Sık geçen başlıklar

20 temmuz 2022 tamamen evsiz kalma rezaleti 1

ekşi'de gör
üst edit: sürecin başında bize kimse kura çekiminden falan bahsetmedi. sözleşmeler, senetler imzalandı, evlerin yapımına başlandı, evlerin inşaatı yarılandıktan sonra kimin hangi daireyi alacağı kura usulüyle belirlenecek denildi. ama kura sonucu bazıları açıkta kalacak denilmemişti hala. tam tersi, herkese yetecek şekilde yerinde konut üretilecek denildi. ta ki 1. proje bölgesinin kura çekimine kadar. o zaman duyduk ki bazı daire sahiplerine boş kura çıkmış ve elenmiş. ev falan da verilmemiş. bir kısmı hala öyle beklemede. bizim ev 3. proje bölgesindeydi. çok geniş bir alanı kapsadığı için bizim bölge en sona kaldı. temmuz ayına kadar inşaat devam etti. bence bilerek süreci uzattılar. yoksa folkart'ın inşaatı bile o kadar uzun sürmemişti. kuralardan sonra ortalığın karışacağı belliydi. ama hep oyaladılar insanları. bir şekilde halledeceğiz, kimseyi mağdur etmeyeceğiz diyip durdular en son güne kadar. en sonunda da zaten eleneceği önceden belli olan kişilerin isimlerini sanki kurada çıkmış gibi açıklayıp tekmeyi bastılar. kura çekimi falan hepsi düzmece. entry'i ilk yazdığımda bu kadar açık yazmadım durumu. ama saçma sapan şeyler yazanlar oluyor. gerçekten bıktım, o yüzden açıkça yazıyorum. niye bu zamana kadar bekledin diyenlere de söyleyebileceğim tek şey, bu entry'i dün bile yazamazdım. çünkü kura sonucu belli olmadığı için haklıyken haksız duruma düşebilirdim. ama artık tam manasıyla haksızlığa uğramış bulunuyorum. bunun bir adım ötesi, evin kapısına gelip beni tutuklamaları ya da çekip vurmaları. devletin en temel görevi, vatandaşının can ve mal güvenliği korumaktır. mal güvenliğimiz zaten yok, can güvenliğimden de şüpheliyim bu saatten sonra.

30 ekim 2020 izmir depreminde ağır hasar gören evim 10 gün içinde devlet tarafından içindeki bütün eşyalarla birlikte yıktırıldı. sonrasında, bizim hiçbir inisiyatif kullanmamıza izin verilmereyek evimizin arsa payına ve kat irtifakına devlet tarafından el konularak hazineye aktarıldı. e-devlet'te görünen tapu bilgilerinin hepsi bir anda uçtu gitti. elimizde kala kala tapu kağıdı kaldı sadece. devlet bizim yerimize ev yaptırıp bize verecekmiş(!)

depremin üzerinden 20 aydan fazla bir süre geçti, ama hala evi teslim alabilmiş değiliz. biraz önce world türk tv diye bir kanalda çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından gerçekleştirilen kura çekimi yapıldı ve önce boş çıkacak daire sahipleri seçildi. boş çıkan kuralar içinde daire sahibi olan annemin ismi de okundu. yani kısacası devlet bizi 20 ay boyunca bekletti, oyaladı. sonra da kura usulüyle elendiniz, size ev yok dedi.

bu nasıl iştir ya? sen bana sormadan benim evimi yıkıyorsun, sonra bana sormadan kafana göre yapıyorsun ve yine kendi kafana göre beni kurayla elediğini söyleyip beni evsiz bırakıyorsun. elimizden aldıkları evin arsa değeri şu an milyonlarla ölçülemiyor. bayraklı'da gökdelenlerin en yoğun olduğu yerde.

depremden beri çektirmedikleri eziyet kalmadı. o arsalara çökmek için ellerinden geleni artlarına koymadılar. ve en sonunda ne yapıp edip evimizi tamamen elimizden almış oldular. depremde evsiz kalmış insanlara böyle bir haksızlığı nasıl reva görebiliyorlar?! nerede adalet?!

lütfen, ne yapabiliriz? bir akıl veren olursa, çok ama çok sevinirim ve müteşekkir kalırım. en azından bu başlığa destek olursanız ve sesimizi duyurabilirsek gerçekten çok büyük bir yardımda bulunmuş olursunuz.

edit: sorumluluk sahibi olan yetkili kurum olarak çevre ve şehircilik bakanlığı yazıya eklenmiştir.

edit2: arkadaşlar, tabii ki de söz konusu ev tapulu bir mülk. koskoca site içinde bir ev. sitedeki bütün evler tapulu. izmir depreminde yıkılıp da devlet tarafından tekrar yaptırılan evlerin hepsi tapulu.

bu arada, bir yanlışlık olabilir diyenler olmuş. maalesef, herhangi bir yanlışlık yok. deprem sonrası çevre ve şehircilik bakanlığı 7 ayrı bölgede inşaata başladı. en sona bizim evin de içinde bulunduğu 3. bölge kaldı. düşünün yani, depremin üzerinden ne kadar zaman geçti, 3. bölgedeki evler hala teslim edilmedi. diğer bölgelerde de benzer sorunlar olduğunu duyduk. diğer bölgelerin kuralarında boş çıkan ev sahipleri hala evsiz durumdalar. o yüzden kura sonucunu öğrenir öğrenmez buraya yazdım, belki bir işe yarar, bir faydası olur diye.

sözün özü, koskoca türkiye cumhuriyeti devleti depremzedelerin tapulu mülklerini gasp etmiş oldu. çevre ve şehircilik bakanlığı da bu rezalete sürecin en başından itibaren aracılık yapmış oldu.

edit3: kura çekiminin yapıldığı kanal için de şunu söyleyebilirim. uyduda frekansı defalarca aratmamıza rağmen bulamadık. internet üzerinden izlemeye çalıştık. o yayın da 5 saniyede bir dondu. sonra da hata verdi. en son twitter'daki bir yayın linkinden girdik. orada da şansımıza tam yayını açtık, 2 dk sonra elenenler arasında bizim adımız da okundu. trt'nin bir ton kanalı dururken uyduda doğru düzgün yayını olmayan, kolaylıkla bulunamayan, internet yayını da sürekli hata veren bir kanal üzerinden kura çekimlerinin yayınlanması da bize hiç iyi niyetli gelmiyor. zira bu rezaleti trt'nin herhangi bir kanalında yayınlasalar, muhtemelen kısa süre içinde tepki göreceği ve kamuoyu oluşacağı için böyle bir yolu tercih ettiklerini düşünüyorum.

edit4: kurası boş çıkanlara dağın başındaki rezerv alanda yapılan evleri itelemeye çalışacaklar. ama biz daha en başında rezerv alanı reddettik. bize sordular, evi yerinden mi istiyorsunuz, yoksa rezerv alandan mı diye. biz de tabii ki yerinden istiyoruz dedik. bu isteğimizi belirtir kağıt imzaladık. evlerin ücretleriyle ilgili, kaç para ödeyeceğimizi bile bilmeden, boş kağıda imza attık. devlet tefeci gibi bize boş senet imzalattı! ve bize evimizin yerinde yapılacağı vaat edildi, hatta söz verildi.

bizim evin bulunduğu yerin arsa değeri ile dağ başındaki rezerv alanın arsa değeri arasında uçurumlar var, dünyalar kadar fark var. ayrıca, dağın başında kim nasıl oturacak?! biz en başta dedik, bırakın biz kendi evimizi kendimiz yapalım diye. ama izin vermediler! önce arsa paylarına çöktüler, tapudaki kayıtları hazineye aktardılar. şimdi de eve komple çöktüler! lütfen bana rezerv alandan ev vereceklermiş işte ne diye laf ediyorsun demeyin. isterlerse rezerv alandan 10 tane ev versinler, ben 15-16 yıl boyunca hayatımın yarısını geçirdiğim evimin olduğu yerde ev istiyorum.

gavurovic nickli yazar arkadaş sağ olsun #140235745 nolu entry'sinde bizim evle rezerv alanın olduğu bir fotoğraf paylaşmış, kendisine çok teşekkür ederim. şu fotoğraf bile iki bölge arasındaki farkı çok net bir şekilde gösteriyor. bizim evin olduğu bölge şu an izmir'deki arsa payı en değerli bölgelerden biri. gayet merkezi ve düz ayak, her türlü sosyal olanağa sahip bir yer. rezerv alan ise dağın başında, kuş uçmaz kervan geçmez, hiçbir sosyal alanı olmayan, doğru düzgün yolu bile olmayan, aşırı dik yokuşa sahip, her yere uzak bir bölge. devlet gerçekten depremde evini kaybetmiş insanlara bunu mu layık görüyor. biz geçmişte sahip olduğumuzdan daha iyisini istemiyoruz, ama daha kötüsünü istemiyoruz! bu kadarına hakkımız yok mu?!

başka bir arkadaş da belirtmiş, yapılan evler de matah değil. önceki evlerin yarısı kadar. hem kat sayısından hem metrekaresinden çaldılar evlerin. 7-8 kat yerine 5 kat yaptılar. 115-140 metrekare yerine 60-70 metrekarelik kullanışsız evler yaptılar. sırf biz istemeyelim, hakkımızdan feragat edelim, başka yere gidelim diye. yine de yerinden ev isteyince de kura çektik, sizi eledik dediler.

evrak falan isteyenler olmuş, elimizde doğru düzgün evrak falan yok. imzalanan evrakların çoğu bakanlıkta. anneme ait olan tapunun fotoğrafını ya da tapu kaydını da buraya koyamam maalesef. bu kadar uzun uzun yalandan entry yazacak halim yok. zaten durumu az çok bilenler ve haberdar olanlar, tüm bu olanların kulağa çok saçma ve imkansız geldiğini, ama maalesef ki gerçek olduğunu biliyor.

edit5: arkadaşlar, ayrıca şunu da belirtmeliyim, biz en başından beri hak sahibiydik. depremden sonra, çevre ve şehircilik bakanlığı hak sahipliğiyle ilgili bir çalışma yaptı. şöyle ki, depremde evi yıkılıp da bayraklı'nın başka bir yerinde sağlam başka bir evi olanlara, yerinden daire verilmeyeceği, rezerv alandan verileceğini söylediler. ya da deprem alanında birden fazla konuta sahip olanlara da sadece konutlardan birinin yerinden verileceği, diğer konutların rezervden verileceği söylendi. konut sahipliklerini tespit edip kim yerinden alacak, kim alamayacak liste liste açıkladılar. bizim bayraklı'da sadece bir tane evimiz olduğu için ve o da depremde yıkıldığı için bize yerinden konut sahibi olabilmemizi sağlayacak hak sahipliği çıktı. bu durum, çevre ve şehircilik bakanlığı tarafından ilan edilen listelerde mevcut. yani en başından beri hak sahibiydik, yerinden ev verilecek diye bu kadar zaman bekledik. çevre ve şehircilik bakanı murat kurum izmir'e geldi ve bize "kimse mağdur olmayacak, bayraklı'da sağlam başka evi olmayan herkes aynı yerden konut sahibi olacak" dedi. aynı bakan hala görevde. daha neler neler dediler. sözde, depremden sonra bir yıl bile geçmeden evleri teslim edeceklerdi. ama neredeyse iki yıl dolacak olmasına rağmen, evleri bize hala teslim etmediler. üstüne bir de mülkiyet hakkımızı göz göre göre gasp ettiler.

annemle babamın 30-40 yıllık bütün emekleriyle, çabalarıyla, birikimleriyle aldıkları ev elimizden uçtu gitti. biz evi satın aldığımızda 2004 senesiydi ve 52 bin türk lirasına almıştık. o zamanlar o bölge şimdiki kadar değerli değildi. gökdelenler falan yoktu. o bölgeye gökdelenler yapıldıkça hem arsa değerleri hem de ev fiyatları uçtukça uçtu. depremden önce de çok canım sıkılıyordu oturduğumuz bölgenin bu kadar kontrolsüz bir şekilde değerlenmesine. mantıklı değil çünkü. şu an bizim evin olduğu yerdeki ev fiyatları 5 milyon türk lirasından başlıyor. biz bu kadar parayı bulup da oradan ev falan alamayız bir daha. mümkün değil! para zaten değer kaybetti. yıkılan evde kalan eşyaların yerine bile yenilerini tam olarak alamadık. her şey eksik kaldı. bari evi verirler en azından dedik. ama onun üzerine de bir bardak soğuk su içeceğiz gibi görünüyor.

edit6: hala rezerv bölgeden ev verilecekse ortada sorun yok yazanlar var. arkadaşlar, bizim ev folkart'a 500 metre mesafede! arsa değerini buyrun siz tayin edin. bir de lütfen internetten rezerv bölge olarak gösterilen izmir şehir hastanesi'nin yakınındaki araziye bakın. dağın başı ya! allaşkına ben neden depremde evim yıkıldı diye dağın başında oturmak zorundayım?! 2004 yılında 2 kat fazla para verdik manavkuyu'dan düz ayak yerde ev almak için. niye aynı yerde yeterli sayıda konut yapılmıyor? neden depremde ölüm tehlikesi atlatan insanlara 20 aydır eziyet ediliyor? neden bu durumu birileri hala normal karşılayabiliyor? ve benim de bu rezaleti normal karşılamam bekleniyor.

yıkılan ev benim yuvamdı. ben 15 yaşındayken, daha lise öğrencisiyken taşındık. hayatımın yarısı, en net hatırladığım zamanları o evde geçti. ben evimi, odamı gerçekten seviyordum ya. o evdeki odama her girdiğimde kendimi gerçekten güvende hissediyordum. o oda benim sığınağımdı, bütün düzenimdi. benim depremden beri doğru düzgün bir odam yok, doğru düzgün bir düzenim yok, doğru düzgün bir çalışma alanım yok. aylardır evler teslim edilsin de yeniden düzenimi kurabileyim diye bekliyorum. lütfen bu durumun normal karşılanması gerektiğini söyleyenler biraz elinizi vicdanıza koyun, biraz empati yapın.

edit7: arkadaşlar evin tapusu, yapı kullanma izin belgesi, imarı, dask'ı yani kısacası yasal her türlü belgesi vardı. sadece bizim evin değil, izmir depreminde yıkılan evlerin hepsinin tapusu da imarı da vardı. bunu niye bu kadar ısrarla soruyorsunuz anlamadım. yıkılan evimizde kanuna aykırı hiçbir durum yoktu.

bizim ev 115 metrekare olduğu için dask bize 115 bin türk lirası ödeme yaptı. o para da hiçbir halta yaramadı. evin geri ödemesi başlayınca kullanırız diye bankada duruyordu. ama o para çoktan pul oldu zaten. 2020'nin kasım-aralık ayından beri türk lirası ne kadar değer kaybetti hepimiz yaşayarak görüyoruz.

en baştan çevre ve şehircilik bakanlığı evlerin tekrar yapımını bize bıraksaydı, o zaman tüm şartlarımızı zorlar, bir şekilde o 115 binin üzerine biraz daha para ekler, evi tekrar yaptırabilirdik. zira o dönem inşaat maliyetleri şu anki kadar yüksek değildi. daire başına 200-250 bin türk lirası ödeyince maliyet çıkıyordu sanırım. ama şu an müteahhitler 1 milyon türk lirası istiyorlarmış inşaat masrafı için.

ama bakanlık bize herhangi bir seçme hakkı tanımadı! illa biz yapacağız bu evleri dediler. ben, annem, babam çok karşı çıktık, kendimiz yaptırmak istiyoruz diye. ama sesimizi kimseye duyuramadık. bizim bina 3. proje alanının tam ortasında kaldığı için açık açık, gayet pişkin bir şekilde sizin seçme hakkınız yok, oraya sadece biz ev yapabiliriz dediler. bizzat çevre ve şehircilik bakanı dedi bunu!

o evlerin yerine hiçbir şey yapılmasaydı, tek bir çivi bile çakılmasaydı, şu anki durumdan daha iyiydi zaten. yapılan evler beş para etmez! o kadar kullanışsız ki anlatamam. bir evin metrekaresi küçük olabilir ama gene de kullanışlı olur. ama bu evler öyle değil. başka bir deyişle, bu evler içinde insan yaşasın diye yapılmamış. yani insanın gerçekten görmeden inanası gelmiyordur. ama durum gerçekten bu! ve bizden o kullanışsız evleri bile esirgiyorlar! ev benim üstüme kayıtlı değil. anneme ait. tapu benim üzerime olsa ne kadar şikayet edilecek yer varsa gider 50 kere itiraz ederdim.

annem buraya bu olanları yazmamı bile istemedi. kadın korkuyor çünkü kendi başına ya da benim başıma bir iş gelirse diye. bugüne kadar onun hatrına sabrettim. ama kura boş çıkınca artık bardak taştı, kaybedecek bir şeyim de kalmadı. hiçbir şey de umrumda değil! evimi gözümün önünde yıktıklarında ben zaten öldüm. bütün geçmişim, hatıralarım öldü. bu yeni yapılan evler sadece ufak bir teselli olacaktı, onu da çok gördüler.

dokuz eylül üniversitesi'nde işletme doktora öğrencisiyim. haziran ayında 2. tez izlemeye girdim. ama size tüm samimiyetimle söylüyorum, bu ev işi çözülmezse, 3. tez izlemeye asla girmeyeceğim. sikmişim doktorasını da akademisini de! her şeyden vazgeçmiş durumdayım. yaşamaktan soğuttular bizi! hem benim hem ailemin hayatını söndürdüler!

depremden sonraki ilk iki hafta boyunca ne türlü kötü muamelelere maruz kaldığımızı çoğu insan bilmiyor. polisinden zabıtasına, bakanından kaymakamına, valisine kadar sorumlu ne kadar yetkili varsa hepsi dalga geçer gibi muamele etti depremzedelere! resmen acımızla alay ettiler! gelin deprem bölgesindeki insanlara sorun, hepsi aynı şeyi söyler. ya gerçekten sinirlerim o kadar yıprandı ki artık burada içimi döküyorum. yoksa derdim kendimi acındırmak falan değil. olan bu arkadaşlar. başka bir yerde deprem olsa gene olacak olan da bu anladığım kadarıyla.