Sık geçen başlıklar

bahar (dizi) 10

ekşi'de gör
al işte seren de hamile çıktı. oğlum sizin ciddi ciddi korunma yöntemi olarak bildiğiniz tek şey geri çekme mi ailecek? nasıl doktorsunuz siz babadan nesile?
geri zekalı kanser kadına her bölüm 100 kere dediler yapma etme diye. en sonunda da taburcu olucam diye diretti sonra da öldü diye doktor niye suçlu olsun ki? bebeğim de bebeğim diye zırladı durdu.
gönüllü doktor olarak köye gittiler de köylülere yemek/yufka servisini neden bahar yapıyor? köylülerin doktorlara yemek vermesi gerekmez mi? aşırı saçmalamışlar burada.
seleni görünce tetikleniyorum, inanılmaz rahatsız edici bi tip. bana kimi hatırlatıyor da bu kadar sinir oluyorum diye düşünüyorum ama yok bulamadım
"benim boncuk gibi oğlum bu suratsızda ne buldu deme" repliğiyle yardırmıştır bahar
eheheh.
içimizi yakıp geçti…

babam gelirdi ve akşam olurdu.

bahçedeki akasya ağacı günboyu biriktirdiği kuşları
birer hayal topu olarak uzatırdı yatağımıza.

siyah-beyaz bir fotoğraf gibi gelirdi babam.

kamyonlar hep geceleri, hep uzaklara giderdi.

ben o zamanlar bütün babaları susar sanırdım.

yalnızca gaz lambasıyla konuşan bir diş gıcırtısıydı babam.

kapılar titreyerek açılır, titreyerek kapanırdı.

tanrıyı ve uzun konuşanları sevmezdi hiç.

babamdan yapılmış bir korkuydu dünya.

ben o zamanlar yalnızlığı gece sanırdım.

ne kadar susarsa o kadar terlerdi.

boncuk bocuk döktüğü ter, hep uzağından geçen kadınların
içinde göveren gözleri miydi?

babam en çok kışa yakışırdı.

bütün oyunlarımız başkalarının evlerine bir güzellemeydi.

annem babamın günahları için bir namaz yumağı hâlâ.

ey penceresi dışarıya açık, içeriye kapalı evler…
babam neden yalnızca içince güzeldi.

şimdi beş ayrı evde aynı yürek lekesi
süt kokularına yayılıp duruyor.

babam on altı yıldır ölüme saçmalığını anlatıyor…

şükrü erbaş
1999
-cam ile taş-
rengin kadın dayanışması yapmadı bahar ile timur'un yakıştırılması ve bunun dedikodusunu duymak bile onu kıskançlıktan delirttiği için savunur gibi yaptı. o her şeye rağmen hemcinsini savunan kadın rengin değil yani.
günaydın;

biliyorum, evde olmadığım için suratın asık. işe gitmemi beklemiyordun ama ben çoktan yola çıktım bile. doğum gününe gelebilseydim bir sır verecektim sana.

mükemmel anne yoktur, ben de mükemmel bir anne değilim. kusursuz olmaya çalıştıkça daha çok hata yaptım hatta. kızların kaderi annelerinkine benzermiş, belki de o yüzden fazla öğüt verirler anneler kızlarına. annen dahil hiç kimse için hayallerinden vazgeçme, vazgeç diyen de olma. hangi renksen osun, başkasının yanına daha çok yakışmak için sakın solma. fedakar ol ama kendine ihanet etme. başkalarını da mutlu et ama kendini unutma kızım. yapamazsın diyecekler hep, inanma. içindeki şarkıyı susturacaklar, sesini kısmaya çalışacaklar. sen iç sesine güven, ondan başka kimseye aldırma. kusursuz olmak için değil mutlu olmak için çabala. benim öğrenmem uzun sürdü, seninki bu kadar uzun sürmesin.

biliyorum, annen kendi yolunu bulduğunda sen de bulacaksın ve annen başardığında onunla gurur duyacaksın.

bahar'ın umay'a mektubu...
kıro, maço, her tür şiddete meyilli boktan adamların olmadığı, güçlü hakkını savunan kadınların olduğu, gereksiz ve abartılı sahte gerilimler ve kafa şişiren gerilim müziklerin yer almadığı şurup gibi dizi.