Sık geçen başlıklar

cin görmüş yazarlar veritabanı 2

ekşi'de gör
sanırım verisi olduğum tabandır. daha önce yazıp ne saçmalıyorum ben diyerek, android app'ının kesin tuşuna basmamla sonuçlanmıştı. pozitif bilimlerin köpeği olan zihnim varlıklarını hala inkar etmekte de olsa da bir gece birlikte eğlenmişliğimiz vardır.

ilkokul çağlarındayım dedem ve babaannemle hafta sonu için köye gittik, dedemin kardeşinin benden 10-12 yaş büyük oğlu ve kızı var, hayvanları, arazileri, arıları falan derken ben çok keyif aldım onlarla vakit geçirmekten. bizimkiler dönerken kalmak istedim, haftaya gelir seni alırız dediler ve müsade ettiler.

evin oturma odası binadan bağımsız olarak girilen bir oda, avlu gibi üstü kapalı önü açık bir alan var yazları sofra kurulan, bu avlunun solundan oturma odasına giriyorsunuz düz gidince de misafir salonu, yatak odaları, mutfak, kiler falan. ben bu oturma odasında yaylı bir divanda yatıyorum. dolayısıyla kapıyı açıp dışarı çıktığımda birinin beni duyması ihtimaller dahilinde değil.

gece kapı açıldı gayet janti giyinmiş bir abla beni dışardaki harman alanına çağırdı, "yatıyüm ben yaa" desem de camdan baktığımda ateşin etrafında eğlenen mutlu insanları görünce kalkıp gittim yanlarına. bir köşeye sandalyemi çekip oturdum, çağırdılar sonra; kalktım dans ettim, el çırpıp ritim tuttum dansedenlere, ateşten atladım defalarca, sıcaktı da, uyardılar hatta dikkat et çocuksun sen yanarsın dediler, yanmadım.

iki kişi evlendi o gece düğün oldu ama gelinlik damatlık yoktu. şu meksika, italya vs. dizilerinde filmlerinde falan gördüğümüz açık alanda çiçekli uzun bir elbise giyen gelinler var ya, gelin tam onlar gibiydi işte. mor çiçekli hardal sarısı elbisesinin içinde göz altları hafif koyuca esmer güzeli bir gelin. damadı pek hatırlamıyorum ama gelin o bukleleri, elbisesi ve rugan ayakkabıları ile bugün bile zihnimdeki güzel kadın algısının karşılığıdır.

bitti düğün biraz daha eğlendik ama ne eğlenmek, çılgınlar gibi. danslar, oyunlar, kahkahalar, o garip müzik; panflüt diyeceğim ama değil. alman folk müziği ile lise yıllarımda tanıştım, en çok onu benzetebiliyorum o gece çalanlara. gelinin elini tuttum bir ara, yanaklarımı sevdi, sonra devam ettik bol hoplamalı zıplamalı danslarımıza.

o harman alanında daha önce hiç düğün olduğunu görmedim, henüz bahsettiğim müziklerin varlığından haberdar değildim, o gece hariç hayatımda uyurgezerlik deneyimim olmadı hatta gece çişe kalkmışlığım bile nadirdir. pek de açıklayabildiğim bir durum değil kendi payıma.

ilk başta çekip oturduğum o sandalye var ya; sabah halam (aslında babamın halası) harman alanının kenarında, sandalyenin üzerinde uyandırdı beni, ne yapıyorsun burada dedi. uyuyakalmışım heralde, gece düğün vardı, yoruldum gidemedim yatağıma sanırım dedim.

ne düğünü dedi, nasıl dedi, kim dedi, nerden geldiler nereye gittiler dedi, derinlemesine anlattırdı her ince detayı. en son senle kimse evlendi mi diye sordu, çok garip geldi bana, çocuğum ben ne evlenmesi dedim. içi rahatlamış şekilde bana sarıldı, okudu üfledi beni bir kaç tur. sonra dedemler gelene kadar benim olduğum odada yattı.

babaannemle konuşurlarken duydum sonra, meğer o alanın cin düğünü meşhurmuş, o düğünlerde evlenip kafayı yiyenler mi dersiniz, hayata küsenler mi, kalkıp köyü terkedenler mi bir sürü hikaye varmış. bense eğlendim sadece, gerçekten her şeye rağmen eğlenmeyi bilirim ama hala zihnimdeki en eğlenceli sahnelerden biri o gecedir. umarım görmüşümdür be, çok tatlı bireylerdi.