edit: gerçekten başlık altında yazılanları okudukça özür dilerim arkadaşım dövmüş burak aksak'ı deyip olaydan sıyrılmak istedim. bu nasıl bir yaklaşım, zaten twitterda maruz kalan kişinin adı soyadıyla attığı tweetler ve açıklaması var. bu tweetler yüzlerce kez rt edilmiş, kaç saat geçmiş burak aksak çıkıp da "bu nedir ben böyle bir şey yapmadım" dememiş. burada birkaç kifayetsiz muhteris çıkmış "ünlü olma arzusudur" diyor. inanılmaz bir şey, gerçekten inanılmaz. elinde her telefon olan taraf olmak zorunda değil. bu bir teşhirdi hukuki yolu hukuki zeminde zaten aranır. teşhir etmek o kişiyi bu davranışıyla mahkum etmektir. ayrıca başka bir kifayetsiz muhterisin böyle bir şey yapmak aklından dahi geçmesin diye uğraşmaktır. alalım, kullanalım, bir şey ters gidince sokak köpeği gibi kolundan tutup atalım. var mı böyle bir şey? siz kim oluyorsunuz da böyle davranabiliyorsunuz? başlığı açan kişi olduğum için bana küfreden birkaç entry görüyorum, ben burak aksak'ın üretimlerine bu güne kadar ilgi ve sevgiyle yaklaşan genç bir sinemacıyım. ne viral ne real reklama ihtiyacım yok. burak aksak'a kin duyacak halim de yok. anonim de değilim, bir entry öncesinde kimliğimi ortaya koydum belli bir zümre zaten tanıyor. sevgiyle arkadaşlar, allah herkese akıl, anlayış, empati ve hoşgörü versin.
burak aksak'ın 5 ekim 2017 tarihinde kendisine ait olan küsurat yayınları'nda çalışan 23 yaşındaki mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi türk dili ve edebiyatı bölümü öğrencisi stajyer kadına şiddet uygulaması olayıdır.
kendisinin gelecekte bir densizin densiz bir hareketiyle hatırlanmasını istemediğim için ismini vermeyeceğim ancak arkadaşıma şiddet uygulayan densiz burak aksak'ın isminin her yerde bu densizlikle de anılmasını temenni ederim. arkadaşımın anlatımı şöyle;
--- arkadaşımın anlatımı ---
birkaç aydır küsurat yayınları'nda stajyer olarak görev yapmaktayım. 23 yaşındayım, mimar sinan güzel sanatlar üniversitesi'nde türk dili ve edebiyatı okuyorum. çalışmaya başladığımdan beri bir kitap projesine dahilim. bu proje dahilinde yaklaşık otuz tane metin kaleme aldım. künyede adımın yer almasını istediğim için çıkan tartışma sonucunda burak aksak yayınevine girdi. öfkeli bir şekilde "ne bu künye muhabbeti, siz neyin derdindesiniz? sen kendini ne sanıyorsun kızım," dedi. "benimle böyle konuşamazsınız," dediğimde ise "siktir git, bırak elindekileri, defol," dedi. sonrasında künyede kendi isminin yazılmasının isteyen diğer arkadaşıma "bu tavrı onaylamıyorsan sen de siktir git," dedi. mevzu bahis kitap sadece bu metinlerden oluşmaktadır. bu yüzden adımın künyede yer almasını istememden daha doğal bir şey yok. biz tam çıkmaya hazırlanırken künyede adımızın yazmasını belirttiğimizde iyice saldırganlaşarak üzerime yürüdü. metinleri çekeceğimizi söylediğimizde "çekin lan çekebiliyorsanız, dört aydır bir kitabı çıkaramadınız amına koyayım, "dedi. stajyer olarak orada sıfırdan bir kitap çıkarma sorumluluğum olmadığı halde bu hakaretlere maruz kaldım. işi öğrenmek için girdiğim yerde, bedava işgücü olarak çalıştırıldığım yetmiyormuş gibi bir de fiziksel saldırıya uğradım. omzumdan iterek ofisten çıkarmaya çalıştı. kapıyı açarak "hadi siktirin gidin şimdi," dedi. yayıncılıkla ilgili bir şeyler öğrenmek için girdiğim yayınevinden fiziksel saldırıya maruz kalarak resmen yaka paça atıldım. yaşamım boyunca böyle bir saldırıya maruz kalmadığımı belirtmek isterim.
--- arkadaşımın anlatımı ---
üretimlerini ilgiyle takip ettiğimiz kişilerin arka planda böyle densiz insanlar olması ve bizim öte mahallede gördüğümüz insanlardan dahi daha korkunç pozisyonlara geçebilmeleri aslında hepimizin sorgulaması gereken bir süreç olarak karşımıza çıkıyor. geçen haftayı hatırlamanız dileğiyle.
06.10.2017 · 38. sıra
gunesbulutlarinarasindan
05.10.2017 20:54 ~ 22:01