6 ekim 2020 ekşi sözlük açıklaması'ndaki iddialara londonphile'ın cevabıdır.
"bugüne kadar nefret söylemi gerekçesiyle bir kez entry'm silindi, bir kez de çaylak yapıldım. bu iki entry'nin nefret söylemi olduklarını da kabul etmiyorum, ikisi de aktroll'ler tarafından şikayet edilen, onları rahatsız eden entry'lerdi. nihayetinde, buradaki entry'lerin nefret söylemi olup olmadığı bağımsız hukukçulardan oluşan bir hakem heyeti tarafından değerlendirilmiyor. modların şikayet üzerine gözünün kenarıyla okuduğu entry'ler "hmm" diye siliniyor. her atılan çamura inanmayın. buyursun yayınlasınlar, ikisinin altına da eminim bütün sözlük imza atar.
tarihçe meselesine gelince, iş yapan hata yapar. ne kadar uzun süredir yazarsanız, ne kadar içerik oluşturuyorsanız doğal olarak moderasyon tarihçenizin kabarma riski de o kadar artıyor. inanmayan kanzuk'un tarihçesine baksın.
son birkaç yıldır moderasyon, entry silme gerekçelerini muhalif susturmak ve sindirmek, akp'yi memnun etmek ya da arasını iyi tutmak, gündeme a-haber ayarı çekmek için keyfi olarak kullanıyor. öyle olmasa bugüne kadar ben değil lord eddard stark uçurulurdu. bir örnek vereyim, daha önceki hesaplarımdan biri de işid'in yakarak şehit ettiği iki asker başlığını gündemde tutmak için birden fazla entry girdiğim dönemde flood yapmak gerekçesiyle uçuruldu. düşünebiliyor musunuz, kendi başlığını gündeme sokmak için uplayan onca insan varken düşünüp taşınıp flood yapmayı bulmuşlar gerekçe olarak. çünkü o sırada hükümet bu olayın gündemde kalmasından rahatsızdı. 2016'ydı sanırım, bu olay sözlüğün yozlaşmasının ve malum kesimin ağırlığının hissedilmesinin de ivmelendiği bir milattır aynı zamanda.
buranın yazarların arkasında durmayan, yalnızca içeriklerinin sömürüldüğü, diğer bir deyişle yarara yalnızca sözlük tarafının, zarara ise yazarın tek başına katlandığı, güvensiz ve adil olmayan bir ortam olduğu, en ufak olayda ip'nizin peynir ekmek gibi teslim edildiği sır değil. yeri geldi yine eski hesaplarımdan birinde yazdıklarım sebebiyle savcılığa ifade de verdim. elbette takipsizlik kararı verildi. çünkü yargının konusu, kişilerin gündelik kaprisleri ya da moderasyonun paşa gönlü değil buradaki gibi.
"zaten nefret söylemleri de vardı" diye çok tanıdık bir taktikle beni karalamak istemeleri sürpriz değil. uçurulma gerekçem bana gönderilen log kayıtlarına görsel
yetersiz entry (10 entry'nin altında kendi nişanlısı da dahil binlerce kullanıcı olmasına rağmen). nefret söylemi olduğunu öne sürdükleri entry'lerin yaptırımı, zamanında silme ve çaylaklık olarak uygulanmamış mı zaten? hukukçuyuz diyorlar ama non bis in idem ilkesi hak getire. milletin aklıyla alay edercesine neden daha önce değil de yazdığım son entry'den sonra uçurulduğuma zaten "cevab" verememişler de "o kadar üzülmeyin yani o kötü birisiydi zaten" demeye getiriyorlar. olay, hesabı kapatmama rağmen hırslarını alamayıp cesedime kurşun yağdırırcasına uçurmalarından ibaret aslında.
mesele ben değilim, mesele iki ağaç değil. mükemmel olmak, herkesin beğeneceği meriçsi entry'ler yazmak, karma kasmak gibi bir derdim olmadı hiçbir zaman. benim entry'lerimde tek dikkat ettiğim şey, eleştiri kapsamında olması ve suç unsuru içermemesidir. küfür edersem de şahıslara değil ortalığa ederim. özetle, herkes gibi sevenlerim de, sevmeyenlerim de vardı. bu olayın benim sözlük’te yarattığım persona ve nick üzerinden yürütülmesine izin vermeyen çok sayıda sağ duyulu ve zeki yazar var neyse ki. geri kalanların da bu olaya yaklaşırken gözlerini kapatıp aynı eleştirinin çok sevilen bir sözlük celebrity'si tarafından yapıldığını ve uçurulduğunu hayal etmesini istiyorum.
benim kişisel olarak ne geri dönme ne de özür talebim vardır. bunlardan özür ya da telafi beklemek, bu dönemde hata yapan bir bakan ya da bürokrattan özür ve istifa istemek kadar boş bir beklentidir, siz de vazgeçin. o yüzden yayınlanan cevaba ve moderasyon geçmişi denerek atılan çamura zerre şaşırmadım.
olaya konu kadın, kendi nick altında kurallara uygun şekilde tanım yaparak cevap verse ya da nick altıma gelip "kıskanç olduğunu düşündüğüm bir yazar" falan dese bugün rüzgar ondan yana esecek, binlerce fav alıp herkes kendisinin yanında olacaktı. ya da ssg'nin kanzuk'u çaylak yaptığı vaka gibi, formata aykırılık sebebiyle kanzuk, nişanlısının entry'sini sembolik olarak sildirse yıllarca hatırlanacak sevimli bir olay olarak kalacaktı. ama "cool" olmak artık 2000'lerin başındaki gibi "cool" bir şey değil tabii. "ben yaptım oldu", "siz benim kim olduğumu biliyor musunuz", "sizden öğrenecek değiliz" yıllarındayız artık. dolayısıyla kanzuk'un instagram storysinde gururla paylaştığı "sözlüğün first lady'si" entry'sinin gazına gelip çok eğleneceklerine ve sınırsız yalakalık göreceklerine inanarak bir hevesle sözlük sahibi olunca yapılacak ufak şımarıklıklar kontenjanından yazarlık verilen nişanlı, bir pr fırsatını ve çok kolay bir win'i kendi egosu ve "sözlük kocamın, format mormat dinlemem, istediğim gibi yazarım, istediğim gibi uçurturum" (yağmur aşık sesiyle okunacak) dediği için kaçırdı. bu ego için bir yazar uçuruldu, moderasyon geçmişi sebebiyle değil.
herkesin hesabı mercek altına alınıp bütün kurallar uygulansa sözlük'te 20 kişi ancak kalır, kabul edelim. ilk taşı günahsız olanınız atsın. zaten sözlüğün bu gizemli kurallarının birçoğu böyle durumlarda kullanmak üzere uydurulmuş, meclisten bir gecede çıkan torba yasalar gibi hukuki belirlilik ilkesine ve şeffaflığa aykırı, kullanıcı sözleşmesinde ya da kolayca erişilebilir herhangi bir yerde yer almayan "biz yeri geldikçe duyururuz yea" diye geçiştirilen quasi-kurallar. "aynı başlık altındaki başka bir entry'ye fiziksel referans vermek" ya da benim olayımdaki "yetersiz entry" gibi kurallardan birçok insanın ancak entry'leri silindiğinde ya da arka plandaki başka bir bahane yüzünden uçurulduğunda haberi oluyor. ha, bu arada @'le cevap vermek de kural ihlali değilmiş mesela, somut olaydan öğrenmiş oldunuz.
entry silmeme de açıklık getireyim. 2 bine yakın eski entry'mi bu haksız entry sildirme ve çaylak yapılmalar üzerine protesto amaçlı ve saniye sınırı yüzünden elbette son gece değil, uzun bir süreye yayarak yaptım. yani sözlükten gitmeyi uzun süredir planlıyordum zaten ama böyle epic bir çıkış yaptığım için mutluyum. bu tarafta sıradan bir insanin nicki, karşı tarafta sözlük sahiplerinin gerçek isimleri var. kendi ayaklarına sıktılar. ekonomik ve fiziksel olarak kaybettikleri hiçbir şey olmasa da, hatta ekstra tık kazanmış olsalar da, sözlük'te tanrıcılık ve evcilik oynayıp ego tatmin etmek isterken her şeyin tersine dönmesi sonucu düştükleri durumu keyifle izliyorum. binlerce akıldan çıkan kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek savunmalarla yılların ve uçurulan tüm hesaplarımın intikamı benim yerime sayfalar dolusu alınıyor. karşı taraf para verse(!) kendisi için yaptıramazdı bunları. kendi çevresinden birkaç kişinin cılız entry'leri "big data" akışı altında ezildi.
dün twitter'dan yaptığı gibi ne kokar ne bulaşır açıklamalarından anlaşılacağı gibi umutları ssg'ye bağlamak artık cem yılmaz'dan medet ummaya benziyor. kendisine ömür boyu konuşmaması için bir gizlilik anlaşması imzalatmadıysa umarım 10 yıl sonra bir belgeselde çıkıp başına gerçekte ne geldiğini ve sözlüğü nasıl kaybettiğini anlatır. sonra da imzaladığı rekabet etmeme sözleşmesinin süresi dolduğunda tekrar kendi sözlüğünü açar. sen de mağdursun be sedat, bak yine kıyamadım ;)
bunlar da sözlüğe son mesajımdır. bundan sonra okumak için bile girmem. belki nick altımda yazanları son kez okurum ama, çok zekice ve komikler çünkü. özlenen ekşi mizahı budur. seviyorum sizi, kalplerim benim."
londonphile
07.10.2020 · 6. sıra
butterflies and hurricanes
06.10.2020 15:22 ~ 16:11