Sık geçen başlıklar

aşıklar bayramı 2

ekşi'de gör
kıvanç tatlıtuğ konusunda kırılmaz bir önyargım var, çok seviyorum ve her geçen gün oyunculuğuna bir çok şey kattığına inanıyorum. filmi de sırf o var diye izlemek istedim, iyi ki de izlemişim. kitabını okumadım, ama hemen edinip okumayı düşünüyorum. filmde kıvanç sevgisinden sonra beni çeken galiba izledikçe tanıdık ögeler ile haşır neşir olmaktı. bir yol filmi, ve o yol yıllardır gelip gittiğimiz yollar. elazığ, harput ve müziği, gırnata, pertek feribotu, munzur, zerfet (filmde zerefet, bizde babuko) , hızır lokması, alevilik, deyişler, cem... çokça bizden, kendimden sahnelerdi, çok beğendim. ha bir de, çok kişi yazmış, keli görünene kadar babayı çetin tekindor sananlardan biri de benmişim :)
filmde bir his var fakat bir hikaye yok.

daha fazla deyiş, daha fazla bağlama beklerdim. oyuncuları konuşturmamışsınız bari bağlamayı konuştursaydınız.

her bağlama sesinde doldum, filmin sonunda da ağladım fakat ben kendi babam ile kendime ağladım. beni 25 sene öncesine götürdü ve orada dımdızlak bıraktı. babamı karşıma aldım oturttum, onun yüzüne baktım. onunla bir fotoğrafımız olmadığını hatırladım.
karşımda olsa ben de kıvanç gibi ağlar mıydım diye sordum kendime. ağlardım.
nihayetinde ben de babasının aklına gelmemiş bir çocuktum. ben de neden diye sormak isterdim.

his ile bunları yaşattı, güçlü diyalog ve hikaye olsaydı neler olurdu bilmiyorum.

kıvanç tatlıtuğ çok güzel oynamış settar tanrıöğen'e diyecek kelime yok zaten.