeklere ölüm" tadında, saçma sapan istekler ve taleplerde bulunmaya başladılar. "memeler baş kaldırdı", "yılın sürtüğü" "kadının yoksa parası, amıdır kumbarası" gibi aptalca pankartlar görmeye başladık 8 martlarda. (bu tip pankart ve sloganların tabi ki tepkisel ve sisteme baş kaldırı maksatlı, dikkat çekmek ve ironik şekillerde sistem eleştirisi yapmak amaçlı olduğunu biliyorum)

https://www.google.com/…aiqaq&biw=360&bih=654&dpr=3

fakat;

memeler baş kaldırdı derken, özgürce sevişme "talebinizi" bir çok kadın, "istediğime veririm, kimse karışamaz" olarak değerlendirip (ki isteyen istediğine verir bu beni ilgilendirmez ama birazdan ilgilendirecek) özgürce sevişmenin dozunu kaçırdı. belki hepiniz değil ama çoğunuz.

yılın sürtüğü pankartı da yanlış anlaşıldı herhalde. sosyal mecralarda ve hatta sokakta, teşhircilik boyutuna varmakta olan bir "açılıp saçılma" yarışı baş gösterdi. instagramda tiktokta vb. yerlerde "en büyük meme benim", "en geniş kalça benim" pozları (biliyorsunuz o fotoğrafları) verme yarışı başladı.

kumbaranızı onlyfans da vs. sergilemeye, bundan maddi gelir elde etmeye de başladınız. bu noktada erkekler adına sizi tebrik etmek istiyorum. vakti zamanında "mal gibi alınıp satılırken" günümüzde de değişen pek bir şey olmamış gibi. (tamam tamam hepiniz değil)

gelelim sadede;

böyle bir dönemde, böyle bir karşı cins güruhu (ki sorsak bu güruhun tamamına yakını kendisini güçlü kadın olarak tanımlar) varken biz erkekler olarak neden sizi parayla elde edebiliyor, kolayca yatağa atabiliyor, baş kaldıran memelerinizi tek bir tıkla görebiliyorken;

neden sizinle sevgili olalım ki?

bu yazıyı okuyan sen sevgili (ekşi sözlük yazarı) hanım arkadaşım, seni tenzih ediyorum. sen farklısın. sen o bahsi geçen kadınlardan değilsin. eminim senin instagramında teşhir derecesinde olan fotoğrafın yoktur. eminim sen hiç onlyfans açmayı düşünmemişsindir.

sen eminim ve hatta kalıbımı basarım ki, kansere çare arayan, askerlik yapmak için dilekçe veren, madenlerde ve yüksek risk içeren iş kollarında görev alan, ailesini seven, güçlü bir kadınsın.*
türk kızlarının leş kaprisleri yüzündendir. aman aman evlerden ırak.