Sık geçen başlıklar

25 nisan 2017 akpm'nin türkiye'yi denetime alması 2

ekşi'de gör
"darbeci avrupa bizi sevmiyür, anlamiyür" diyen büyük resmi göre göre artık ezberlemiş arkadaşlar;

avrupa konseyi türkiye'yi en son ne zaman denetim sürecine almakla tehdit ediyordu biliyor musunuz? pek sevgili ak parti'nizin 2008'deki kapatılma davası anayasa mahkemesinde sürerken! eğer o davadan akp'nin kapatılması kararı çıksaydı akpm "bu kadar büyük destek alan bir iktidar partisinin kapatılması demokrasiyle bağdaşmaz" diyerek 4 yıl önce çıkardığı sürece geri alacaktı bizi. bu benim iddiam falan değil, yaşı yeten hatırlar yetmeyen de gitsin araştırsın bi zahmet.

şimdi bu avrupa konseyi sizin kıymetliniz akp'nin kapatılmasına karşıydı zamanında. peki ne oldu da bugün aynı akp'yi ellerinden gelse bir kaşık suda boğacak duruma geldiler? bir anda kafalarına türk düşmanlığı dank etmedi elbette, geçen sürede nelerin değiştiğini anlamak için 2008 akp'si ile 2010 sonrası akp'ye bakmanız yeterli.

akpm neden bu kararı aldı? aslında dediğim gibi 2010'dan bugüne yaşanan irili ufaklı pek çok olay bizi bu noktaya götürdü ama tabi ki kararın alınmasında en önemli etken son zamanlarda yaşananlar. neler bunlar?

1. darbe girişiminin üzerinden neredeyse 1 sene geçmişken, yakalananlar yakalanmış kaçanlar muhtemelen asla bulunamayacak şekilde kaçmışken, artık ortada darbe tehdidi falan yokken ülkenin hala ohal khk'larıyla idare ediliyor olması

2. on binlerce kamu çalışanın işten atılması. ve bu atılanların ciddi bir kısmının atılma gerekçeleri "bank asya'da falanca tarihte 3 aylığına hesap açmış", "bir arkadaşının arkadaşı bir fetö'cüyle 5 dakika telefonda konuşmuş" gibi sikik sokuk şeyler olması

3. haksız yere işten atılanların tespiti ve işe iade edilmeleri için güya bir ohal komisyonu kurulacaktı, aylar geçti bu komisyon hala göreve başlayabilmiş değil. ki göreve başlasa bile 7 kişilik komisyonun on binlerce dosyayı incelemesi seneler sürer. bu arada bu insanlar ne yer ne içer, çocukları sandalye bacağı mı kemirir ne yaparlar sikleyen yok. ayrıca anayasa mahkemesi de bu ortada olmayan komisyonu etkili bir başvuru yolu olarak kabul etmiş, bireysel başvuruları reddediyor iç hukuk yolları tüketilmedi diye o da ayrı bir rezalet.

4. adam öldüren polise on bin tl para cezası, tecavüzcüye üç beş ay hapis cezası verip atilla taş gibi darbeyle uzaktan yakından alakası olmadığına neredeyse bütün ülkenin şahit olacağı bir adamı hiç bir gerekçe gösteremeden aylardır hapiste tutan çarpık adalet sistemi

5. bütün bunların üzerine tuz serper nitelikteki rezil, demokrasiyle uzaktan yakından alakası olmayan bir anayasa değişikliği

6. sırf hükümeti eleştiriyor diye islami oluşumların bile konuşma yapmasına izin verilmeyen baskı ortamı.

ve tutuklu gazetecilerden tutun eşit olmayan seçim kampanyasına kadar türkiye'yle ilgili bütün acı gerçekler.

"avrupa türkiye'yi anlamıyor, bizi tanımıyorlar" diye gerizekalıca bir söylem var. arkadaşım zaten avrupanın bizi değil bizim onları anlamamız gerekiyor, bütün olay o. bugün dünyada tek bir medeniyet var, o da avrupa medeniyeti. tek bir güç var demiyorum, tek bir medeniyet var diyorum. hukuk sistemiyle, yaşam koşullarıyla, işçi haklarıyla, siyasi yapısıyla, hak ve özgürlüklere saygısıyla nereden bakarsanız bakın avrupa tek gerçek uygarlıktır. türkiye'de karnı doyan suriye'liler canlarını riske atıp neden avrupaya gitmeye çalışıyorlar zannediyorsunuz?

milletin bekası ve halkın refahı için avrupa sistemine bir şekilde dahil olmak zorunda olduğumuzu atatürk anlamıştı, ondan önce osmanlının son dönemlerinde başa gelmiş bazı padişahlar anlamıştı, paşalar vezirler mebuslar anlamıştı. 2017 türkiye'sinde ise kimse anlamıyor amk. kurucu üyesi olduğumuz avrupa konseyi'ne posta koyuyoruz, böyle bir rezillik olamaz.

daha hangi ülkelerin ab üyesi olduğunu bilmeyen şahısların yönettiği ülkenin buraya kadar gelmesi bile başarıdır ya neyse...

"zaten bizi ab'ye falan almayacaklar, istediğimiz kadar kavga edelim avrupayla ne olur ki" kafasındaki dangalaklar da yarın avrupalı yatırımcılar bir bir ülkeden çıkmaya başladığında, ambargolar başlayıp dolar euro alıp başını gittiğinde görürler günlerini.

ayrıca şu idam işi ciddi bir şekilde gündeme gelirse asıl o zaman seyredin cümbüşü... eğer idam referandumu yapılırsa sırf boka batış sürecimiz tamamlansın da daha fazla acı çekmeyelim diye evet diyeceğim. 1. dünya savaşı sonrasında battığımız boktan kurtulmuştuk, pek uzun sürmedi bok üzerindeki maceramız kısa süre sonra yine batmaya başladık ama bu seferki farklı olur belki kim bilir. gerçek şu ki bu milletin aklı başına ancak burnuna kadar boka battığında geliyor.
birinin bu salaklara "15 temmuz'la değişen bir şey olmadığını, bunların hep 2002'nin ve siyasal islam'ın sonuçları olduğunu" anlatması gerekir. sonra gene denetlesinler.