abd en sonunda alması gereken kararı almıştır.
şimdi burada bazı noktalara değinmek gerekiyor.
öncelikle günümüz dünyasında proxy savaşlar her ne kadar kullanılsa da eninde sonunda meydan gerçek ordulara kalıyor. daeş, pkk, el nusra, öso gibi örgütler ne kadar silahlandırılırsa silahlandırılsın düzenli bir ordu kadar etkin olamazlar. olamadılar da. ikinci körfez harekatından sonra perişan olmuş, kurmaylarının ve silahlarının büyük kısmını kaybetmiş ve fiilen ikiye bölünmüş ırak bile daeş ve peşmerge kuvvetlerini geri çekilmek zorunda bıraktı. tabi ırak bu daeşe ilk başta büyük bir kayıp yaşadı ama orada sünni subayların daeş saflarında çatışması da önemli rol oynamıştı.
ypg veya pkk’ya istediğiniz kadar silah verin sonuçta bu gibi merdiven altı ordumsu terör örgütleri, düzenli bir ordularda olan iki önemli unsurdan yoksunlardır.
1- kaliteli kurmay subay.
2- etkin bir hava kuvveti.
bir ordunun kalitesinin yarısı silah teçhizat gücü oluşturuyorsa, kalan yarısını da subay ve kurmay kalitesi belirler. bunun en güzel örneği 1940 yılında savaşan iki denk güç almanya ve fransa arasındaki mücadeledir. fransız ordusunun yanında ingiliz seferi kuvvetleri, belçika ordusu ve hollanda ordusu vardı. bu kuvvetlerin toplam silah teçhizat gücü almanlarla denkti. savaşın gidişatına etki eden ise almanların kurmayları ve sahada savaşan subaylarının daha kaliteli olması idi.
bu gibi toplama örgütlerin böyle kaliteli subaylara sahip olması öyle 3-5 yılda mümkün değildir. bırakın bu örgütleri devletlerin dahi subay kalitesini artırması 20-30 yılda bile mümkün değil.
bugün türk ordusu subay ve kurmay kalitesi bakımından dünyanın sayılı ordularından biriyse bu geçmişten gelen geleneğin devamı sayesindedir. ki türk ordusu sakarya savaşında subaylarının büyük kısmını kaybetmesine rağmen geleneğin devamı ile bu subayları tekrardan yetiştirmiştir. bunun en güzel örneği 74 kıbrıs barış harekatının askeri olarak mükemmelliğindedir.
ikinci olarak da vurucu bir hava kuvvetinden yoksun olmak bir örgütün veya bir devletin savaş alanında hiçbir zaman etkin olamayacağının diğer kanıtıdır.
amerika nato’nun başat vurucu gücü olarak ikinci sıradaki ve dünyanın en jeopolitik topraklarına sahip müttefikini üç beş çapulcu için kaybetmesini ben hiçbir zaman mantıklı bulmuyordum. ha dersiniz ki adamların amacı ülkeyi parçalamak ve irili ufaklı devletler şeklinde yönetmek. ancak burada şu var; 1918’de yapamadığını 2000’lerin türkiye’sinde nasıl yapacaksın? türkiye gibi bir ülkenin eksen değiştirmesi dünyayı çalkalar. her ne kadar bu söylediğim hadi lan ordan denilse de türkiye’nin jeopolitik önemi dünyadaki büyük devletlerin hepsini bağlar. amerika bugünlerde yaptığı açılımın ne kadar arkasında olacak göreceğiz. eğer türkiye’yi kaybetmemeyi göze alamadıklarından yapıyorlarsa aklın yolu bir. çünkü doğu eksenine kaymış bir türkiye avrupa, orta doğu ve akdeniz’in tüm askeri ve siyasi doktrinlerini değiştirir. bu jeopolitik önem ve askeri gücümüz sayesinde kıbrıs, balkanlar, kafkasya ve orta doğudaki problemlerimizde iyi kötü sonuca ulaşabiliyoruz. kardak krizinde amerika ve avrupa iki ülke arasındaki savaşa karışmama kararını aldıysa bu sadece yunanistan’ı desteklediklerinden değildi. nato’nun güney kanadının savunma planları içinde olmayan bir türkiye ne amerika’nın ne de avrupa’nın göze alabileceği birşeydir.
ayrıca şöyle silahlandırdılar böyle eğittiler dediğiniz çapulcuları göreceğiz. ister 30 bin ister 100 bin kişilik kuvvetleri olsun, türk ordusu gibi bir çarpan kuvvet bunları çarpılmış tavuğa nasıl çevirecek göreceğiz. afrin harekatında da şöyle olacak böyle olacak denildi sahada kaçacak delik aradılar.
hiçbir zaman proxy örgütlerle sonuca ulaşılamayacağını suriye iç savaşı ve türkiye’nin suriye’deki operasyonları batı ülkelerine acı acı gösterdi.
tanrı türk’ü korusun ve yüceltsin. tengri biz menen!
21.12.2018 · 21. sıra
titrek mum alevi
20.12.2018 01:38