Sık geçen başlıklar

alkol içmek ama domuz eti yememek 4

ekşi'de gör
alkol içmek diye bir tabiri dile zorlaya zorlaya yerleştirdiler. alkol içmek nedir allasen? içki içmek denir orada. bizim memleketin insanı içki içer, domuz yemez. kültürel olarak yüzlerce yıldır müslüman olduğumuz halde içki içmeye devam etmişiz, domuz ise mutfağımızda yer bulmamış. bu tarz alışkanlıklar sadece dinle şekillenmez.
domuz etinin muadili ve daha iyisi var dana eti. alkolün muadili yok bu kadar basit. domuz eti öyle ulaşılmaz lezzetler vaadetmez genelde ucuz olduğu için tüketilir dünyanın her yerinde kalite et dana etidir.
alkol alıyorsun madem o zaman domuz eti de ye

domuz eti yiyorsun madem zina da yap

zina yapıyorsun madem çal çırp tecavüz et

oldu mu şimdi?

"battı balık yan gider" psikolojisi direkt şeytan kaynaklıdır. oysa insanın maneviyatı tıpkı bir ticari işletme gibi ele alınmalıdır.

bir işletme yaptığı bir kısım operasyonlardan zarar edebilir; gayet normaldir. ancak günün sonunda o işletmenin elde ettiği kâra bakılır. eğer kâr, zararın kat kat ötesinde ise, o işletme yaşamaya devam eder ve pek çok kişinin geçimini sağlar.

insanın günahsız olması düşünülemez. zira insan tüm ilahi isimlerin mazharı olacak yetenekte yaratılmıştır. onda açığa çıkan her bir esma, tanrı bilgisinin ona açılımı demektir. mesela allah çokça affedicidir. eğer insan günah işlemese idi, bu esmanın açığa çıkması mümkün olur muydu?

insan günah işleyecek, sonra pişman olup allah'tan af dileyecek ve allah da, günahları ne kadar çok olursa olsun, kulunu affedecek... böylece allah'ın affedicilerin en büyüğü, merhametlilerin en merhametlisi olduğu ortaya çıkacak...oysa ne melekler ne de şeytanlar allah'ı affedici yönü itibariyle tanımazlar; çünkü melek günah işlemez, dolayısıyla affedilmeye ihtiyacı yoktur. şeytan ise günahından pişman olup af dilemez ki, ilahi affa mazhar olsun(sair esmaların dahi her bir aynı şekilde insanda bir eksiklik isterler ki, açığa çıkabilmeleri için ortam oluşsun. acizlik, fakirlik, zillet, çeşit çeşit rezillikler insana bu yüzden takılmıştır).

böylece melekler de şeytanlar da allah'ı ancak kısıtlı bir miktar esma üzerinden tanırlar. insan ise limitsiz bir skalada tanrı bilgisi edinme kabiliyetine sahiptir. o yüzden tam marifete(tanrı bilgisine) ulaşan insan, kainatın göz bebeği olur. artık her mahluk onun astı hükmündedir ve onun emrine girmeye mecburdur. zira insan tüm esmaya mazhariyetiyle allah'ın halifesi olmuştur. bu makam, padişaha nispetle vezir-i azamlık gibidir.

işte insan söz konusu geniş istidadı nedeniyle günahsız olamaz. ancak ondan beklenen günahkar bile olsa, bir müddet sonra tövbeye muvaffak olmasıdır. tövbenin hakikati de, kişinin o günaha düşmeyecek olgunluğa ermesidir.

diğer yandan insan bir günaha düşünce, hemen şeytan peydah olur ve "sen artık bittin... senden rezili yok bu dünyada...sen daha iflah olmazsın...bu günahı işledin şunu da işle, artık ne fark eder ki?" minvalinde sözler fısıldar ona ve ümitsizliğe sevk eder. ondan sonrası ise battı balık yan gider psikolojisidir.

şeytana yem olmayalım... bir günaha müptela olmamız diğerlerini de işlememizi gerektirmez. bizim bu yolda prensibimiz,

yapabildiğini yap*
kaçabildiğinden kaç*

şeklindedir.
daha vahimi vardır.

alkol içmemek domuz eti yememek ama haram kazançtan rahatsız olmamak. allah c.c esirgesin. domuz eti yersen zararı sana, haram yersen tüm topluma zarar verirsin!