Sık geçen başlıklar

aselsan'dan tersine beyin göçü şoku 1

ekşi'de gör
bu şirkete özel değil, çok genel olarak söyleyeyim, muhtemelen tersine göç fikri tepeden dayatıldı ama o tiplerle çalışacak yönetim bu işi tehdit olarak görüyor ve aslında tersine göç möç istemiyor. çünkü avrupa'da amerika'da çalışma kültürü görmüş teknoloji insanı türkiye'nin dikey hiyerarşik patron kültürüne zaten gelmez de, gelirse de patronlara, özellikle orta düzey yöneticilere çok çektirir.

üniversite notu, üniversite sınav derecesi falan çok spesifik bir çalışkanlık türünü sinyaller - bunu en iyi ve saygılı anlamıyla kullanıyorum - ineklik. ıslayıp tıslamadan göt üstü oturup uzuun uzun, tekraaar tekrar soru çözmek, konu çalışmak kendi başına bir yetenek. buna sahip olup üzerine bir de zeki olanların anksiyetesi olmayanı, şansı yaver gideni derece yapar.

türk patronun istediği insan, rahatça iş kitlenebilecek insan. tüm strateji, dizayn, süreç gibi yönetimsel fonksiyonlardaki hatalarının, basiretsizliğinin açığını hala öss'ye soru çözüyormuş gibi çalışabilecek insanların sırtına iş yükleyerek kapatmaya çalışabilmek.

ama bilgi işçiliği tek başına lineer çabayla ölçeklenmiyor. lineer çabaya bakan herşeyi zaten otomatiğe bağlamaya çalışıyoruz, bize su katılmamış çalışkanlık değil, içine iletişim kurabilme, insiyatif sahibi olabilme, dizayn edebilme, denge noktalarını müzakere edebilme, gereksiz risklere itiraz edebilme, fırsatları görebilme gibi yetenekler de katılmış çalışkanlık lazım. işte o adamı da sadece üniversite ortalaması veya adıyla alamazsınız. bunu silikon vadisi de biliyor, avrupa'nın işi ciddiye alan yerleri de biliyor, işe aldıktan sonra performansı ölçmeyi beceren herkes de teyit edebiliyor.

inekleyebilmek önemsiz demiyorum, o da önemli bir çalışma modu, ama sadece inek çalışabilenlerden doldurarak rekabetçi takım kuramazsınız - öyle olsa teknoloji ekosistemini 996 çinlilerin tamamiyle ele geçirmiş, en çok parayı onların kazanıyor olması gerekirdi. anladığım kadarıyla buradaki amaç da bu, "neden takımın/bölümün/yöneticinin performansı olabileceği kadar yüksek değil" sorusunu sorduracak şekilde ortamı değiştirmemek. karar sorgulayan olmadan düz çalışkanlığa iş yaptırtmak. zekilerin laf dinleyecek, emir alacak, memur kafalı, memur çocuğu uslu çocuk varyantlarını almak ki (muhtemelen) torpilli yönetici olanların organizasyonel rantları sarsılmasın.

silikon vadisinde veya avrupa'nın teknik eğitimi çok iyi yerlerinde lise/meslek lise mezunu insanları bile çok iyi kazanırken bulabilirsiniz. eğitim önemsiz demeye getirmiyorum, bunlar nispeten istisna, ama iyi adamı piyasada bırakmayacak bir işe alım yetkinliği geliştirmekten bahsediyorum. çünkü o iyi adamı siz almazsanız, rakibiniz alır. tersine beyin göçüyle getirtilmek istenen çocuğun çalışacağı yerin kaç rakibi var? yetenek için global rekabeti ne kadar ciddiye alıyoruz ki gerçekten getirmeye değer insanları getirebileceğimizi düşünüyoruz? işin parasından bahsetmiyorum, kazandığının yarısına üçte birine bile memleketine dönmeye razı insanlar var. onları bulsan bile organizasyonel olarak yetkinlikleri saygı görecek mi? lafları dinlenecek mi? o dizyanı şöyle yaparsanız şu risk olur diyen insana müdürü arka çıkacak kadar anlayacak mı? en önemlisi, verilecek işler anlamlı mı olacak, yoksa yönetici basiretsizliklerini telafi eden angaryalar mı?

bizdeki kültürel kokuşmuşluk baştan kokan balık dinamiklerini takip etse de moby dick boyutlarına gelmişken böyle bir maceraya kalkışacak cengaverler bulmak hayaldir.

ha bu nesil kaybolmadan türkiye'de sistemik bir iyileşmeye dair sistemik bir ümit yeşerir, o zaman hala vatanına bağlı hissedenler, dışarıda aldıkları yetkinlikleri de beraberinde getirerek dönmek isteyecektir. ama anladığım kadarıyla amaç da zaten o fırsat penceresi kapanana kadar türkiye'yi pislikten çıkarmamak, yaşam koşullarını, ekonomik koşullarını, sokaklarını, yemeğini, içmeğini, yabancısını olabilecek en zor seviyede en az bir nesil daha tutmak. şuan getirmek istiyormuş gibi yapıp getiremediğiniz adamın çocuğunu başka topraklarda yetiştirtecek kadar zaman kazanmak, aidiyet bağlarını kökünden koparmak.