normal bir seçim sürecine girmiş olsak eski bir seçmenleri olarak oyumu hdp'ye vermezdim. beni ikna edemediler. kasım seçimi öncesi pkk iktidara hayat öpücüğü verirken seyirci kalmış olmalarının hala hiçbir açıklamasını göremiyorum. zaten kimse göremiyor ki, güneydoğu'da iki sene önce gerçekleşen ve aşağıda açıklayacağım üzere hala süre giden onca zulme rağmen barajı aşamama tehlikeleri var. kimse hdp buraları süpürecek diyemiyor, göreceğiz.
beri yandan ne zenofobik ince, ne korkak chp, ne şeriat dede, ne beyaz toros v2.0 beni ikna etmiş değiller. normal bir seçime gitsek huzurla boş oyumu atardım.
fakat bu seçim normal bir seçim değil. bu seçimi normal olmaktan çıkaran ohal ve ohal uygulamaları. bu ohal uygulamaları kapsamında her muhalefet partisi kendi payına düşen adaletsizliği yaşıyor ama hdp'nin yaşadığı adaletsizlik ölçülemez boyutta. bir parti genel başkanını tutuklu yargılamak için, tutukluluğu bir cezalandırma biçimi olarak kullanmaktan öte nasıl bir gerekçe olabilir? bir parti başkanının türkiye'den kaçabileceğine, ya da onlarca yayın örgütünün arşivlerinde var olan delilleri karartabileceğine inanan bir kişi var mı? güneydoğu'da onlarca belediyede, vatandaş oy verip belediye meclisini seçmişken, soruşturulmak/yargılanmak için görevden alınan belediye başkanlarının yerine kayyum atanmasını kim nasıl açıklayabilir? hdp yasal bir siyasi parti olarak seçime giriyorsa, hdp'nin çoğunluk olduğu belediye meclisleri kendi belediye başkanlarının yerine neden yeni bir belediye başkanı seçemiyor da kayyum atanıyor? 90'dan fazla belediyede oy kullanmış milyonlarca insanın oyu yok sayılıyor. böylesine bir adaletsizliğe göz yumulabilir mi? yıldırım türker dün en güzel şekilde ifade etmiş, "bu adaletsizliği taşıyan vicdanlardan bir millet çıkmaz."
o yüzden, sırf uğradıkları bu adaletsizliğe sessiz kalamayacağım için, haysiyetim için, gelecekte bir gün adil ve onurlu bir birarada yaşama ümidi için ben hdp'ye oy vereceğim. bana göre hangi politik hataları yapmış olurlarsa olsunlar, yaptıkları hataların bedelini seçmen olarak benim sormam gerekirdi. bu hataların bedeli başkanın tutuklu yargılanması ya da seçmenin siyasi iradesinin hiçe sayılması olamaz. bugün böyle bir yargısız infaza sessiz kalmanın bedelini, yaşanacak kutuplaşmayı yarın kuşaklarca bütün ülke çeker. tıpkı geçmişteki zulümlere sessiz kalmanın bedelini hala ödediğimiz gibi.
03.06.2018 · 23. sıra
hasihasi
02.06.2018 14:28 ~ 14:44