Sık geçen başlıklar

ankara eryaman'da kreşteki çocuğa yapılan işkence 1

ekşi'de gör
görüntülere bakarsak nerede ve ne zaman çekildiğini bilemediğim için doğrudan bahsedilen kreşi suçlayamayacağım bir olayı anlatan başlık. ama kreşin adını duyunca çok eskilerden bazı hatıralar gözümde canlandı.

eryaman bölgesinde onlarca kreş vardır. bölge genelde ikamet bölgesidir ve ankara'nın muhtelif bölgelerinde çalışan insanlar sabah çocuklarını bu kreşlere bırakır akşam dönüşte de alıp evlerine döner. ben ve eşim de bu tayfadan olduğumuz için zamanında oğlumuzu kreşe verme ihtiyacını hissettik arayışlara girdik. uzatmayayım eledik dokuduk, sorduk soruşturduk ve fiyat anlamında da biraz tuzlu olmasına karşın başlıkta adı geçen kreşe oğlumuzu verdik.

kreşin sahibi bir hanımefendidir. kreşe başladık, 15 gün geçti sonra bu hanım bizi eşimle okula çağırdı. gittik oturduk önüne bu başladı sizin çocuğunuz şöyle böyle diye şikayete. anlattığı şeyler oğlumuzun hareketli olduğu ve söz dinlemediğine yönelik şikayetler. ya x hanım çocuk daha küçük hem daha çocuk kreşe alışma evresinde olur böyle filan anlattık konuştuk biraz bu:"hadi bakalım biraz daha gözlemleyelim" dedi ama oğlanı mimledi orda.

ertesi hafta gene kreşe çağrıldık biz. gene aynı şikayetler ama bu defa benim bir psikoloğum var alın bu çocuğu götürün oraya demeye başladı. şimdi olay bu noktaya taşınınca eşimin mesleki tarafı uyandı ve "siz hayırdır teşhis mi koydunuz nedir bu olayın özü?" diye sorgulamaya girişti bu kararı. bu hanım hemen kıvırtmaya ve "yok teşhis değil de tavsiye vs vs" demeye başladı. eşim de "bırakın o duruma biz karar verelim." dedi ve görüşme bitti. bitti ama bu defa oğlanın yanında biz de mimlendik.

üçüncü hafta oldu, gene görüşme dedi haydaaaa dedik ama gittik. bu defa hanım başladı "sizin aileniz mi sorunlu, çocuk laf söz dinlemiyor bunun tek bir nedeni var aile içi şiddettir" filan demeye. yahu ne şiddeti diyorum ben, eşim ordan söyleniyor ne alakası var, o nerden çıktı diye bir de dayakçı koca oldum orda ama hanım bizi dinlemiyor katiyen. tutturdu bu benim arkadaşım hem psikolog hem de aile danışmanı üçünüz gideceksiniz diye. konuş konuş konuş yok ikna olmuyor bu. en son eşime hadi tamam kalk anlamıyor diye işaret ettim kalktık gittik olay neticelenmeden.

bu arada bu 2-3 hafta içinde bu görüşmeler dışında ne zaman çocuğu almaya gitsek arada laf sokuyorlar oğlan şöyle hareketli böyle laf dinlemiyor diye onları geçiyorum. bu arada şikayetlerin hepsi o yaşlardaki çocuklarda sıklıkla görülen sıradan çocukluk tepkileri, yani çocuk yaşının gerektirdiklerini yapıyor neticede.

3. görüşmeden 2 gün sonra mı ne işyerindeyim telefon çaldı baktım bu kreş sahibi hanım. açtım hayırdır demeye kalmadan bu büyük bir panikle "lantirn bey çabuk gelin küçük bir kaza oldu oğlunuz yaralandı!" diye feryat figan ediyor. benim biraz soğukkanlı bir tarafım vardır hemen panik olmam, "ya durun tamam sakin olun biraz" dedim bu durakladı hafiften. "siz mi gelip çocuğu götürürsünüz hastaneye yoksa biz mi götürelim" diye saçmalamaya başladı. yav dedim alın götürün hastaneye ben geliyorum dedim atladım gittim. hastanede baktım bizim oğlanın çene yarılmış, 3 dikiş atılmış, kırık çıkık yok ama nihayetinde oğlumuzun hayatının sonuna dek yüzünde taşıyacağı bir façası var...

bize anlattığı şu: "çocuk koşarken takıldı düştü çenesi yarıldı." e inanmak mecburiyetindeyiz bir noktada beyana, kamera filan yok çünkü kreşte (sağolsun milli eğitim bakanlığı sayesinde!!!). 3 gün istirahat verdi doktor sonra kreşe gidebilir dedi. eşimle iyiniyetli davrandık, hanımın paniğinden ve tavırlarından olayın gerçek olduğunu düşündük, acıdık. polise filan gitmedik tutanak mutanak olayına girmedik. hata işte...

3 gün yattı bizim oğlan evde, istirahati bitti gönderdik kreşe. öğlen olmadı tak bu hanımdan bir telefon "gelin alın çocuğu, istemiyorum çocuğu kreşte." diyor bana. hayırdır dedim bu hanım başladı "çocuğunuz problemli, bakın bizden kaçtı, yaramazlık yaptı düştü çeneyi yardı. " filan bağırıyor telefonda. "yahu ben size emanet ettim çocuğu, siz tedbir alacaksınız ne demek kaçtı düştü, neden kaçırdın çocuğu neyden kaçtı" diye üsteledim, hanım bu defa iyiden iyiye dellendi "zaten eşinizin de psikolojik sorunları var kendi gibi çocuk yetiştiriyor" diye saçmaladı o anda benim sigortalar attı ben de başladım buna fırçaya sonra suratına kapadım telefonu, hemen eşimi aradım çocuğu alması için akabinden hemen kaymakamlığa gittim şikayete (belli bir süre geçince polis şikayeti almıyor bu konularda, kaymakamlığa şikayet dilekçesi veriyorsunuz).

şikayet ettik, kaymakamlıktaki milli eğitim müdürlüğü bizi çağırdı hem ben hem eşim ifade verdik, sonra evrak valiliğe gitti ve neticede evrağımız kayboldu orada. aradım taradım peşinden bulunamadı evrak ne oldu ne bitti bilmiyorum ama bir ceza vs gelmedi kreşe sanırım çünkü faaliyetine devam ediyor hala.

eşim ve ben iyiniyetli davrandık diye sonradan çok üzüldük. allah'a şükür çocukta kırık vs olmadı ve ufak bir façayla kurtuldu ama keşke polise vereydik dedik ama artık iş işten geçmişti. şikayetten de bir netice alamayınca ben iyice delirdim kafayı kırıp yerel mafyayla anlaşacaktım falan filan ama eşim durdurdu beni "yapma allah korusun başkasının çocuğuna zarar gelir" diye. ama işte ah almayacaksınız, (eğer bu olay doğru ise) çekirge misali işini düzgün yapmayanlar sonunda böyle yakalanıyor.

kreş konularında işler karışık. kreşlerin nasıl açılacağı, ne şekilde malzemelerle donatılacağı filan bir yönetmelikle detaylıca anlatılmış ama kreş açıldıktan sonra denetleme görevi çok karışık ve farklı kurumlar arasında bölünmüş durumda. kreş açarken ve işletirken sadece 1 adet pedagoji eğitimi almış kişinin olması yeterli. bu nedenle istisnalar dışında hemen hemen tüm kreşlerde çocuklar üzerine eğitim alan en fazla 1,2 bilemediniz 3 kişi olur. onun dışında kreş sahibi olanların pedagojik eğitim almaları zorunlu değil ve kreşlerdeki çoğu öğretmenler ya stajyer ya alakasız meslek gruplarından. kreşe verirken sorup soruşturuyorsunuz ama özellikle büyükşehirlerde yaşayanların ulaşım vb. nedenlerden ötürü genelde oturdukları yerin civarında kreşlerden seçim yapmaları zorunlu. ben de isterim tüm öğretmenler okul öncesi öğretmeni olsun, kreşte şu şu özellikler olsun filan ama tüm şartların sizin istediğiniz gibi olan bir yeri bulmanız olanaksız birşey türkiye'de. hoş bulsanız bile bizim maalesef profesyonel bir anlayışımız kesinlikle yok ve farklı farklı sorunlar oralarda da görülüyor. ayrıca istediğiniz yeri bulursanız bu defa da çocuğu kilometrelerce öteye servisle gönderme durumu ortaya çıkıyor ki bu başka büyük bir sorun.

bir ara kreşlerde internetten izlenebilen kamera zorunluydu ve aileler istedikleri zaman girip bakıyorlardı kreşe. bu biraz daha istenmeyen davranışları engelliyordu ama milli eğitim birkaç sene önce kişisel haklar, pedofili riski vb. nedenlerden ötürü o olayı da kaldırdı ve yasakladı. şu anda kreşlerde böyle bir sistemin olması yasak ve çocukları göremediğimiz için bazı kişiler bu örnekteki gibi darp, zor kullanma vb. uygun olmayan davranışlara girişiyor. eğer kreşte güvenlik amacıyla takılan bir kamera yoksa bu gibi davranışları kanıtlamak çok zor. hoş olsa bile kreş sahibi görüntüyü kolayca imha edebilir.

bununla birlikte kreşlerde şöyle bir eğilim var çocuklara kreşe girdiği andan itibaren kesinlikle bir alışma evresi tanınmıyor ve çocuk gel deyince gelsin dur deyince dursun, biz istediğimiz zaman yesin istediğimiz zaman uyusun deniliyor. bu rutinlerin biraz dışında olsun çocuk olursa hemen o çocuğa x teşhis konuluyor, mutlaka psikoloğa gitsin bir de o baksın diye değerlendiriyorlar. bu yüzden çocukların çoğu ilaç müptelası oluyor 3-4 yaşlarında, millet deli gibi sakinleştiricilere para döküyor. millet olarak da okumayı ve araştırmayı sevmediğimizden çocuk gelişimi üzerine zerre bilgi sahibi olmuyoruz ve bilgisiz, cahil kreş yöneticilerinin lafına inanıp binlerce lira aslında son derece sağlıklı olan çocukların güzelim bünyelerine sokulan abidik gubidik ilaçlara gidiyor, aileler çocuğumda ciddi sorunlar var galiba diyerek üzüntüden kahroluyor. kreş hayatımız boyunca biz bu rutini defalarca yaşadık, oğlumuza sırasıyla otistik, hiperaktif, antisosyal, öfke problemi var vb. teşhisleri konuldu! o nedenle eğer çocuğunuza bu gibi teşhisler konuluyor ve hemen psikolog deniyorsa bir sakin olun, açın okuyun kaynaklardan ve sonra önce siz karar verin çocuğunuzun ihtiyacı var mı yardıma diye.

yazık ediyoruz çocuklarımıza. çok ihmal ediyoruz onları, beyaz yakalı olup kültürlü, birikimli gibi görünmek caka satmak kolay ama çocuk ve kreş sorunları yaşandığında bilgisizliğimiz ve cahilliğimiz ortaya şıp diye çıkıveriyor. devlet yönünden de çok eksiklikler ve belirsizlikler var. maalesef türlü etken bir araya geliyor ve sonra da bu görüntülerde görünen acayiplikler yaşanıyor...

ekleme: imla hataları vs. düzeltildi.
ekleme-2: #83626340 numaralı entry'de bana "mal" denilmiş çünkü ben çocuğumun bilinçli? olarak "yaralandığı" bir yere, bunu bile bile yeniden gitmişim ve bu nedenle malmışım! bunu yazdım diye entrymi beğenenler de ayrı malmış!

entrym dikkatle okunursa ben kesinlikle çocuğumu bilinçli yaraladılar diyemedim çünkü elimde bir kanıt yoktu. bunun yanında kreş sahibi hanımın gözlemlediğimiz paniği ve gelen ilk telefondaki ses tonu bilinçli bir suçluluk değil meydana gelen beklenmedik bir olay sonucu karşılaşılan istenmeyen bir durumu işaret ediyordu. az önce de dediğim gibi kreşte kamera olmaması ve hem kreş sahibinin hem de olayın olduğu gün konuştuğumuz diğer kreş çalışanlarının da olayı birbirine yakın anlatması nedeniyle eşim ve ben kasıt aramadık ve polise gitmemeye karar verdik. istirahat sonrası çocuğumuzu yeniden kreşe götürme nedenimiz de hem farklı bir kreş arayışı için zamana ihtiyacımızın olması hem de çocuğumuzu emanet edeceğimiz hiçbir yakınımızın o an için olmamasıydı. maalesef herkesi kendiniz gibi 80 tane akrabası olan, ana babası dibinde yaşayan insanlar olarak düşünmeyin herkesin çok farklı ailevi durumları olabiliyor.

bunun dışında mesaj atıp geçmiş olsun diyen tüm herkese çok teşekkür ederim.