Sık geçen başlıklar

avrupa gelişirken osmanlı ne yapıyordu sorunsalı 2

ekşi'de gör
çöküyordu ama balkan savaşlarında yenilene kadar çöktüğünün farkında değildi.
gelişmeye pek ihtiyacı yoktu. çünkü ticaret yollarını kontrolü altında tutuyordu. avrupa hem roma'yi (istanbul'u) müslümanlara kaptırdığı hem de dolayısıyla stratejik ticaret bağlantılarında kontrolünü yitirdiği için gelişmek zorundaydı.
spekülatif bakış açılarından biri, küçük buzul çağının avrupa'da felsefik açılıma neden olduğunu söyler. açlık , hastalık ve sefalet insanları düşünmeye itmiştir de denir.
ıklimsel etki osmanlı'da celali isyanlarinda kendini gösterir.
şimdi de avrupa'nın coktugune dair görüşler var. günümüzde gelişme ve yenilikler amerika ve çin 'de. çin amerika'dan korkmadı. amerika dünkü cocuk, biz 4000 yıllık devletiz, dedi.
şimdi osmanlı müslüman roma bile olsa, çin diye de bı gerçek var.

osmanlı'nın esas gücü bilimsel ve teknolojik değildi. yonetimseldi. türkler anadolu'ya küçük atlar üzerinde hafif savascilar olarak, işgalci birlik olarak girdiler ve arapların paralı askerliğini yaptılar. kıpçak köle baybars abbasileri yenip memlûk sultanı olmustur. islam geniş kitlelerin dini degildi. yönetici sınıfın diniydi. çünkü islam'ın temel felsefesi itaattir. islam bir devlet yönetim felsefi ve yöntemi ortaya koyar. bir müslüman nasıl allah'a inanıp ibadet edecekse, allah'ın yeryuzundeki düzeninin bir yansıması olan devlete de itaat etmeli.

osmanlı eliti her şeyden haberdardı. onlar gelişmeleri, yenilikleri biliyorlardi. bunlari benimsemediler ve halkla paylaşmadilar.
öte yandan avrupa'da da bilimsel devrimler halk ve iktidar tarafından kolayca kabul edilmedi. lavoisier asıldı mi, giyotinle mi kellesi uçuruldu merak eden bakabilir.
viktor hugo deniz işçileri romanında fransa açıklarındaki bir küçük adada halkın cinlere ve seytanlara inandığını, bunlarla büyü yoluyla mücadele etmekte ısrar ettiğini anlatir.
bunun yanı sıra sanayi devrimi, yani revolution, aslında felaket anlamında kullanılır. sanayi felaketi nedeniyle londra şehrinde haydutlar, seri katiller, hırsızlar ortalığı kasıp kavurdu.
tüm bunlar iyi kötü yerine otururken 1. dünya savaşı çıktı. ardından da 2. dünya savaşı.
yani avrupa da yenilikleri öyle kolay kolay sindirmedi.

devletler dogar, büyür ve çöker. olur böyle şeyler.
tarih maalesef doktora düzeyinde bile türkiye'de dürüstçe anlatılmıyor. yalanlarini ispatlamak zor ama sezmek kolay. örümcek hislerinize güvenin.
cevabı birazda osmanlı hanedan/yönetim sisteminde saklı olan sorudur.

osmanlı dışardan cariye alması ve ülkede başka güçlü bir beylik, aile vs oluşmasına izin vermeyerek yani bir nevi soylu/aristokrat sınıfını engellemiş, olanı da kaderi parmağının ucunda, 2 dudağı arasında kişiler olarak dizyn etmiştir. bunu yararları elbette vardı ama zararları da vardır.

avrupadaki gelişme bu soylu kesimin kolonilerden gelen zenginlikle eğildiği konulardır. kimi bilim adamı, kimi kaşif, kimi sanatçı olmuş, kimide bunlara fon sağlamıştır.

ağzı süt kokan, çakma osmanlı torunu tarihçi özentisi fesli veletler 'cumhuriyetttt araba yapamadı' derken esas sorun burada bizim araba yapamamız değil, avrupada bunların 200 sene önce başlamış olması ve bunu yapanların ya soylu ya zengin tüccar ya da onların fonladığı kişiler olması ile alakalı. avrupada hala seceresi 300-400 sene önceye dayanan aileler ve onları nsoyluluk veya ticaretle kurdukları bir nevi hanedanları hala devam ediyor. geçmişte osmanlıda böyle 1 aile gösteremezsiniz.

osmanlı zaten 1800lerde savaş gemilerini ingiltere'ye sipariş ediyor, silahları fransa ve almanyadan alıyordu... yahu o çanakkaleyi geçilmez yapan krupp toplar bile alman malıydı . adamların şirketinin kuruluşu 1800. o yıllarda anadoluya çivi çakamıyordu osmanlı.