ona bakarsan üç büyük şehir muhalefetteyken iktidarın devam etme şansı da yoktu. ben saldım kardeşim bütün değer yargılar yıkıldı. sonsuza kadar mevcut düzen devam edecek gibi hissediyorum.
Sık geçen başlıklar
boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur 6
ekşi'de gör2023 genel seçimleriyle bu hipotez çürütülmüştür.
edit: yazım hatası düzeltildi.
edit: yazım hatası düzeltildi.
john steinbeck'in güzel bir sözü vardır;
bazı toplumlarda sosyalizm olmaz, çünkü fakirler kendilerini sömürülen sınıf olarak değil, geçici sıkıntı çeken milyonerler olarak görür...
bu sözü bizim topluma uyarlarsak, milyonerler yerine, ahirette şarap ırmakları vaad edilen, bu dünyada bir lokma bir hırka denilip uyutulan dindarları koyabiliriz. ehh iktidar sahipleri de bunu çok güzel kullanıyor, ve kullanılmaya müsait milyonlar var. o yüzden hala akp kazanıyor...
(bkz: bir dahaki sefere kralsın be oğlum)
bazı toplumlarda sosyalizm olmaz, çünkü fakirler kendilerini sömürülen sınıf olarak değil, geçici sıkıntı çeken milyonerler olarak görür...
bu sözü bizim topluma uyarlarsak, milyonerler yerine, ahirette şarap ırmakları vaad edilen, bu dünyada bir lokma bir hırka denilip uyutulan dindarları koyabiliriz. ehh iktidar sahipleri de bunu çok güzel kullanıyor, ve kullanılmaya müsait milyonlar var. o yüzden hala akp kazanıyor...
(bkz: bir dahaki sefere kralsın be oğlum)
serbest piyasa ekonomisi için geçerli olan önermedir. türkiye gibi eski demirperde ülkelerini aratmayacak düzeyde oligopol piyasaların egemen olduğu karma ekonomilerde, siyaset ve iktisadi düzen iç içe geçtiği için bu önerme, her zaman geçerli olmaz.
20-25 milyon kişinin kamudan maaş aldığı, memur ve emekli yükünün had safhaya ulaştığı, sosyal transferlerin yapıldığı, beyaz ve mavi yakalının enflasyon ve vergiler vasıtasıyla haraca kesildiği bir ülkede, bir kısım seçmen kendisine akan musluk kesilmesin diye mevcut iktidarın devamını ister.
bu ülkede göçmenler ile birlikte milyonlarca asalak yaşıyor ve bu asalak kitle resmen para ve başka menfaatler uğruna kullandığı oyu satıyor.
nasıl olsa, büyük şehirlerde yaşayan ve kahir ekseriyeti muhalif olan seçmen kitlesini haraca kesen bir devlet yapılanması var. üstelik, bu yasal soygun ile temin edilen parayı kendi seçmen kitlelerine transfer etmekte hiçbir mahsur görmüyorlar.
bu yüzden bir adet ürün satın alırken, 4 adet ürün de devlete ısmarlamak zorunda kalıyorsunuz. bu yüzden kronik yüksek enflasyon var. bu yüzden kol gibi vergiler var.
bu adamların, sırf dini ve milli duyguların istismar edilmesinden mütevellit bu kadar oy aldığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. bunların direkt ve dolaylı yollardan maaşa bağlanmış bir seçmen kitlesi var. gıda ve erzak yardımı da yapılıyor bu kitleye. bir kısmına kamuda ve belediyelerde kadro tahsis edilmiş durumda. bu sebeple, asalaklığa alışmış olan bu seçmen kitlesi, tamamen kendi menfaatleri uğruna kıyamet de kopsa malûm partiye ezbere oy veriyorlar.
o yüzden ne diyoruz?
kapitalizm ile demokrasi ve özgürlük gibi kavramları birbirinden ayrı tasavvur edemezsiniz. her şeyin başı paradır. sermayenin dolaşım hızı ve finans kaynaklarına ulaşma imkanı her şeyin başıdır. devletçi ekonomiler; ya komünizmde, ya faşizmde, ya da iran gibi despotik teokrasilerde görülür.
türkiye’nin başından beri çözemediği en büyük mesele, batı avrupa ülkeleri ve abd'de olduğu gibi kapitalizme ve liberal ekonomiye adam gibi intibak edememiş olmasıdır.
seçmen, kendi çalışıp kendi para kazanmak zorunda kalsın ve devlet eliyle başkalarının sırtından semirtilmesin de, bakın bakalım ekonomi biraz bozulunca iktidardaki partiyi barajın altına gönderiyor mu, göndermiyor mu?
20-25 milyon kişinin kamudan maaş aldığı, memur ve emekli yükünün had safhaya ulaştığı, sosyal transferlerin yapıldığı, beyaz ve mavi yakalının enflasyon ve vergiler vasıtasıyla haraca kesildiği bir ülkede, bir kısım seçmen kendisine akan musluk kesilmesin diye mevcut iktidarın devamını ister.
bu ülkede göçmenler ile birlikte milyonlarca asalak yaşıyor ve bu asalak kitle resmen para ve başka menfaatler uğruna kullandığı oyu satıyor.
nasıl olsa, büyük şehirlerde yaşayan ve kahir ekseriyeti muhalif olan seçmen kitlesini haraca kesen bir devlet yapılanması var. üstelik, bu yasal soygun ile temin edilen parayı kendi seçmen kitlelerine transfer etmekte hiçbir mahsur görmüyorlar.
bu yüzden bir adet ürün satın alırken, 4 adet ürün de devlete ısmarlamak zorunda kalıyorsunuz. bu yüzden kronik yüksek enflasyon var. bu yüzden kol gibi vergiler var.
bu adamların, sırf dini ve milli duyguların istismar edilmesinden mütevellit bu kadar oy aldığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. bunların direkt ve dolaylı yollardan maaşa bağlanmış bir seçmen kitlesi var. gıda ve erzak yardımı da yapılıyor bu kitleye. bir kısmına kamuda ve belediyelerde kadro tahsis edilmiş durumda. bu sebeple, asalaklığa alışmış olan bu seçmen kitlesi, tamamen kendi menfaatleri uğruna kıyamet de kopsa malûm partiye ezbere oy veriyorlar.
o yüzden ne diyoruz?
kapitalizm ile demokrasi ve özgürlük gibi kavramları birbirinden ayrı tasavvur edemezsiniz. her şeyin başı paradır. sermayenin dolaşım hızı ve finans kaynaklarına ulaşma imkanı her şeyin başıdır. devletçi ekonomiler; ya komünizmde, ya faşizmde, ya da iran gibi despotik teokrasilerde görülür.
türkiye’nin başından beri çözemediği en büyük mesele, batı avrupa ülkeleri ve abd'de olduğu gibi kapitalizme ve liberal ekonomiye adam gibi intibak edememiş olmasıdır.
seçmen, kendi çalışıp kendi para kazanmak zorunda kalsın ve devlet eliyle başkalarının sırtından semirtilmesin de, bakın bakalım ekonomi biraz bozulunca iktidardaki partiyi barajın altına gönderiyor mu, göndermiyor mu?
öyle uzun uzadıya tespit yapmaya gerek yok.
geçenlerde tipli bir millet vekili (yanılmıyorsam barış atay yada erkan baş idi) ülkede devletten alınan yardım sayısı 10 milyon adet dedi. bu rakama belediyelerin ve diğer kurumların verdikleri dahil değil.
4 kişilik aile olsa 40 milyon yapar.yani ülke nüfusunun yarısı...
yani her iki aileden biri yardım alıyor.
ihtiyacı olana helali hoş olsun ama ben hepsinin de ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
bu yardımı alanların içinde ihtiyacı olmayanlar da var.
bu kişiler biliyor ki iktidar değişirse ihtiyacı olmayanlara verilen bu yardımlar kesilecek. bu sebeple de düzenin değişmemesi için canhıraş mücadele ediyorlar ve kesinlikle eleştirmiyorlar...
geçenlerde tipli bir millet vekili (yanılmıyorsam barış atay yada erkan baş idi) ülkede devletten alınan yardım sayısı 10 milyon adet dedi. bu rakama belediyelerin ve diğer kurumların verdikleri dahil değil.
4 kişilik aile olsa 40 milyon yapar.yani ülke nüfusunun yarısı...
yani her iki aileden biri yardım alıyor.
ihtiyacı olana helali hoş olsun ama ben hepsinin de ihtiyacı olduğunu sanmıyorum.
bu yardımı alanların içinde ihtiyacı olmayanlar da var.
bu kişiler biliyor ki iktidar değişirse ihtiyacı olmayanlara verilen bu yardımlar kesilecek. bu sebeple de düzenin değişmemesi için canhıraş mücadele ediyorlar ve kesinlikle eleştirmiyorlar...
gıda enflasyonu fırladığından beri milletin çocuğu aç mı değil mi diye düşünüp duruyordum. artık düşünmüyorum. anadolu halkı açlıktan geberse umrumda olmaz. bu kadar aptal bir halk artık umrumda değil.