türkiye'deki tüm plajlar ve sahil işletmeleri devletin, siyasetin mafyaya veya sermayeye karşı diz çökmesiyle işletiliyor.
anayasa ve kıyı kanunu uyarınca tüm sahiller vatandaşlarındır. kıyı kenar çizgisine belirli bir mesafede yapılaşma muvakkat yapı statüsünün ardına da gizlenilse bal gibi sabit eser yasaktır! işgal de yasaktır.
turizm mevzuatının ve belediye kanunu'nun ardına zorlama bir şekilde dolanılır. uygulamada belediye göz yumulan şagil konumunda ecrimisil öder milli emlak'a. yetkisi olmamasına rağmen güya kaymakamlığın kamusal ihtiyaçtan belirlediği noktaları güya ihaleye çıkar ve bir nevi alt kiraya verir kendi işgal bedeli ödediği yerleri.
uygar bir ülkede sahiller kapitalistin kârı değil kamunun faydası için vatandaşların ve turistin kullanımına sunulmalıdır. "barzolar, ak donla gelen tacizciler" yüksek fiyatla kamununun varlığına çöreklenilmesiyle önlenmez.
atatürk'ün florya plajındaki halkla iç içe eğlendiği fotoğraflarına bakın. eğitimle, çağdaş bir vatandaşlık bilinciyle ve evet bal gibi güleryüzlü fakat işini ciddiye alan zaptiye tedbirlerle ülke sahillerine sahip çıkmalıdır.
06.06.2024 · 29. sıra
bohemiantirad
05.06.2024 10:09