aq ne zaman kameralar kenarı gösterse marsilya teknik direktörü durmadan bir yerlere gidiyor ama hep aynı yerden başlıyor yürüyüşe. dejavu oldum aq?
Sık geçen başlıklar
30 eylül 2021 marsilya galatasaray maçı 3
ekşi'de görkarşımızda son iki lig maçından sadece 1 puan çıkarmış olsa da oyun düzeni oturmuş ve ne yapacağını çok iyi bilen bir takımın olacağı maç. elbette artıları-eksileri var, önemli olan da galatasaray'ın bunları değerlendirebilmesi.
jorge sampaoli geçen sezon ortalarında geldiği marsilya'da bu sezon başında önemli bir revizyon yaptı ve 11'in neredeyse tamamı yeni, buna rağmen kısa sürede güçlü bir oyun oturttu diyebiliriz; şu ana kadar hızlı-dikine paslaşmalara dayalı, topa sahipken alan yaratmaya çalışan ve o alanlara hızlı çıkan bir 3-1-3-3 oynatıyor. bazı sac ayakları haricinde herkesin anlık pozisyonlarda yer değiştirerek oynadığı bu düzende temel amaç, kanattaki iki oyuncuyu (genellikle sağda cengiz - solda fuente) geniş tutup, en önde false 9 gibi oynayan dimitri payet'in epey geriye çalarak merkez paslaşmalara katılması ve rakibi bu merkeze odakladıktan sonra kanatlara hızlı toplar aktarıp, geniş alanda o isimleri boşa çıkarmak + onlar topu götürürken merkezden hızlı çıkışlarla ceza sahasına kümelenmek.
payet'in oyunu çok değerli zira sampaoli o sakatken de yine ofansif orta saha orijinli amine harit'i oynattığı oldu; nitekim bu ikiliden biri (hangisi oynarsa) en öndeyken mutlaka geriye gelip pas akışına katılıyor, yeri geliyor kanada atılacak uzun topun istasyonu oluyor:
- link - payet'in geriye gelip topu tek pasla rongier'e bırakması, onun da sağdaki cengiz'i kaçırması
- link - harit'in geriye gelip topu rongier'e bırakması, onun da dieng'e uzun top atması
yeri geliyor oyun kurulurken kanatta sıkışan toplar için kenara gelip, aynı kanattan fırlayacak kişiyi akıllıca besliyor:
- link - cengiz'i fırlatıyor
tüm bunlar olur olmaz, merkezden ileriye ok gibi fırlıyorlar ve rakip ceza sahası çevresinde çoğalıyorlar.
tabii bu anlayış içinde, sağda genellikle cengiz ünder oynadığı için çizgiye yakın dururken, solda benzer iş konrad de la fuente varken geçerli. eğer onun yerine bamba dieng oynuyorsa, bu sefer ona atılan toplar daha direkt-daha bitirici işler yapmasına yönelik oluyor.
nitekim dieng'i daha direkt toplarla buluşturmak için payet/harit'in oyununun yanı sıra, oyun kurulurken sol içteki matteo guendounzi veya gerson (hangisi oynarsa) rakip beki üstüne çekmek adına sol kanada açılıyor ve top istiyor, gerek topu aldığında / gerekse de almadan eğer beki üstüne koşmaya başlatırsa, dieng uzun topla geniş alana fırlatılıyor. eğer bekler bu tuzağa düşerse, hele ki hantal bir stoper olan ve büyük ihtimal sağ stoperde oynayacak olan victor nelsson'un tarafından düşülürse geçmiş olsun:
- link - direkt top + kaleciyle karşı karşıya
- link - burada topu kaptırıyor ama harit yetişiyor ve kapıyor, gol geliyor
dieng normalde de la fuente gibi topu alsın-versin-içeriyi beslesin tekniğinde biri değil, forvete daha yakın tempolu bir stili var. sampaoli'nin, dieng'i solda oynatırken maç içinde anlık planlarda ona forvet koşuları attırdığı oluyor (ve bu anlarda genelde topla ilişkisi daha iyi olan payet sola geçiyor), ama bazen dieng'i direkt santrfor oynattığı da oluyor. işte bu plan geçerli olduğu zaman kenarların birinde bek orijinli, topu uzun gönderebilecek, yeri geldiğinde iyi orta kesecek, ve dieng'in oyuna fazla katılamaması yüzünden mecburen arkadan gelecek destekler sonrası iyice öne çıkacak takımda yapılabilecek muhtemel top kayıplarına karşı sigorta olması adına sağ bek lirola veya sol bek amavi'yi oynatıyor (çoğunlukla lirola), dolayısıyla şekil asimetrik bir 3-4-3'e kayabiliyor.
bu aslında sampaoli'nin bir nevi jokeri, çünkü özellikle sağ bek pol lirola aynı zamanda 3-1-3-3'teki sağ iç valentin rongier kadar olmasa da belli zamanlarda orta saha davranışları sergileyebilen (pas alışverişi yapabilen, iç koridor girişlerini yapabilen) bir bek. kaldı ki zaten rongier de 3-1-3-3'ün sağ içi olarak rakibi karşılarken sağ beke geçip işi 4'lüye döndürüyor (tam bir sağ bek savunması sergileyemese de).
hücum başlangıçları, yerden keskin paslar üzerine kurgulandığı için merkezdeki elemanlar epey öne çıkarak konumlanıyor, bu yüzden stoperlere oyun kurarken büyük iş düşüyor, ancak kenar stoperler bu konuda muazzam değil, nitekim luan peres de, william saliba da topla çok çok iyi oynayabilen elemanlar değiller (ki stoperlerin önünde sadece önlibero oluyor, hele ki bu akşam kamara'nın sakatlığı sebebiyle yine pape gueye oynarsa, bir nebze daha kalas bir oyuncu olduğu için baskıda zorlanıyor, oyunu iyi akıtamıyor ve iş tamamen stoperlerin sırtına binebiliyor). dolayısıyla, bu durum geride karşılayan rakiplere karşı belki büyük sorun olmuyor, ancak rakip eğer ikinci bölgede kalabalık + üçüncü bölgede ise en az 3 kişiyle pas yollarını kapatırsa, marsilya'nın savunmadan çıkışları sekteye uğrayabiliyor:
- link - luan'a baskı + gol pozisyonu
- link - saliba'ya baskı + penaltı pozisyonu
o yüzden, bu akşam merkez oyuncularının savunmaya çok daha fazla önem vermesi, normalden daha fazla efor sarfetmesi gerekecek:
şu görselde üstünkörü betimlemeye çalıştığım; gs'nin ilk presi yaptığı andan sonra marsilya'nın muhtemel planında, bu yer değiştirmeler karşısında gs'nin arka hatlarının, ön hattın baskısına geriden hızlı destek vererek oynaması gerekiyor, yoksa birden bire payet'in topla buluşması + cengiz'in fırlamasıyla baş başa kalabiliriz. merkezdeki oyuncuların + beklerin ikinci baskıda çok önemli görevleri olacak:
birincisi; marsilya oyun kurarken kenarlara açılabilecek sağ ve sol iç oyuncularına (rongier, guendounzi veya gerson'a) gs'nin bekleri yerine merkez oyuncularının basmaya gitmesi. çünkü, eğer galatasaray 3'lü savunma oynamayacaksa, bekleri ön alan baskısına katmanın pek alemi yok, iki kanattan da fırlayabilecek elemanları var marsilya'nın.
o yüzden, ikincisi; ön alan savunması, merkez oyuncularının pres yapmak için yerini terkedip bırakacağı boşluklara karşı stoperlerin bir nebze öne çıkarak alan daraltmaları üzerine kurgulanmalı (bu aynı zamanda prese rağmen geçebilecek toplar ile buluşması muhtemel marsilya merkezini de rahatsız edecektir).
söylemek istediklerimin temsili animasyonu: görsel
bu ikinci baskıyı merkez yerine beklerin yapması halinde verilebilecek boşluk: görsel
(üst paragraflarda bunun sol kanat kısmından; yine aynı şekilde orada da sağ bekin tuzağa düşmemesi gerektiğinden bahsetmiştim)
yani göbekteki oyuncuların ilk baskı + geri dönüşler adına 90 dk enerjisi ve dirayeti çok önemli. zaten bu sezon marsilya'dan puan alan takımların merkezinde oynayan oyunculara baktığımızda:
- bordeaux: otavio - issouf sissokho
- l.moskova: dmitry barinov - alexis beka beka - daniil kulikov
- angers: batista mendy - pierrick capelle
- rc lens: seko fofana - cheik doucoure
savunma becerisi ve topla ilişkisi farklılık gösteren bu oyuncuların kesişim kümesi; savunma eforlarının yüksek oluşu ve 90 dk tempolarının kolay kolay düşmemesi.
işte galatasaray'ın bence en büyük avantajlarından biri; eğer yukarda bahsettiğim gibi bunu sağlayabilecek bir ikinci-üçüncü bölge savunması kurgulayabilirse, kazanılacak toplar olacaktır. çünkü ligde izlediğimiz galatasaray'ın özelliklerinden biri de rakiplerin hatalarından faydalanması. iyi oynanan bütün anlarda (anlar, çünkü 90 dk iyi oynadığı bir maçı yok gs'nin) çoğunlukla böyle sonuç alındı.
zaten marsilya'nın bu oyun planına karşı rakipler şu ana dek çoğunlukla kendi oyununu kabul ettirmekten ziyade marsilya'nın zaaflarından faydalanmaya çalıştı. fatih terim'in de direkt bu felsefeyle başlayacağını, hata kovalayan, hızlı çıkmak isteyen, efora dayalı şekilde oynatacağını düşünüyorum. lazio maçında da çok koşuldu, çok efor sarfedildi, ama o koşulan 117.3 km'nin önemli bir kısmı bence boşa koşulmuş oldu (bkz: #128149548), çünkü galatasaray doğru zamanlarda esas gereken koşuları yapmayarak, o km sayacını biraz bilinçsizce doldurmuş oldu ve lazio'yu yere indirecek o yumruğu vuramadı, allahtan kalede strakosha vardı da 1-0 bitti maç.
"anlara hazır olma"; rakibin hatalarını değerlendirmek için doğru işlerin yapılması ile ilgili. yani galatasaray o gün lazio'dan fazla koştu, ama lazio'dan fazla pozisyona giremedi, üstüne bir de, yakalayabildiği bazı geçiş anlarında arka/ön elemanlar gerekli koşuları yapmadığı için ön/arka elemanlar yalnız kaldı ve pozisyonların akıbeti, bu yalnız kalan elemanların rastgele yapacağı şeylere terkedilmiş oldu. o saatten sonra da, toplam km'nin pek bir önemi kalmıyor.
bu sefer hızlı ceza kesme olayı çok daha önemli çünkü hızlı çıkışlar / geniş boşluklar bulmak, eğer marsilya'ya karşı belli bir direnç koyabilirsek çok da zor olmayacaktır. marsilya'nın düzeni gereği kanat savunması çok güçlü değil, ve onlara mutlak gol gerektiği zaman kenarlarda ciddi boşluklar bulmak mümkün.
gerek kendi sahanızda paslaşıp onları önde basmaya davet ederek:
- link - marsilya önde yakalanıyor
- link - aynı şekilde
- link - şu golde morutan'ı görür gibi oldum :)
gerekse kaptığınız topları ters kanada oynayarak,
- link - hızlı pasla ters kanada inmece
- link - aynı şekilde
yani bence bu akşamın anahtarı kenarlar; gerek topla buluşmak gerekse hızlıca fırlamak. kenarlarda geniş oyuncu bulundurmayıp merkezde sıkışırsanız, marsilya'ya davetiye çıkarmış olursunuz:
- link - montpeiller'de kenarda kimse yok, laborde topu mecburen saklamak istiyor ama sol stoper luan kesiyor ve golü buluyorlar
galatasaray'ın yine 4-3-3 vari çıkacağını düşünürsek, kenarlarda topla buluşmak adına set oyununda morutan-kerem ikilisinin, terim'in bu sezon kanatları içeri sokarak bekletip bekleri geniş tuttuğu planın aksine, bu sefer tam tersi hep geniş oynaması gerek bence. marsilya 3'lü savunma oynadığı için zaten iç koridorlara oynayarak girmek kolay olmayacaktır, kerem-morutan gibi ters ayakla geniş alanda oyunu değiştirebilecek elemanları çizgiye yakın oynatmak bence daha mantıklı olacaktır.
kontralarda ise marsilya'nın ters kanatta bırakacağı boş koridorlara fırlamak adına bekler kağıt üstünde ana hedef olmalı (hele bir de sacha boey iyileşmişse şahane olur). kerem-morutan ikilisinin bu noktada takım savunmasına verecekleri katkı her zamankinden önemli olacak. geriye, onlara bu bağlantıları kuracak kişilerin topu ayağında gevelemeden hızlı oynamaları kalıyor.
halil dervişoğlu santrforda bu görevi layıkıyla yapabilen bir forvet zaten; özellikle yerden ona oynandığı zaman sırtı dönük alıp veren / topu geriden getirip sürükleyen birileri olduğunda ise doğru koşularla arkadaşlarına alan açabilen biri. alexandru cicaldau uzun top göndermeyi seven, üstelik yeterli mesafe varsa üstüne bir de verdiği pasın ardından ileri koşusunu sürdürebilen bir merkez orta saha. dolayısıyla bu ikilinin en kritik elemanlar olduğunu düşünüyorum, akşamki performansları maça olumlu ya da olumsuz mutlaka yansıyacak bence.
çünkü berkan ile taylan'a yeterince güvenemiyorum, inşallah ayakları hızlı oynayabilir bu akşam, ama savunmaya vermeleri gereken ağırlığı düşününce biraz zor bir ihtimal gibi. yani olur da bu elemanlar çiftyönlü oynamayı deneyecek ama olmayacaksa, bari cicaldau-halil ikilisini beslesinler yeter.
merkezdeki elemanlar topu alsın - dönsün - taşısın oyuncusu değil, ligde bile tartışmalı olan bu özellikler, avrupa seviyesinde vasat / altı. bu seviyelerde oynarken bu oyuncular ancak mücadele ederse, koşarsa faydalı olabilirler. o yüzden, hazır marcao oynayacakken geriden oyun kurmada sıkıntı çekmeyecegimiz, cicaldau gibi zaten topu iyi gönderebilen üstüne bir de attığı pastan sonra ileriye koşan birinin olacağı bir maçta, berkan kutlu ile taylan antalyalı'nın bu mücadelenin fazlasını vermesi gerekiyor.
marsilya avrupa ligi grubunda ilk maçta l.moskova ile 1-1 berabere kaldı ve bu maç evinde galibiyet istiyor, galatasaray ise lazio galibiyetinin ardından deplasmanda 1 puana razı, ama o puan/lar alınacaksa çok zor alınacak. uefa ülke sıralamamız adına inşallah her şey yolunda gider.
edit: fikrinizi merak ettiğim sorular: link
jorge sampaoli geçen sezon ortalarında geldiği marsilya'da bu sezon başında önemli bir revizyon yaptı ve 11'in neredeyse tamamı yeni, buna rağmen kısa sürede güçlü bir oyun oturttu diyebiliriz; şu ana kadar hızlı-dikine paslaşmalara dayalı, topa sahipken alan yaratmaya çalışan ve o alanlara hızlı çıkan bir 3-1-3-3 oynatıyor. bazı sac ayakları haricinde herkesin anlık pozisyonlarda yer değiştirerek oynadığı bu düzende temel amaç, kanattaki iki oyuncuyu (genellikle sağda cengiz - solda fuente) geniş tutup, en önde false 9 gibi oynayan dimitri payet'in epey geriye çalarak merkez paslaşmalara katılması ve rakibi bu merkeze odakladıktan sonra kanatlara hızlı toplar aktarıp, geniş alanda o isimleri boşa çıkarmak + onlar topu götürürken merkezden hızlı çıkışlarla ceza sahasına kümelenmek.
payet'in oyunu çok değerli zira sampaoli o sakatken de yine ofansif orta saha orijinli amine harit'i oynattığı oldu; nitekim bu ikiliden biri (hangisi oynarsa) en öndeyken mutlaka geriye gelip pas akışına katılıyor, yeri geliyor kanada atılacak uzun topun istasyonu oluyor:
- link - payet'in geriye gelip topu tek pasla rongier'e bırakması, onun da sağdaki cengiz'i kaçırması
- link - harit'in geriye gelip topu rongier'e bırakması, onun da dieng'e uzun top atması
yeri geliyor oyun kurulurken kanatta sıkışan toplar için kenara gelip, aynı kanattan fırlayacak kişiyi akıllıca besliyor:
- link - cengiz'i fırlatıyor
tüm bunlar olur olmaz, merkezden ileriye ok gibi fırlıyorlar ve rakip ceza sahası çevresinde çoğalıyorlar.
tabii bu anlayış içinde, sağda genellikle cengiz ünder oynadığı için çizgiye yakın dururken, solda benzer iş konrad de la fuente varken geçerli. eğer onun yerine bamba dieng oynuyorsa, bu sefer ona atılan toplar daha direkt-daha bitirici işler yapmasına yönelik oluyor.
nitekim dieng'i daha direkt toplarla buluşturmak için payet/harit'in oyununun yanı sıra, oyun kurulurken sol içteki matteo guendounzi veya gerson (hangisi oynarsa) rakip beki üstüne çekmek adına sol kanada açılıyor ve top istiyor, gerek topu aldığında / gerekse de almadan eğer beki üstüne koşmaya başlatırsa, dieng uzun topla geniş alana fırlatılıyor. eğer bekler bu tuzağa düşerse, hele ki hantal bir stoper olan ve büyük ihtimal sağ stoperde oynayacak olan victor nelsson'un tarafından düşülürse geçmiş olsun:
- link - direkt top + kaleciyle karşı karşıya
- link - burada topu kaptırıyor ama harit yetişiyor ve kapıyor, gol geliyor
dieng normalde de la fuente gibi topu alsın-versin-içeriyi beslesin tekniğinde biri değil, forvete daha yakın tempolu bir stili var. sampaoli'nin, dieng'i solda oynatırken maç içinde anlık planlarda ona forvet koşuları attırdığı oluyor (ve bu anlarda genelde topla ilişkisi daha iyi olan payet sola geçiyor), ama bazen dieng'i direkt santrfor oynattığı da oluyor. işte bu plan geçerli olduğu zaman kenarların birinde bek orijinli, topu uzun gönderebilecek, yeri geldiğinde iyi orta kesecek, ve dieng'in oyuna fazla katılamaması yüzünden mecburen arkadan gelecek destekler sonrası iyice öne çıkacak takımda yapılabilecek muhtemel top kayıplarına karşı sigorta olması adına sağ bek lirola veya sol bek amavi'yi oynatıyor (çoğunlukla lirola), dolayısıyla şekil asimetrik bir 3-4-3'e kayabiliyor.
bu aslında sampaoli'nin bir nevi jokeri, çünkü özellikle sağ bek pol lirola aynı zamanda 3-1-3-3'teki sağ iç valentin rongier kadar olmasa da belli zamanlarda orta saha davranışları sergileyebilen (pas alışverişi yapabilen, iç koridor girişlerini yapabilen) bir bek. kaldı ki zaten rongier de 3-1-3-3'ün sağ içi olarak rakibi karşılarken sağ beke geçip işi 4'lüye döndürüyor (tam bir sağ bek savunması sergileyemese de).
hücum başlangıçları, yerden keskin paslar üzerine kurgulandığı için merkezdeki elemanlar epey öne çıkarak konumlanıyor, bu yüzden stoperlere oyun kurarken büyük iş düşüyor, ancak kenar stoperler bu konuda muazzam değil, nitekim luan peres de, william saliba da topla çok çok iyi oynayabilen elemanlar değiller (ki stoperlerin önünde sadece önlibero oluyor, hele ki bu akşam kamara'nın sakatlığı sebebiyle yine pape gueye oynarsa, bir nebze daha kalas bir oyuncu olduğu için baskıda zorlanıyor, oyunu iyi akıtamıyor ve iş tamamen stoperlerin sırtına binebiliyor). dolayısıyla, bu durum geride karşılayan rakiplere karşı belki büyük sorun olmuyor, ancak rakip eğer ikinci bölgede kalabalık + üçüncü bölgede ise en az 3 kişiyle pas yollarını kapatırsa, marsilya'nın savunmadan çıkışları sekteye uğrayabiliyor:
- link - luan'a baskı + gol pozisyonu
- link - saliba'ya baskı + penaltı pozisyonu
o yüzden, bu akşam merkez oyuncularının savunmaya çok daha fazla önem vermesi, normalden daha fazla efor sarfetmesi gerekecek:
şu görselde üstünkörü betimlemeye çalıştığım; gs'nin ilk presi yaptığı andan sonra marsilya'nın muhtemel planında, bu yer değiştirmeler karşısında gs'nin arka hatlarının, ön hattın baskısına geriden hızlı destek vererek oynaması gerekiyor, yoksa birden bire payet'in topla buluşması + cengiz'in fırlamasıyla baş başa kalabiliriz. merkezdeki oyuncuların + beklerin ikinci baskıda çok önemli görevleri olacak:
birincisi; marsilya oyun kurarken kenarlara açılabilecek sağ ve sol iç oyuncularına (rongier, guendounzi veya gerson'a) gs'nin bekleri yerine merkez oyuncularının basmaya gitmesi. çünkü, eğer galatasaray 3'lü savunma oynamayacaksa, bekleri ön alan baskısına katmanın pek alemi yok, iki kanattan da fırlayabilecek elemanları var marsilya'nın.
o yüzden, ikincisi; ön alan savunması, merkez oyuncularının pres yapmak için yerini terkedip bırakacağı boşluklara karşı stoperlerin bir nebze öne çıkarak alan daraltmaları üzerine kurgulanmalı (bu aynı zamanda prese rağmen geçebilecek toplar ile buluşması muhtemel marsilya merkezini de rahatsız edecektir).
söylemek istediklerimin temsili animasyonu: görsel
bu ikinci baskıyı merkez yerine beklerin yapması halinde verilebilecek boşluk: görsel
(üst paragraflarda bunun sol kanat kısmından; yine aynı şekilde orada da sağ bekin tuzağa düşmemesi gerektiğinden bahsetmiştim)
yani göbekteki oyuncuların ilk baskı + geri dönüşler adına 90 dk enerjisi ve dirayeti çok önemli. zaten bu sezon marsilya'dan puan alan takımların merkezinde oynayan oyunculara baktığımızda:
- bordeaux: otavio - issouf sissokho
- l.moskova: dmitry barinov - alexis beka beka - daniil kulikov
- angers: batista mendy - pierrick capelle
- rc lens: seko fofana - cheik doucoure
savunma becerisi ve topla ilişkisi farklılık gösteren bu oyuncuların kesişim kümesi; savunma eforlarının yüksek oluşu ve 90 dk tempolarının kolay kolay düşmemesi.
işte galatasaray'ın bence en büyük avantajlarından biri; eğer yukarda bahsettiğim gibi bunu sağlayabilecek bir ikinci-üçüncü bölge savunması kurgulayabilirse, kazanılacak toplar olacaktır. çünkü ligde izlediğimiz galatasaray'ın özelliklerinden biri de rakiplerin hatalarından faydalanması. iyi oynanan bütün anlarda (anlar, çünkü 90 dk iyi oynadığı bir maçı yok gs'nin) çoğunlukla böyle sonuç alındı.
zaten marsilya'nın bu oyun planına karşı rakipler şu ana dek çoğunlukla kendi oyununu kabul ettirmekten ziyade marsilya'nın zaaflarından faydalanmaya çalıştı. fatih terim'in de direkt bu felsefeyle başlayacağını, hata kovalayan, hızlı çıkmak isteyen, efora dayalı şekilde oynatacağını düşünüyorum. lazio maçında da çok koşuldu, çok efor sarfedildi, ama o koşulan 117.3 km'nin önemli bir kısmı bence boşa koşulmuş oldu (bkz: #128149548), çünkü galatasaray doğru zamanlarda esas gereken koşuları yapmayarak, o km sayacını biraz bilinçsizce doldurmuş oldu ve lazio'yu yere indirecek o yumruğu vuramadı, allahtan kalede strakosha vardı da 1-0 bitti maç.
"anlara hazır olma"; rakibin hatalarını değerlendirmek için doğru işlerin yapılması ile ilgili. yani galatasaray o gün lazio'dan fazla koştu, ama lazio'dan fazla pozisyona giremedi, üstüne bir de, yakalayabildiği bazı geçiş anlarında arka/ön elemanlar gerekli koşuları yapmadığı için ön/arka elemanlar yalnız kaldı ve pozisyonların akıbeti, bu yalnız kalan elemanların rastgele yapacağı şeylere terkedilmiş oldu. o saatten sonra da, toplam km'nin pek bir önemi kalmıyor.
bu sefer hızlı ceza kesme olayı çok daha önemli çünkü hızlı çıkışlar / geniş boşluklar bulmak, eğer marsilya'ya karşı belli bir direnç koyabilirsek çok da zor olmayacaktır. marsilya'nın düzeni gereği kanat savunması çok güçlü değil, ve onlara mutlak gol gerektiği zaman kenarlarda ciddi boşluklar bulmak mümkün.
gerek kendi sahanızda paslaşıp onları önde basmaya davet ederek:
- link - marsilya önde yakalanıyor
- link - aynı şekilde
- link - şu golde morutan'ı görür gibi oldum :)
gerekse kaptığınız topları ters kanada oynayarak,
- link - hızlı pasla ters kanada inmece
- link - aynı şekilde
yani bence bu akşamın anahtarı kenarlar; gerek topla buluşmak gerekse hızlıca fırlamak. kenarlarda geniş oyuncu bulundurmayıp merkezde sıkışırsanız, marsilya'ya davetiye çıkarmış olursunuz:
- link - montpeiller'de kenarda kimse yok, laborde topu mecburen saklamak istiyor ama sol stoper luan kesiyor ve golü buluyorlar
galatasaray'ın yine 4-3-3 vari çıkacağını düşünürsek, kenarlarda topla buluşmak adına set oyununda morutan-kerem ikilisinin, terim'in bu sezon kanatları içeri sokarak bekletip bekleri geniş tuttuğu planın aksine, bu sefer tam tersi hep geniş oynaması gerek bence. marsilya 3'lü savunma oynadığı için zaten iç koridorlara oynayarak girmek kolay olmayacaktır, kerem-morutan gibi ters ayakla geniş alanda oyunu değiştirebilecek elemanları çizgiye yakın oynatmak bence daha mantıklı olacaktır.
kontralarda ise marsilya'nın ters kanatta bırakacağı boş koridorlara fırlamak adına bekler kağıt üstünde ana hedef olmalı (hele bir de sacha boey iyileşmişse şahane olur). kerem-morutan ikilisinin bu noktada takım savunmasına verecekleri katkı her zamankinden önemli olacak. geriye, onlara bu bağlantıları kuracak kişilerin topu ayağında gevelemeden hızlı oynamaları kalıyor.
halil dervişoğlu santrforda bu görevi layıkıyla yapabilen bir forvet zaten; özellikle yerden ona oynandığı zaman sırtı dönük alıp veren / topu geriden getirip sürükleyen birileri olduğunda ise doğru koşularla arkadaşlarına alan açabilen biri. alexandru cicaldau uzun top göndermeyi seven, üstelik yeterli mesafe varsa üstüne bir de verdiği pasın ardından ileri koşusunu sürdürebilen bir merkez orta saha. dolayısıyla bu ikilinin en kritik elemanlar olduğunu düşünüyorum, akşamki performansları maça olumlu ya da olumsuz mutlaka yansıyacak bence.
çünkü berkan ile taylan'a yeterince güvenemiyorum, inşallah ayakları hızlı oynayabilir bu akşam, ama savunmaya vermeleri gereken ağırlığı düşününce biraz zor bir ihtimal gibi. yani olur da bu elemanlar çiftyönlü oynamayı deneyecek ama olmayacaksa, bari cicaldau-halil ikilisini beslesinler yeter.
merkezdeki elemanlar topu alsın - dönsün - taşısın oyuncusu değil, ligde bile tartışmalı olan bu özellikler, avrupa seviyesinde vasat / altı. bu seviyelerde oynarken bu oyuncular ancak mücadele ederse, koşarsa faydalı olabilirler. o yüzden, hazır marcao oynayacakken geriden oyun kurmada sıkıntı çekmeyecegimiz, cicaldau gibi zaten topu iyi gönderebilen üstüne bir de attığı pastan sonra ileriye koşan birinin olacağı bir maçta, berkan kutlu ile taylan antalyalı'nın bu mücadelenin fazlasını vermesi gerekiyor.
marsilya avrupa ligi grubunda ilk maçta l.moskova ile 1-1 berabere kaldı ve bu maç evinde galibiyet istiyor, galatasaray ise lazio galibiyetinin ardından deplasmanda 1 puana razı, ama o puan/lar alınacaksa çok zor alınacak. uefa ülke sıralamamız adına inşallah her şey yolunda gider.
edit: fikrinizi merak ettiğim sorular: link
marsilyanın son iki maçını izledim. önde oynamayı seven ve savunma çok açık veren bir takım.
olumlu olarak; çok çabuk rakip cezasındaki boşlukları değerlendiriyorlar ve dönen toplarda yerleşmeleri doğru yapıyorlar.
negatif olarak da; tempoyu koruyamıyorlar yani takımın baya kondisyon eksiği var. fizik kalitelerini 90 dakikaya yayamıyorlar. eğer galatasaray ilk 45 dakikada erken bir gol atar veya kalesinde gol görmezse çok rahat puan kazanır.
bu arada holigan piçler tam kuş beyinlisiniz.
olumlu olarak; çok çabuk rakip cezasındaki boşlukları değerlendiriyorlar ve dönen toplarda yerleşmeleri doğru yapıyorlar.
negatif olarak da; tempoyu koruyamıyorlar yani takımın baya kondisyon eksiği var. fizik kalitelerini 90 dakikaya yayamıyorlar. eğer galatasaray ilk 45 dakikada erken bir gol atar veya kalesinde gol görmezse çok rahat puan kazanır.
bu arada holigan piçler tam kuş beyinlisiniz.